29 Kasım 2011 Salı

Sigaram Gibisin...

Karabükspor maçının sonucunu, oynanan oyunu düşündükçe aklıma sadece arabesk tandanslı cümleler geliyor. Sigarayı benzetiyorum Bursaspor'u günün her anında kalp cebimizde. Tüm alışkanlıklarımızda O var; Sağlıklı olmak için bırakmak lazım bunu biliyorum ama imkanı yok, müptelası olmuşum bir kere. Duman duman içime çekiyorum her gün, şarkılar söylüyorum notalı-notasız. Zehri kanıma karışmış bir kere, arınması imkansız. Ama bir gol atınca, bir maç kazanınca yemek sonrası yakılan sigara sonrası gibi oluyor ciğerlerim, nefes aldığını hissediyorum.

Aslında ben ne yazmaya çalışırsam çalışayım alasını yazmış Harun Kolçak; (Dinlemek için tıklayınız)

Sigaram gibisin
En tutkulu keyfimsin
Yanımdayken özlüyorum
Dumanın yakıyor
Kalbim hızla hızla atıyor
Ellerim seni arıyor
Müptelayım sana
Zarar versen de bana
Katlanıp acılara
Seni içime çekiyorum
Dudaklarım alışık
Ellerimle barışık
Duygularım çok karışık
Tadın kokunla geliyor
Kalbim hızla hızla atıyor
Ellerim seni arıyor
Müptelayım sana
Zarar versen de bana
Katlanıp acılara
Seni içime çekiyorum

Geçmez bu hafta...

Öncelikle pazartesi maçlarından nefret ettiğimi söyleyerek yazıya başlayayım. Malum hafta başı olan pazartesi sendromuna bir de mağlubiyet eklenirse o haftanın sonu gelmek bilmez. Ayrıca bizler gibi son 3 maçını pazar (ama bayramın 1.günü), pazartesi, pazartesi oynayan bir takımın taraftarıysanız TFF ve yayıncı kuruluşa karşı olan sevginiz de (!) artarak devam eder.

Neyse Samsunspor maçından sonra seriye bağlamak için kazanmamız gereken bir pazartesi maçından maalesef eli boş dönerek bütün haftayı zehrettik. Bursaspor maç boyunca Bülent Korkmaz'ın Karabük'ün den  2 kat daha fazla topu ayağında tutmasına rağmen rakibinden 3 gol yemeyi başardı. Başardı diyorum özellikle son gol tamamen bir facia. Tartışmalı bir de penaltı pozisyonu var ki evlere şenlik. 50'ye yakın haftadır penaltı nedir bilmeyen biz Bursasporlular bu tarzda ceza sahası içinde sadece Batalla'ya yapılan 5-10 müdahale çıkartabiliriz.

İlk yarı özellikle bal yapmayan arı modundaydık. Devrenin tek organize atağını geliştiren Karabük, Shelton'la üstünlük sayısını buldu ve devre böyle kapandı. Hafta içi basın toplantısında ''son yarım saatte oyuna girdiğim zaman tüm yükün benim sırtımda olduğunu  hissediyorum'' tarzında konuşan Batalla maalesef ilk 11'de başladığı Karabük deplasmanında pekte yük almışa benzemiyordu nitekim ikinci yarı yerini Turgay'a bıraktı.

İkinci yarı Karabük'ün Cernat ile bulduğu penaltı golü Bursaspor'un galibiyet ümidini pamuk ipliğine bağladı derken Serdar'ın o talihsiz pozisyonu yaşandı. Maç esnasında 2-3 tekrarını seyrettiğim pozisyonda Mehmet Batdal'ın kasıtlı olarak Serdar'a kafa attığı izlenimi oluşmadı desem yalan olur. Hava topu mücadelesinde rakibinden aşağıda kalan oyuncular genelde yalancı sıçrama yaparken Batdal'ın yaklaşık 10 cm aşağıda kaldığı bi hava mücadelesinde  bu denli sert kafa darbesi bana pek iyi niyetli gelmedi.

Sakatlığın yaşandığı sırada Bangura oyuna girmek için hazırlık yapıyordu. Ancak Serdar devam edemeyince Sağlam önce İbrahim'i tercih ederek Bangura'yı 5 dakika daha bekletti. Teknik taktik işlerine pek karışmayı sevmesemde o dakikada Serdar'ın yerine N'Diaye'yi stopere çekip orta sahaya taze kan olarak Musa'yı, ileriyede aynı anda Bangura'yı koyabilseydik belki uzatmalarla birlikte oynanacak yaklaşık 25 dakikada 2 gol bularak bir puanı çıkartabilirdik.

3-1'lik mağlubiyetin üstüne yazıp çizecek pek keyifte yok aslında. Dün gecenin en büyük kazancı ise şüphesiz Bangura'nın ''Ben artık hazırım'' mesajını vermesiydi. Dün yerini Bangura'ya devreden Tagoe'nin bu takımın topçusu olduğuna olan inancım artık yok denecek kadar az maalesef. Bir kaç ay sonra başlayacak  Afrika Kupası'nı 4 kez kazanan, 2008'de üçüncü, 2010'da ikinci olan Gana'nın ikinci santraforu bu mu ? diye sormadan edemiyorum kendime.Ganalı santrafor Afrika Kupası'na kadar silkelenip kendine gelmek zorunda. Aksi takdirde bu form grafiği ile devam ederse Afrika Kupası boyunca yerini devredeceği Okan Deniz yeterli şansı bulursa Tagoe'ye bavulunu toplatır. Ganalı oyuncu da Mbesuma, Tadeu gibi aşı tutmayan zenci golcüler listesine adını yazdırır.

Artık mağlubiyetin izlerini günden güne silerek pazar gecesi Eskişehir ile oynayacağımız diriliş maçına kendimizi odaklamalıyız. Pazar günü defansın göbeğinde Serdar-Stepanov'u, orta sahada N'Diaye'nin dinlendirildiğini ve ilerde Bangura'nın oynadığını göreceğimiz  bir kadro dileğiyle... Son söz olarak; Bursaspor varsa umutta var demektir...

25 Kasım 2011 Cuma

II. Bölüm

Geçtiğimiz günlerde çıkan bir haberi görünce hayrete düştüm açıkçası, Karabük Emniyet Müdürlüğü imzasını taşıyan haberde şu ifadeler yer alıyor, “Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadyumu'nun inşaat halinde olduğundan toplam seyirci kapasitesi 5000 civarındadır. Misafir seyirciye Süper Lig Müsabakaları Statüsü'nün 8.Maddesinin "Tribün Düzenlemesi ve Organizasyon" 10.Fıkrası "Ev sahibi kulüp, misafir kulüp seyircileri için güvenliği tam olarak sağlanmış bir tribünde stadyum oturma kapasitesinin en az %5'i oranında yer ayırmak zorundadır" hükmü gereği 200 kişilik yer ayrılmıştır.” Şu kurulan cümlelere ne demeli? Türkiye’de birinci ligde mücadele eden bir takıma yakışıyor mu bu rakam? Sormazlar mı hangi dünyadansınız diye? Allah’tan konumuz bu değil…

Kimi isimler vardır akıllara yer eden, duyduğunuz anda onu pekiştiren diğer yarısıymışçasına öteki isim gelen, buna güzel bir örnekti Karabük ve Yücel İldiz. İki hafta önceki Eskişehir maçından hemen sonra istifasını verdi İldiz. Bank Asya’dan çıkardığı, ilk senesinde herkesi şaşırtan skorlar alan, tabiri caizse kendi var ettiği takımı bıraktığını açıkladı Yücel hoca ve yerine Bülent Korkmaz getirildi. Korkmazla bir maça çıkan Karabük, Ankaragücü deplasmanından mağlup döndü, bu sonuçla kardeşte ligdeki ilk galibiyetini almış oldu.

Hayatta bazı olaylar vardır, devamı gelmedikten sonra kendi başlarına pek bir şey ifade etmezler. Bizim içinde pazartesi günü oynanacak Karabük maçı benzeri olay, yani sözün özü 3 puandan gerisi yalan. Ertuğrul hoca Bursaspor’ un başına geçtiği günden beri (2 Ocak 2009) iki takıma diş geçiremedik, bunlardan biri trabzonspor diğeri ise Karabükspor. Pazartesi günü bu maçtan sonra Karabükspor’u bu olumsuz istatistikten sileceğimize inanıyorum. Dört haftalık beraberlik ve beş haftalık kazanamama serüvenine son veren takımımızda keyifler yerinde, sadece hüzünlendiren tek bir olumsuz gelişme var o da Samsunspor maçında taraflı tarafsız bir çok kişinin saygısını ve sevgisini kazanan Turgay Bahadır’ın annesinin rahatsızlığı. Maç sonrası annesinin kalp krizi geçirdiğini öğrenen Turgay apar topar Avusturya’ya gitmiş. Bugün yarın Bursa’da olması beklenen Turgay’ın annesine acil şifalar diliyorum. Tekrar maça dönecek olursak beni sevindiren ilk maçından mağlup dönen Korkmaz’ ın kendi evinde ilk sınavını verecek olması, bu yüzdendir ki Korkmaz bize karşı kapanmayı değil hücumu düşünecektir. Bizimde tek eksiğimiz kapanan bir takımı açmak. Hafta içi basın toplantısında Batalla’nın kurduğu bir cümle çok önemli; ‘Tüm yükü omuzlarımda hissediyorum’ ofansif anlamda tüm yükü üstlenen süper bir bücürümüz var fakat o da performans olarak süreklilik arz etmiyor. Gününde olan bir Batalla ve Ozan ile çok rahat kazanacağımız bir maç olacaktır Karabük. Defans hattında İbrahim’in bu hafta Ömer’in yerine, Bangura’nın Turgay’ın yerine, Batalla’nın ise Sestak’ ın yerine forma giymesini bekliyorum yani Carson, Vederson-İbrahim-Serdar-Basser, Ndiaye-Adem, Ozan-Batalla-İsmail, Bangura şeklinde bir ilk 11 bekliyorum sahada.

Karabük’ten alacağımız galibiyetten sonra beklide haftayı 3. sırada tamamlayabiliriz. Serinin ikinci bölümü için saldır Bursasporum!

24 Kasım 2011 Perşembe

Arjantin pazarının son ıskartası Insua

Bursaspor'da haftalık olağan basın toplantısının bugünkü isimleri Pablo Batalla ve Federico Insua'ydı. Yaklaşık 1.5 aydır formaya uzak kalan ve hatta İstanbul BŞB deplasmanında oynadığımız maçta şeref tribününde bir bayanla gülüşürken ki pozu yerel basına eleştiri malzemesi olan Insua hayli dertliydi. Forma şansında sürekliliği sağlayamadığından yakınan tecrübeli Arjantinli ''Karabükspor karşısında oynayacak arkadaşlara başarılar diliyorum'' diyerek inceden bir gönderme yapmayıda ihmal etmemiş basın toplantısında.

Insua, Bursaspor'un şampiyonluğundan sonra yapılan en beklentisi yüksek olan transferdi. Kariyerinde Avrupa'ya 3.seferini Bursa'ya yapan Arjantinli, daha önceden birer sezon süren Malaga ve Mönchengladbach maceralarının aksine Bursaspor'da ki kariyerini ikinci sezona taşımayı başararak bir anlamda Avrupa fobisini yıkmıştı. Ancak Tangocu burada da beklentileri karşılayamadı. Transfer olduğu ilk sezon Avusturya kampında Krita'nın sert girmesi sonucu sakatlıkla sezona girdi. Ertuğrul Sağlam'ın özellikle Şampiyonlar Ligi maçlarında vazgeçmediği Insua sezonu 25 maçta 1364 dakika oynayarak tamamladı. Yani görev aldığı her maçta ortalama 55 dakika sahada kaldı Insua ama istatiksel katkısı 1 gol  1 asist ile sınırlı kaldı.

Bu sezon aslında kendi adıma çok ümitliydim Insua'dan. Avrupa'da ilk defa üst üste ikinci sezonunu geçirecekti ve sakatlık yaşamadan girdiği sezonda beklenen patlamayı yapabilirdi. Ancak sadece 7 maçta forma şansı bulan Insua'dan akılda kalanlar 10 kişi kaldıktan sonra direnci kırılan Gomel karşısındaki 1 gol 1 asisti, Mersin deplasmanında Tagoe'ye kaş-göz ederek attığı akıllıca taç (devamında Tagoe'nin asistiyle Turgay topu ağlara göndermişti)  ve Gençlerbirliği maçında yerini Batalla'ya bıraktıktan sonra vatandaşının yaptığı 3 asist ile ''bu takımda en iyi tangoyu ben yaparım'' mesajını vermesiydi.

Batalla demişken bugünkü basın toplantısında o da Insua ile birlikte oynasalar daha verimli olacağını söylemiş. Insua'nın istatistiklerini vermişken geçen sezon Pablo'nun da katkısını rakamlara dökelim. 38 maç - 2511 dakika (Maç başına 66 dakika) 4 gol - 14 asist.

Amacım aslında iki futbolcuyu karşılaştırmak değil zaten böyle bi karşılaştırmaya gerekte yok. Insua maalesef bekleneni  verememenin yanında bir kaç maç harici ümit bile vermedi bu camiaya. Şampiyonluktan sonra girdiğimiz Arjantin pazarının Nunez ve Steinert'ten sonra elde kalan son mahsulü Insua'nın da bana göre  bu saatten sonra Bursaspor'a verebileceği birşey kalmamıştır. Arjantinli oyuncunun Ocak ayında ülkesine dönmesi kimseyi şaşırtmaz veya üzmez. Belki Ocak'tan önce bunları yazmak yersiz olabilir, belki de Insua Ocak'a kadar tüm maçlarda ortalığı kasıp kavurur orasını zaman gösterir ama bence artık yol ayrımının zamanı gelmiştir.

Son maçlarda Insua'nın yerine kulübede bekleyen isimlerin Barış Örücü, Musa Çağıran gibi genç oyuncular olması bence gelecek adına daha olumlu adımlar. Tabiki bu gençleri sadece uzatma dakikalarında kullanarak değilde daha fazla süre verip daha çok sorumluluk yüklemek  (0-0 giden Manisaspor maçında Barış Örücü'nün 20 dakikaya yakın süre alması gibi) dahada olumlu olacaktır.

Sözün özü 1.5 senedir yokları oynayan 32 yaşındaki Insua'ya ümit bağlamak yerine bu takımın altyapısında yetişen veya genç yaşta bu takıma katılan gençleri izlemek tahmin ediyorum ki her Bursasporlu'nun ortak isteğidir.

22 Kasım 2011 Salı

Özlenen 3 puan ve adamlık dersi

Dün geceden hanemize yazdırdığımız iki değer var. Biri üç puan; getirisi yaklaşık 750 bin TL... Biri adamlık dersi değeri ise paha biçilemez.

5 haftalık galibiyet özlemi ile çıktık dün Atatürk Stadı'na ve gecenin sonunda hanemize üç puanın yanında adamlık sınavından da geçmenin gururunu yazdırdık adam gibi adamın, adam gibi öğrencilerinden biri olan Turgay Bahadır'ın sayesinde....

Maça baktığımızda Ertuğrul Hoca kadro seçiminde herkesi ters köşeye yatırdı Batalla ve Bangurayı yedek oturtan Sağlam, Ömer ve İsmail'e ilk 11 de formayı teslim etmişti. Nitekim Kaptan defansta zaman zaman aksasa da Bance ve Zenke gibi iki hareketli hücumcudan gol yemeden kapattık maçı tabi ki burda aslan pay Carson'ın. Üç maçtır kalesini gole kapayan İngiliz file bekçisi yükselen formuyla hem Euro 2012 kadrosundaki yerini sağlamlaştırdı hemda piyasasını yükseltmeye devam etti.

Maçın yıldızı ise bana göre Chretien Basser'di. Savunmada görevini tam yapan Faslı sağ bekimiz hücuma verdiği katkı, attığı klas gol ve genelde Vederson'dan seyretmeye alıştığımız hücuma çıktığında oynadığı çizgiden içe kat ederek pozisyon yaratmasıyla 10 üzerinden 10'luk bir performans sergiledi. Ayrıca yerini aldığı Ali Tandoğan'ın gol attığı haftada yıldızlaşarak olası bi ''Ali Basser'den daha iyiydi niye gönderdik ki?'' eleştrilerininde önüne geçti.

İlk yarının son dakikalarında Turgay'ın verdiği ''adamlık'' dersi gecenin olayıydı. İlk yarı boyunca dökülen ve ''2 haftalık Milli maç arasında sırf topuk pası mı çalıştı acaba, ne bu topuk pası merakı ?'' dedirten Turgay gösterdiği dürüst davranışla 3 senedir onu bu takımın bi parçası yapan şeyin yetenekten çok karakter olduğunu gösterdi. İnşallah ilerleyen haftalarda attığı goller ve yükselen formuyla gündeme gelir.

Oyun anlamında çok iyi olduğumuzu söyleyemesekte neticede kazanmak güzel. 1-0 öne geçtikten sonra 10 kişi mücadele eden rakipten pozisyon yemek maç esnasında oldukça sinir bozucu olsada sonradan düşününce 5 haftadır kazanamayan ve bu sezon yaşadığı son dakika travmalarından canı yanmış bir takımın bocalaması olarak görüyorum bunları. Neyse ki Carson günündeydi ve gece mutlu bitti.

Sestak sayılmayan goldeki usta vuruşu dışında dün gece oldukça vasattı. Cezasını tamamladıktan sonra her maça ilk 11 de çıkan oyuncunun artık ilk 11 deki yerini devretme vakti geldi diye düşünüyorum ve Karabük deplasmanından başlayarak Teteh Bangura'nın artık golleriyle muhteşem bi geri dönüş yapmasını bekliyorum.

Turgay dışında gecenin bir diğer adamlık örneği Samsunspor tribünlerinden geldi. Ertuğrul Hoca için açtıkları pankart son derece anlamlıydı. Gecenin en talihsiz olayı ise Açık Kale'de açılan pankarttı, yakışmadı.

Son olarak dün maçı izleyenler arasında Milli Takım teknik direktörü Abdullah Avcı'da vardı. Bugün basında Ozan İpek'i beğendiği belirtilmiş ama bana göre en iyi yerli oyuncumuz Adem Koçak'tı. Avcı'nın bugün bir Milli Takım kadrosu açıklaması gerekse ilk yazacağı isimlerden biri Adem olurdu herhalde. Adem'in dışında tabiki Ozan İpek'te dün sahanın iyilerindendi ağrılarına rağmen yaptığı fedakarlıkla sahadaki yerini aldı ve görevini tam anlamıyla yaptı Milli oyuncu.

Uzun süredir dile getirdiğim gibi Fenerbahçe maçına kadar seriye taktık mı 15.haftada dananın kuyruğunu kopartıp bu yarışta ''biz de varız'' deriz. Karabük maçında Batalla & Banguralı bir kadro ve erken kopartıp rahatça sonunu getirebiliceğimiz bir mücadele görmek ümidiyle...

3 puandan daha fazlası

Bursa sokakları dün akşam aylardır görmediğimiz bir coşkuyla yürünüyordu. Bu sezonun en farklı maçlarından bir tanesi henüz başlamadan kendini belli ediyordu, stadyuma adım atar atmazda uzun zamandır böyle kalabalığı görmediğim için şaşırmıştım açıkçası. Kadroları görünce 4-4-2 yi belki de ilk defa tam anlamıyla oynayacaktık. Ozan ve İsmail kanatlarda Ndiaye ve Adem ise ortada Sestak ve Turgay ise ileri uçta görev yapacaktı. Nitekim maçada bu şablonda başlandı. İlk dakikalarda kalemizde ciddi bir tehlike atlattık, ilk kaleye şutumuz ise Vederson’ un kullandığı serbest vuruştu. Maçı fazlada irdelemeye gerek yok bence her ne olursa olsun bu maçı kazanmamız gerekiyordu ve zorda olsa kazanmasını bildik.

Maçın en önemli olayı herkesin malumu olduğu üzere Turgay Bahadır’ın elle indirdiği ve Sestak’ın vuruşunda golle sonuçlanan pozisyondu. Bu pozisyonda hakemler pozisyonu süzememiş ve pozisyon golle sonuçlandıktan sonra Samsunspor’lu futbolcuların itirazları sonucu hakemde Turgay’a pozisyonu sorup hiç beklemediği bir cevap alınca sarı kartı görüverdi Turgay Bahadır. Bu konuyu biraz deşmek gerekiyor sanırım, kural ne diyor elle oynama hakkında; eğer futbolcu kendisine ya da takım arkadaşına avantaj sağlamak için elle topa dokunuyorsa bunun karşılığı sarı karttır. Pozisyonunda Turgay kafa topuna çıkıyor ve top arkasına doğru düşerken top koluna çarpıp Sestak’ın önüne düşüyor. Şimdi Turgay bu topu avantaj sağlamak için mi elle oynadı? Turgay o topu oraya sırtı dönükken görmeden bilmeden nasıl indirecek? Madalyona diğer tarafından bakalım hakem görmediği pozisyona nasıl sarı kart çıkarıyor? Turgay bir adamlık-insanlık davranışı gösteriyor ve karşılığında sarı kartı görüyor. Peki o pozisyonda Turgay ‘Hocam vallaha elime değmedi, sırtıma çarptı top’ dese ne olacaktı? Yoksa Samsunspor’lu itiraz eden futbolculara sarı kart mı gösterecekti? Bu konu hakkında maçtan sonra tv programlarındaki görüşlerde bir o kadar enteresandı gerçi adamlar haklı, sürekli küfür eden, el kol hareketi yapan, yalandan yere kendini yere atıp onlarca takla atan, taraftara o. diye başlayan cümleler kuran futbolcuları gördükten sonra bu tip hareketleri görmek onlara ağır geliyor. Şu soruyu sormadan da geçemiyorum acaba Turgay'ın davranışını büyütülmüş takım futbolcuları yapsa ne yazılırdı ne çizilirdi? Kendi adıma Şansal Büyüka, Markus Merk, Emek Ege ve Oğuz Tongsir’ e teşekkürlerimi iletiyorum çünkü gerekli hassasiyeti bu isimler gösterdi izlediğim programlar arasında.

Maç içinde Carson, Basser, Adem, Ozan’ı çok beğendim.Sestak alınınca çok sevinmiştim fakat bekleneni bir türlü vermedi, dünkü karşılaşmada da hatırladığım kadarıyla üç tane net pozisyonu harcadı, yetenekli bir isim fakat biraz daha dikkat etmesi gerekiyor.Son olarak değinilmesi gereken noktalar ise İsmail Haktan’ ın ilk 11’de forma giymesi ve Musa Çağıran’ ın ilk defa Bursaspor formasını giymesi oldu. İsmail’ e sahip çıkmamız gerektiğini bilmeyen yoktur. Geçen hafta A-2 forması giyen genç bir isme bu hafta ilk 11 de şans verilmesi çok hoş bir görüntü ama bu çocuğa her top ayağına geldiğinde aaa-uuu diye uğultular çıkarmak yerine sahip çıksak, biraz daha gaz versek daha olumlu olmaz mı? Musa Çağıran ise oyuna son dakikalarda girmesine rağmen kumaşını kısa sürede belli etti, bir gol pozisyonu ve attığı bir ters top beni mest etti açıkçası. Ndiaye’ nin son zamanlarındaki formsuzluğu göz önüne alındığında Musa şu zamanda çok büyük bir kazanç olacaktır bizim adımıza.

Turgay'ın dün akşamki davranışı 3 puandan daha fazlasıydı, teşekkürler Turgay Bahadır!

#homurtularyukseliyor


Hepinizin malumu birkaç gündür twitter da #atkilaraciliyor tweetini TT yapmaya çalıştık Bursaspor taraftarları olarak ama beceremedik lakin bugün stadta özellikle maraton tribünü olarak konuşuyorum #homurtularyukseliyor kesinlikle TT oldu.

Futbolcular, Ertuğrul Sağlam hatta yöneticilerin stadyumun boş olmasıyla alakalı beyanatları oluyor bu sene sürekli ben bunun bazı Bursaspor taraftarları tarafından yanlış algılandığını düşünüyorum. Mesela bugün Samsunspor maçında maraton tribününün büyük bölümü boş olsaydı takıma daha fazla ivme kazandırabilirdi en azından ilk yarı birşey yapmak için çabalayan İsmail'i bitiremezdi. Yine aynı şekilde yeterli olsun yada olmasın Turgay'a bela okunmazdı.

Şampiyon olduğumuzdan bu yana ben tribünlerin maç kazandırdığını hatırlamıyorum ve bu iş maraton tribünü için paradoks haline gelmiş vaziyette "Yumarta mı tavuktan çıkar? Tavuk mu yumurtadan?" Çünkü yerinden hiç kalkmayan, kalkana otur diyen bazı insanların konuşmalarına şahit olduğumda "Böyle oynarsanız taraftar neden gelsin?" söylemlerini işitiyorum. Taraftarlığın amacı takımı böyle oynatmamak değil mi zaten? Çok değişti Bursa'da şampiyonluktan sonra ama en çok değişen sanırım taraftar profili oldu. Sadece başarıya odaklı vermeden isteyen bir grup olmaya başladı tribünde. Bu durum sonrası misal benim için iyiyden iyiye zorlaşıyor tribünde maç izlemek. Formayı terleten oyunculara bu kadar hakaret edilmesi ağırıma gidiyor doğrusu.

20 Kasım 2011 Pazar

3.Lig'de hüzünlü pazar ve kaçan balık (!) Üstün

Üçüncü ligdeki temsilcilerimiz maalesef kötü bir pazar günü geçirdi, günün tek tesellisi Nilüferspor'un kazanması oldu. Diğer 3 ekibimiz ise haftayı puansız kapattı.

Üçüncü Lig 1.Grup'un lideri İnegölspor en yakın takipçisi Sandıklı Belediyespor'a konuk oldu. Rakibinden 1 maçı eksik olan ve 4 puan farkla haftaya zirvede giren İnegölspor ilk yarısı 0-0 biten mücadelede ikinci yarı geriye düşmesine rağmen beraberliği yakaladı ancak 79.dakikada kalesinde gördüğü gol ile ligdeki ilk mağlubiyetini aldı.Bir maçı eksik bordo beyazlılar bir puan farkla zirvedeki yerini koruyor.

İnegölspor dışında Üçüncü Lig 2.Grup'ta yer alan iki temsilcimizde haftayı puansız kapattı. Oyak Renault deplasmanda Kilimli Belediyespor'a 2-0, Orhangazispor ise evinde Sivas 4 Eylül Belediyespor'a 1-0 mağlup olmaktan kurtulamadı. Bu grupta Renault 11 puanla 12., Orhangazispor ise 8 puanla 18. (Sondan ikinci) sırada bulunuyor. Form grafiklerine bakılırsa iki temsilcimizde Play-Off'la kalabilme mücadelesinde değil düşmeme mücadelesinde yer alacaklar.

Üçüncü ligdeki temsilcilerimizden yüzümüzü tek güldüren Nilüferspor oldu. 3.Grup'ta yer alan ekip evinde ağırladığı Darıca Gençlerbirliği'ni 3-2 yenerek 6.sıraya yükseldi. Bursaspor'dan kiralık olarak giden Anıl Sarak'ın 90 dakika forma giydiği mücadele sonucunda puanını 18'e çıkartan temsilcimiz Play-Off barajı ile farkı 1 puana indirdi. (Grup birincilerinin direkt olarak terfi ettiği 3.Lig'de ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci sırayı alan takımlar Play Off oynamaya hak kazanacaklar.) Nilüferspor'un grubunda Hatayspor 30 puanla lider durumda bulunuyor.

Alt liglere dalmışken kiralık verdiğimiz oyuncularımızdanda bahsedelim. Düzenli olarak forma bulan iki oyuncumuz var. Biri Nilüferspor'a giden Anıl Sarak diğeri Adana Demirspor'a giden Tunay Acar. Tunay ve Anıl takımlarının 3 puanla kapattığı haftada 90 dakika görev aldılar. Diğer kiralık oyuncularımız ise haftayı yedek kulübesinde veya tribünde geçirdi. Adana Demirspor'a kiraladığımız Bedri Can Özdoğan sakatlığı nedeniyle yaklaşık 1.5 aydır sahalardan uzak, Bandırmaspor'a giden Abdül Altın ise forma yüzünü görmeyi bırakın yedek kulübesini görmüşlüğü yok. Şanlıurfaspor'a kiralık yollanan İlhan Depe ise haftayı yedek kulübesinde tamamladı. Geride kalan 10 haftada 1 kez ilk 11'de sahaya çıkan İlhan 4 mücadelede ise sonradan oyuna girdi.

Alt ligler demişken yazının son kısmını Bursaspor altyapısından yetişen ve şu sıralar forum sayfalarımızda adı geçen Üstün Bilgi'ye ayırayım. Üstün, bugün takımını Bandırmaspor karşısında öne geçiren golü kaydetsede maçın 3-1 kaybedilmesine engel olamadı. Kızılcahamamspor'da forma giyen 1988 doğumlu Bursaspor patentli oyuncunun adı şu sıralar Gençlerbirliği ile anılıyor ve bizim tarafımızdan yeni ''kaçan balık'' olarak görülüyor.


Kısaca bi geçmişine göz atacak olursak 2006-2007 sezonunda Bursaspor PAF takımı ile 26 maç 5 gol istatistiği yakalamış Üstün, ertesi sezon ise kiralık olarak ilk durağı olan Merinos'ta 21 maç 4 gol ile sezonu tamamlamış. 2008-2009 sezonunu bir başka üçüncü lig takımı olan Mustafa Kemalpaşaspor'da geçiren Üstün sezonu 27 maç 12 gol ile bitirdi. 2009-2010 sezonunda ise Oyak Renault forması altında 30 maçta 14 gol kaydetti.Geçen sezonun ilk yarısını İskenderun DÇ'de geçiren Üstün burada 7 maça, daha sonra geldiği Oyak Renault'ta ise 16 maça çıktı ve toplamda 7 gol ile tamamladı sezonu.

Bu sezon ise Kızılcahamamspor'da 10.maçında 10.golünü attı 23 yaşındaki oyuncu, 4 sezon dolaştığı Üçüncü Lig'de 101 maçta 37 gol kaydetti. Bu sezon İkinci Lig'de mücadele ediyor ve bu haftayla birlikte istatistiği 111 maç 47 gol. Bu sezonki istatistiği takdire şayan bunu inkar etmek olmaz ancak kaçan balık olarak görmekte bana pek doğru gelmiyor. 23 yaşına gelmiş bir oyuncunun kaçan balık sıfatını haketmesi için en azından Süper Lig'e gelip kalitesini ispatlaması lazım diye düşünüyorum. Devre arasında veya sezon sonunda Üstün Süper Lig'e adım atıp gollerine devam edebilir mi bunu hep birlikte görücez.

Bu kez 3 olsun!

Geçen hafta yani bayram haftası İ.B.B.’den 3 puan alamadığımız için çok büyük üzüntü duymuştuk çünkü o hafta alınacak olan 3 puan bize çok büyük katkı sağlayacaktı nedeni ise rakip olan takımların puan kaybetmeleriydi. Galip gelemedik ama mağlupta olmadık , istenmeyen bir sonuç ortaya çıksaydı şayet puan farkı bir puan daha açılacak , i.b.b. ile ikili averajda geriye düşecektik.

Bu haftaki rakibimiz ligde son sıralarda bulunan Samsunspor. Maç ile ilgili düşüncelerimi bir kenara bırakıp dikkat çekilmesi gereken bir nokta var ki, bu tip noktalar ligde aynı haftalarda pek denk gelmez. Samsunspor karşısında alacağımız galibiyet bizi dört basamak yukarıya taşıyacak ve üst sıralardan uzaklaşmamamızı aksine daha da yaklaşmamızı sağlayacak, kabataslak bakacak olursak lig ikincisi ile iki ya da üç puanlık bir fark kalacak.

19 Kasım yani dün güzel bir bütünleşme yaşandı Atatürk Stadında, hem antrenmanı hem de Ertuğrul Sağlam’ın doğum gününü kutlamak için binlerce kişi gelmişti kutsal mabede. Belirtmek isterim ki daha kalabalık olacağını düşünüyordum bu yüzden tribüne girince açıkça söylemek gerekirse biraz şaşırdım. Antrenman başlamadan futbolcuların atkılarla yaptıkları kısa şov bize vermek istedikleri bir mesajdı ve bu mesaj çok önemliydi. Umarım yarın eski günlerdeki gibi tribünleri doldurup sahada alacağımız galibiyeti futbolcu-taraftar olarak bir bütün eşliğinde kutlarız, yeni gelen futbolcularda gerçek “TEKSAS’ın” ne olduğunu görürler.

Milli takımlardan dönen Ozan İpek ve Batalla bu maçta da en büyük kozumuz olacak o yüzden Ozan İpek’in Milli takımda yaşadığı ufak çaplı sakatlığı atlatıp oynayacağını düşünüyorum. Ozan’ın hırsı, azmi, mücadelesi ve isteğinden mahrum kalmamalıyız. Vurduğun gol olsun BURSASPORUM.

19 Kasım 2011 Cumartesi

Seri için ilk kıvılcım; ''taraftar-takım bütünleşmesi''

Şampiyon  hocamız Ertuğrul Sağlam'ın 42.yaş günü bugün Atatürk Stadı'nda taraftara açık olarak gerçekleşen antrenman öncesinde kutlandı. 2000'i aşkın taraftarımız hem Hocamızı bu mutlu gününde yalnız bırakmadı hemde 5 haftadır kazanamayan takımımızı Samsunspor sınavı öncesi morallendirdi.

Hocamızın doğum günü kutlamasının dışında bugünün bir diğer çok güzel hareketi takımın antrenmana atkılarla çıkması ve ardından sahada atkı show yapmasıydı. Özellikle Kaptan'ın atkı şov performansına hayran kaldım :) Daha sonra taraftara hediye edilen atkılar da taraftara yapılan bir jestti. Umarım Samsunspor maçında futbol takımını desteklemenin en önemli yeri olan tribünler, diğer etmenleri alt eder ve takımımızın hak ettiği doluluk oranı yakalanır.

Yanlız dikkatimi çeken bir şey bugün resmi sitemizden Ertuğrul Sağlam'a bir kutlama mesajının yayınlanmamasıydı.  Dün Cha Cha'da gerçekleştirilen moral gecesinde ve bugünkü antrenmanda yapılan kutlamaların sitedeki normal haberler arasında yer alması bana garip geldi. Futbolcularımız için, hatta vakti zamanında hafızam beni yanıltmıyorsa yöneticilerimiz için ayrı doğumgünü haberlerinin atılıp güzel dileklerin yer aldığı resmi sitemizde ben Ertuğrul Hoca içinde ayrı bir haber görmek isterdim. (Burada futbolcular ve yöneticiler için geçilen haberleri eleştirmek amacıyla belirtmedim, tabiki bu kulübe hizmet veren mevkisi ne olursa olsun her birey resmi kanallarla onore edilip kutlanmalıdır.) Neyse bu konuyu uzatmayalım unutkanlık olmuş olabilir, veya ben çok detaylara takılıyorumdur.

Samsunspor maçına da inceden bi değinelim. Kadro tahminsiz olmaz; Milli Takım'dan moralli dönen Carson'ın kalesini üst üste 3.maçtada gole kapatacağını düşünüyorum. 6 yabancı sıkıntısından dolayı Ertuğrul Sağlam Stepanov'u kenara alarak Vederson - Serdar Aziz - İbrahim Öztürk - Basser geri dörtlüsünü tercih edecektir. Orta sahada Adem - N'Diaye ikilisi kanatlarda ise Ozan İpek (Ahmet Arı) ve Sestak hücum hattında ise Batalla - Bangura oynar diye düşünüyorum.

Ozan İpek'in bugünkü antrenmanda sakatlığından dolayı şut çalışmasına katılmadığı ve durumunun maç saatinde belli olacağı belirtildi. Ozan güçlü kuvvetli adamdır, Zagreb havası almak yaramamış olabilir ama pazartesi sahada olmak zorunda. Bangura'nın ilk 11'e dönüş yapmasıyla bol gollü bir galibiyetin bizi beklediğine inanıyorum. Fenerbahçe maçına kadar olan 4 haftalık periyot bizim içim oldukça önemli ve seri galibiyetlere ihtiyacımız var. Bunun için ilk kıvılcım bugünkü sezonun ilk taraftara açık antrenmanında gerçekleşen taraftar-takım bütünleşmesiyle çakıldı. Serinin bizi bekleyen ilk 3 puanı pazartesi gecesi Atatürk Stadı'nda, 12.adam olarak onun kazanılmasına destek olmak bizim elimizde. Taraftarın için saldır Bursasporum!

İyi ki doğdun Ertuğrul Hoca

Bugün özel bir gün, Adam gibi adamın doğum günü bugün. Hayatını ve bize yaşattıklarını elimden geldiğince kısaca değinmek istiyorum.

Adam gibi adam, 19 Kasım 1969 tarihinde Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini Ereğli’de tamamladıktan sonra bu dönem içerisinde Ereğli Erdemirspor’un alt yapı takımlarında futbol oynayıp, daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Metalürji ve malzeme mühendisliği bölümünü kazandı. Yıldız Teknik Üniversitesi’ne kayıt yaptırırken, o dönemde Fenerbahçe’nin alt yapısında görevli olan Yılmaz Yücetürk’ün tavsiyesi ile Fenerbahçe Genç Takımı’na gitti.

Burada hem futbol hem de üniversite hayatını devam ettirdi.Samsun Spor Akademisi(Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu)'nde Antrenörlük Eğitimi bölümünü bitirdi daha sonra aynı bölümde master yaptı. Aynı zamanda Genç Milli Takım formasını giydi. Bir sezon sonra Fenerbahçe’den ayrılıp, Gaziantepspor’a transfer oldu. İlk profesyonel futbol hayatı böylece başlamış oldu.

Gaziantep’te bir sene oynayıp Samsunspor’a transfer oldu ve 5 sezon formasını terletti.Samsun’dan sonra Sağlam’ın yolu Beşiktaş ile kesişti ve sonra tekrar Samsunspor’a dönen Sağlam 3 yıl daha kırmızı beyazlı formayı giydi.

Ertuğrul Sağlam, yüzler kulübüne 328 maçta 126 golle adını yazdırdı.

Milli Takımlarda ise U-16’da 1 maç, U-18’de 7 maç, U-21’de 3 maç ve A Milli Takım’da 30 maça çıkan Sağlam A Milli forma ile 11 gole imza attı.

Teknik direktörlük hayatına futbolu bıraktığı Samsunspor'da başladı. Eski hocası Gigi Multescu'nun istifası ile bir süre teknik adamlık yapıp, Erdoğan Arıca'nın gelmesi ile yardımcı teknik adam olarak görevine devam etti. Arıca’nın gitmesiyle 01.07.2003 tarihinde teknik direktör olarak görev yapmaya başladı.

31.05.2005 tarihinde istifa eden Sağlam , 28.07.2005 tarihinde Kayserispor ile anlaştı. Sağlam'lı Kayserispor sezona çok iyi başladı. Ligin ilk yarısını üçüncü olarak tamamladılar. Bu başarı ile devre arasında sözleşmesi iki yıl daha uzatıldı. Ocak 2006'da yayınlanan UEFA Şampiyonlar Ligi dergisi "The Champions", Sağlam'ı gelecek vaat eden 20 teknik direktör listesine koydu. Sağlam, Türkiye'yi temsil eden tek isimdi.

Tigana’nın ayrılmasıyla Sağlam 06.07.2007 tarihinde Beşiktaş’ın yolunu tuttu ve 31.05.2009 tarihinde istifa etti.

Kırk seneden beri yüzümüz gülmedi …

Devre arasına kadar takım çalıştırmayan Sağlam, 02.01.2009 tarihinde Bursaspor’umuzun başına geçti.

Sağlam ile iyi bir ikinci yarı geçiren Bursaspor ligi 6. olarak bitirdi.





Devrimin Ayak Sesleri

1. hafta : 9 Ağustos 2009 BURSASPOR - Kasımpaşa : 2-1 (Zapo, Sercan.)
Puan durumunda 3. sıradayız.

2. hafta : 16 Ağustos 2009 Eskişehir - BURSASPOR : 3-2 (Kaptan ve Sercan'ın golleri yetmiyor. Eşitliği sağladıktan hemen sonra mağlup duruma düşüyoruz.)
Puan durumunda 8. sıraya geriliyoruz.

3. hafta : 22 Ağustos 2009 BURSASPOR - Ankaragücü : 1-0 (Kaptan)
Puan durumunda 3. sıraya tırmanıyoruz.

4. hafta : 30 Ağustos 2009 Trabzon - BURSASPOR : 1-1 (Turgay)
Puan durumunda 5. sıraya geriliyoruz.

5. hafta : 13 Eylül 2009 BURSASPOR - Fenerbahçe : 0-1
Puan durumunda 11. sıraya geriliyoruz.

6. hafta : 19 Eylül 2009 Sivasspor - BURSASPOR : 1-3 (Volkan, Shin-2)
Puan durumunda 6. sıraya yükseliyoruz.

7. hafta : 26 Eylül 2009 BURSASPOR - Diyarbakırspor : 4-0 (Volkan, Ivankov, Ergiç, Ozan)
Puan durumunda 3. sıraya yükseliyoruz.

8. hafta : 3 Ekim 2009 Manisaspor - BURSASPOR : 0-2 (Batalla, Turgay)
Puan durumunda 3.sıradayız.

9. hafta : 17 Ekim 2009 Denizlispor - BURSASPOR : 2-3 (Turgay, Batalla , Zapo)
Puan durumunda 3. sıradayız.

10. hafta : 24 Ekim 2009 BURSASPOR - İ.B.B. : 6-0 (Kaptan, Ozan, Batalla, Volkan, Turgay, Ali)
Puan durumunda 2.sıradayız.

11. hafta : 31 Ekim 2009 Antalya - BURSASPOR : 1-1 (Ergiç)
Puan durumunda 3. sıradayız.

12. hafta : 6 Kasım 2009 BURSASPOR - Gençlerbirliği : 1-2 (Ergiç)
Puan durumunda 4. sıradayız.

13. hafta : 21 Kasım 2009 Gaziantep - BURSASPOR : 0-1 (Kirita)
Puan durumunda 4. sıradayız.

14. hafta : 27 Kasım 2009 BURSASPOR - Galatasaray : 1-0 (Volkan)
Puan durumunda 3. sıradayız.

15. hafta : 6 Aralık 2009 Kayserispor - BURSASPOR : 3-0
Puan durumunda 5. sıradayız.

16. hafta : BURSASPOR - Ankaraspor : 3-0 (hükmen)

17. hafta : 18 Aralık 2009 B. Jimnastik - BURSASPOR : 2-3 (Ozan, Ergiç, Zapo)
Puan durumunda 3. sıradayız.

18. hafta : 28 Ocak 2010 Kasımpaşa - BURSASPOR (Kar dolayısı ile tehir oldu)

19. hafta : 31 Ocak 2010 BURSASPOR - Eskişehir : 3-1 (Ozan, Turgay, Ali)
Puan durumunda 3. sıradayız.

20. hafta : 7 Şubat 2010 Ankaragücü - BURSASPOR : 0-0
Puan durumunda 3. sıradayız.

21. hafta : 15 Şubat 2010 BURSASPOR - Trabzon : 1-1 (Batalla)
Puan durumunda 3. sıradayız.

2-2. hafta : 2-2 Şubat 2010 Fenerbahçe - BURSASPOR : 2-3 (Batalla, Ozan-2)
Puan durumunda 3. sıradayız.

23. hafta : 27 Şubat 2010 BURSASPOR - Sivasspor : 3-0 (Batalla, Turgay, Ozan)
Puan durumunda 2. sıradayız.

24. hafta : 6 Mart 2010 Diyarbakır - BURSASPOR : 0-3 (Hükmen)
Puan durumunda 2. sıradayız.

10 Mart 2010 Kasımpaşa - BURSASPOR : 0-2 (Batalla, Sercan)
Puan durumunda 1. sıradayız.

25. hafta : 14 Mart 2010 BURSASPOR - Manisaspor : 2-0 (Ivankov, Kaptan)
Puan durumunda 1. sıradayız.

26. hafta : 22 Mart 2010 BURSASPOR - Denizlispor : 2-1 (Ozan, Sercan)
Puan durumunda 1. sıradayız.

27. hafta : 26 Mart 2010 İ.B.B. - BURSASPOR : 2-1 (Volkan)
Puan durumunda 1. sıradayız.

28. hafta : 3 Nisan 2010 Bursaspor - Antalya : 2-1 (Ivankov , Kaptan)
Puan durumunda 1. sıradayız.

29. hafta : 11 Nisan 2010 Gençlerbirliği - BURSASPOR : 0-0
Puan durumunda 1. sıradayız.

30. hafta : 16 Nisan 2010 BURSASPOR - Gaziantep : 2-0 (Kaptan, Volkan)
Puan durumunda 1. sıradayız.

31. hafta : 25 Nisan 2010 Galatasaray - BURSASPOR : 0-0
Puan durumunda 2. sıradayız.

32. hafta : 1 Mayıs 2010 BURSASPOR - Kayserispor : 2-0 (Turgay, Ivankov)
Puan durumunda 2. sıradayız.

33. hafta : Ankaraspor - BURSASPOR (Hükmen)
Puan durumunda 2. sıradayız.

34. hafta : 16 MAYIS 2010 BURSASPOR - B. Jimnastik : 2-1 (Batalla, İ.Toraman k.k.)
34. hafta : 16 MAYIS 2010 Fenerbahçe - Trabzon : 1-1

Bu sonuçların ardından Türk Futbol Tarihinde yeni bir çağ açılıyordu. Türk Futbol Tarihi bugünü ‘Yeşil Beyaz Devrim’ olarak yazmaya başlıyordu.






Şampiyonlar Ligi Macerası

Bizler için şampiyonlar ligi bir hayaldi elbet. Mardin (08.03.2006)’den Manchester’a Macunköy (04.09.2005)’den Mestella’ya, uzanan. 32.hafta maçları sonunda Kayseri galibiyetiyle birlikte Şampiyonlar Ligi biletini cebimize koymuştuk. Maç sonrası Atatürk Stadyumu hoparlörlerinden yükselen Şampiyonlar Ligi müziği ile tabiri caizse tüylerim diken diken olmuştu. Sürekli TV’den izlediğin futbolcuları sahanda görecektin. Adını herkes bilecekti artık. Bayrağın ülke ülke dolaşacaktı. Bundan daha güzel bir şey olabilir miydi bizler için? 16 Mayıs gününde gelen Şampiyonluk ile beraber Şampiyonlar Liginde gruplara kaldık ve sırada mübarek Ramazan ayının 16.gününde (26 Ağustos) iftar saati kura çekimini beklemeye başladık. İnter’de oynayan Diego Milito geldi ve bizi 4.gruptan 2.takım olarak C grubuna dahil etti.

14 Eylül 2010 Bursaspor-Valencia

29 Eylül 2010 Glasgow Rangers-Bursaspor

20 Ekim 2010 Manchester United-Bursaspor

2 Kasım 2010 Bursaspor -Manchester United

24 Kasım 2010 Valencia- Bursaspor

7 Aralık 2010 Bursaspor- Glasgow Rangers

Şampiyonlar Ligi serüveninin istediğimiz gibi geçtiğini söyleyemeyiz. Valencia maçı için İspanya deplasmanına gitmek için verdiğim çaba ve son günlerde tur şirketinin aciz durumu ile uçağı kaldıramamaları sonucunda oraya gidemediğim için üzülsemde hala o evrakları hatırası olduğu için saklamam çok güzel. Valencia maçının diğer bir önemi ise Batalla' nın Valencia ağlarına gönderdiği top. Batalla' nın attığı gol kendisi için fazla birşey ifade etmeyebilir ama Bursaspor ve bizler için çok şey ifade ediyor çünkü o gol Bursasporumuzun şampiyonlar ligindeki ilk golüydü.

Bir yandan Şampiyonlar Ligi diğer yandan ise lig maratonu sürüyordu. Şampiyonlar ligi maçlarından sonra Bursaspor ligde kaldığı yerden devam ediyordu. Lige 6’da 6 yaparak başlamıştık. İstanbul Belediyespor ile Ali Sami Yen’de karşılaştık ve o maçta 0-0 sonuçlanınca 7. galibiyette suya düşmüş oldu. Şampiyonluktan sonra 2. şampiyonluğu bekliyorduk hiçte zor değildi aslında, beklenmeyen bir şekilde Bursaspor beraberlikler almaya başladı. Nedense bize karşı kalede 11 kişi ile oynayan takımlar diğer rakiplerimize ise topyekün hücum yapma derdindelerdi(!) Bunun sebebi Temmuz ayında ortaya çıktı, adı ise şike. Velhasıl ligde 61 puan toplayıp ligi 3.bitiren takımımız, şampiyonluktan sonra ligde en iyi ikinci sezonunu geçirdi. Bununla birlikte tarihinde ilk defa UEFA Avrupa Ligi’nde oynamaya hak kazandık.

UEFA Avrupa Ligi 3. Ön eleme turunda Belarus ekibi Gomel ile karşılaşan Bursaspor ilk maçı evinde 2-1 kazandı ve rövanş için avantaj sağladı. Serdar Aziz bu maçta Bursaspor’ un UEFA Avrupa ligindeki ilk golünü kaydeden isim olup tarihe geçti. Deplasmanda ise 3-1 kazanıp böylece bir üst tura adımızı yazdırdık.

Uefa’ da play-off için Anderlecht ile eşleşen takımımız ilk maçı Bursa’da 1-2 mağlup tamamladı. Rövanş maçında ise Turgay ve Step’in golleri yetmedi ve maç 2-2 tamamlandı.

Böylece Bursasporumuz Avrupa’ya veda etti.

Ertuğrul Sağlam ile birlikte takımımız bir çıkış içersine girdi, yarım sezonda toplanan puanlara bakıldığında ligi 2. sırada, genele bakıldığında ise ligi 6.sırada bitiren ve son haftada Avrupa’yı kaçırdık. Bir sonraki sezon ise Şampiyonluğa ulaşarak ülkede ve bir çok Avrupa ülkesinde ses getirdik şampiyonlukla beraber Şampiyonlar Ligini yaşadık. Bir sonraki sezon ise ligi 3. bitirip Uefa’ ya katıldık.

İçinde bulunduğumuz sezonda ise şu anda yerimizi yadırgasakta inanıyoruz ki burası geçici. Bizi bu başarıları yaşatan ekip elbette ilerleyen haftalarda hedeflenen ve beklenen sıralara ulaştıracaktır bizi. Ben size güveniyorum.

Tekrar iyi ki doğdun Ertuğrul Hocam, Bursaspor ile birlikte nice mutlu, başarılı yıllara…

Ertuğrul hocamla aynı gün doğmak paha biçilemez. Bu vesile ile bende iyi ki doğmuşum :)

18 Kasım 2011 Cuma

Sabret ''güçlü'' kardeşim!

Ankaragüçlü kardeşlerimizin içinde bulunduğu sıkıntılı durum şu günlerde tavan yapmış durumda. Şu saatlerde hararetli bir kongre sürecinin içindeler öncelikle Allah yardımcıları olsun diyorum.

102 yıllık efsane kulübün uzun yıllardır iyi yönetilmediği gün gibi ortada. Takımda şu anda  2 puanla ligin dibine demir atmış durumda. Yönetici isimlerine takılmadan sözü taraftara getirmek istiyorum, çünkü kulüplerin gerçek sahipleri benim gözümde armanın peşinden giden insanlardır. Ve Ankaragüçlü kardeşlerimizin tribünsel sağlamlığı herkesçe bilinen bir gerçek zaten. Umarım Ankaragücü bu fırtınadan da sağ çıkar ve artık taraftarın hakettiği başarıları camiaya hediye etmeye bir an önce başlar.

Tabi ki bu başarıların gelmesi için birçok etmenin bir arada olması gerekir. Bugünkü kongrede Cengiz Topel Yıldırım : ''Bizi rahat bıraksalardı belkide Bursaspor'un yerinde biz olacaktık'' demiş. Şahsen bu görüşü sonuna kadar destekliyorum. Başkentinden şampiyon çıkartamayan tek ülke olan bizlere bu duyguyu Ankaragücü yaşatabilir, ancak öncesinde camiadaki bu bu potansiyeli ortaya çıkartmak gerek.

Allah'a şükür ki bizlere görmenin nasip olduğu 16 Mayıs 2010 devriminin altında yatan etmenlerden birininde 15 Mayıs 2004'te en dibi görüp küme düşmemiz olduğuna inananlardanım. 2  sene Lig A'da çekilen cefaların bir gün bu denli büyük bir başarıyla sefaya dönüşüceğine inancım hep vardı, nitekim Ertuğrul Sağlam önderliğinde bu gerçeğe dönüştü.

Konuyu şuraya getirmek istiyorum, gözlemlediğim kadarıyla  kardeşlerimizin üzerinde o kadar ''kan emici'' var ki camia olarak bir türlü silkinip ayağa kalkamıyorlar. Yazmaya elim gitmesede umarım bu silkinip ayağa kalkma süreçleri Bank Asya'ya düşmeden olur ve Ankaragücü taraftarı hakettiği başarıları tatmaya başlar.

Şu soldaki resim aslında çok şey anlatıyor... Bir Kayseri deplasmanı ve minik bir güçlü kardeşimiz kar kış demeden muhtemelen babasıyla beraber takımını yanlız bırakmamış. Böylesine güçlü minik yürekleri gördükçe bu çocukların genç yaşlarında şampiyonluk göreceklerine inancım nedense bir kat daha artıyor.

Sabret ve armanın peşinde kişilerden, siyasetçilerden, kan emicilerden bağımsız bir şekilde gitmeye devam et, elbet o kupa bir gün şanlı Ankaragücü müzesine gelecek kardeşim!

17 Kasım 2011 Perşembe

Hayırlı olsun Abdullah Avcı

Türkiye Futbol Federasyonu, A Milli Takım teknik direktörü olarak Abdullah Avcı ile anlaştı. TFF Yönetim Kurulu, bugün yaptığı toplantıda A Milli Takım Teknik Direktörlüğü görevine Abdullah Avcı' nın getirilmesi konusunda görüş birliğine vardı. Abdullah Avcı ile 31 Mayıs 2015 tarihine kadar geçerli olacak sözleşme imzalandı.



Başkan Aydınlar: "Yini dinim bışlıyır"

Abdullah Avcı' nın imza töreninde konuşan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, 9 Iylil'dı ıçıklıdığımız yinidin yıpılındırmı dığrıltısındı ıdımlır ıtıyırız. İkim ıyındı Ginç Milli Tıkımları, I Milli Tıkımı bığlımıştık. Bıgin dı Ibdıllıh Ivcı' nın I Milli Tıkım Tiknik Diriktiri ıldığını sizlirli pıylışıyırız" dedi.

Abdullah Avcı'nın kariyerinde Avrupa Şampiyonluğu ve dünya dördüncülüğü bulunduğunu belirten Başkan Aydınlar, "Ibdıllıh Hıcı bı girivi hık itti. Kindisi bı girivi ıldı. Çık biyik bışırılırı imzı ıtıcığımızı inınıyırım. Siriçtiki yırdımlırındın dılıyı Biyikşihir Belediyespor Kilibi' ni di tişikkir idiyırım. Sın ılırık Gııs Hiddink'i di sizlişmi fishindi gistırdiği işbirliğindin dılıyı tişikkir idirim" diye konuştu.

A Milli Takım Teknik Direktörlüğü' nün çok onurlu ve bir o kadar da sorumluluk gerektiren bir görev olduğunu belirten Abdullah Avcı, "Böyle bir göreve layık görülmekten çok mutluyum. Önemli atılımlar gerçekleştireceğiz. Bunları da kamuoyu ile paylaşacağız. Başkan Mehmet Ali Aydınlar, Başkanvekili Göksel Gümüşdağ ve tüm Yönetim Kurulu üyelerine teşekkür ederim." dedi.

Abdullah Avcı ayrıca son 5.5 senesini geçirdiği Büyükşehir Belediyespor camiasına da katkılarından dolayı teşekkür etti.

Vakit Tamam!

Bir turnuva daha teğet geçti bizi. Bu ne ilkti nede son olacak mantalite değişmedikten sonra. Teknik direktörlüğünden sual olunmayacak bir isim gelip geçiyor ülkemizden Guus Hiddink. Oyuncuları değiştirirsiniz, teknik adamları değiştirirsiniz, stadyumları değiştirirsiniz, ekipmanları değiştirirsiniz akla gelmeyecek her şeyi değiştirirsiniz fakat ‘kafa yapısını’ değiştirmedikten sonra hepsi vakit kaybıdır hepsi nakit kaybıdır. Aslında şunu sormak lazım eskiden bireysel olarak Türk futbolcular bu denli ön planda değilken milli takım katıldığı turnuvalardan ses getirmiştir ve başarılar elde etmiştir. Şimdilerde Türk futbolcular dünyada daha çok ses getirmeye başlamışken ülke futbolu neden geriye gidiyor? Bu sorunun cevabını bulduk mu güzel günler görebiliriz.
Bu haftaki rakibimiz ligde 10 haftalık periyotta en fazla berabere kalan iki takımdan bir tanesi Samsunspor (5 beraberlik ile Samsun ve Ordu en fazla berabere kalan takımlar). Biz ise 4 haftalık beraberlik serisi eşliğinde çıkacağız maça. En son galibiyetimizi 48 gün önce, 30 Eylül akşamında Gençlerbirliği karşısında almıştık. O maçtan sonra bir mağlubiyet ve dört beraberlik alıp hedefimiz olan üst sıralardan sıralama olarak uzaklaştık. Kapanmayacak bir farkta yok aslında. Bu farkı kapatmak içinde Samsunspor maçından mutlak galibiyet ile ayrılmak zorundayız. Güzel bir serinin başlangıcı için bu maçın kazanılması gerekiyor. Samsun’dan sonra sırasıyla deplasmanda Karabük, içeride Eskişehir, deplasmanda Ankaragücü, içeride Fenerbahçe ve Antalya, son haftada deplasmanda Antep maçlarıyla sezonun ilk yarısını bitireceğiz. Bu maçlardan alınacak maksimum puanı almak her şeyi rayına sokmak için güzel bir fırsat olur.
 
Bu maç Manisaspor maçının bir kopyası gibi olacak kanaatindeyim. Samsunspor’ da bize karşı kapanıp, yakalarsam kontra atağa çıkarım çabasında olacaktır. Burada da erken gelecek bir golün bize ne kadar avantaj sağlayacağını göreceğiz. Futbolcularımız ve teknik ekibimiz bu maçın öneminin farkındalardır ve ona göre bir plan kurgulamışlardır. Benim isteğim ise tam anlamıyla 4-4-2 dizilişi ile sahaya çıkmak. Forvet hattında Bangura-Turgay ( Sestak), kanatlarda Ozan-İsmail’i görmek.
Kazanma vakti geldi de geçiyor bile. Haydi Bursa’m vakit tamam!
Bu maç öncesi Bursaspor TV’ nin hazırladığı video tabiri caizse piyasada bomba etkisi yarattı. Tribüne etkisini ise pazartesi akşamı göreceğiz.


Hat Trick


Barcelona taraftarına "Gol" desen "Messi" der, Real Madridli "Ronaldo" ligimize dönelim Fenerbahçeli "Alex", Galatasaraylı "Baros" der dönüp bir Bursaspor taraftarına sorsan bu soruyu boynunu büker ve "Çölde vaha gibidir Bursaspor'da golcü bulmak" cevabını verir Ertem Şener tabiriyle.

Gerçekten de budur Bursaspor için golcünün tanımı özellikle Okan Yılmaz sonrasında yerli, yabancı dikiş tutturabilen bir golcüsü olmadı Bursaspor'un. Hep aklıma takılıyordu takımda en son kimin bir lig maçında hat trick yaptığına cevap çok uzaklardan geldi taa 25 Ağustos 2007'den altında da Sinan Kaloğlu çıktı namı diğer "Bursalı Sinan". Peki ligin 3. maçında hat trick yapan Sinan sezonu kaç golle bitirmiş? "5" diğer 2 gol de Fenerbahçe deplasmanından yani adı anılınca "Gol" denecek bir oyuncu gelmemiş Bursa'ya çok uzun süredir.

2007 Ağustos'un bu yana geçen 4 sene 3 aylık süreçte lig maçında bir maçta 3 gol atabilen hiç oyuncusu olmamış Bursaspor'un ama kupa maçlarında bunu 2 kez tekrarlayan bir oyuncusu var Sercan Yıldırım.Türk Futboluna "Geliyorum" mesajını verdiği sene 2008 senesinde Tokatspor ile oynanan maçta 40 dakika da yaptığı bir hat trick var. 1 sene sonra yine kupa maçında bu sefer Sivasspor'a hattrick yapmış Sercan. Yeri geldi eleştirdik ama burada Sercan'ın hakkını teslim etmek lazım gerçi bizim eleştirilerimizin temelinde bu durum yatıyordu. "2008 yılında bu patlayacılığa sahip bir oyuncu 2009 dan sonrasını nasıl kendini geliştiremez?"

Şimdi kadroya bakıldığında hat tricke en yakın oyuncu Bangura ve Sestak olarak gözüküyor. Sestak'ın yaptığı hat trick bir çoğumuz hatırlar geçen sene Galatasaray karşısında yapmıştı. Bangura'da 11 Temmuz'da AIK Stokholm'un Halmstad'ı 4-0 yendiği maçta takımının bütün gollerini atmış. Cümleyi böyle kurunca çok karizma duruyor gerçi 4 gol atan adam her türlü karizmadır, cümleyi nasıl kurarsan kur.

Artık bende hat trick yapan oyuncu karizması izlemek istiyorum sahada kendi adıma da buna en yakın oyuncuyu Bangura olarak görüyorum, Samsunspor maçıyla ilk 11 e döndüğü takdirde Fenerbahçe maçına kadar bu durumun gerçekleşeğini düşünüyorum. Hadi bakalım rastgele.

Çabuk büyü Charlie !

Dünya devi Manchester United, şu sıralar imrenilecek bir yatırımla tekrar dünya gündemini sarstı. Resimde gördüğünüz bu kırmızı yanaklı sarışın İngiliz, 2 sene önce  kız ve erkek çocuklarının kaynaşması için organize edilen "Footytootz" futbol organizasyonunda Manchester scoutlarının dikkatini çeken ancak akademiye alınması için 5 yaşına gelmesi beklenen Charlie Jackson'ın ta kendisi. Geçtiğimiz günlerde Manchester United'a transfer olan minik, kulübün Geliştirme Merkezi'ne alındı.

Transferin ilginç bir yanı ise Charlie'nin babasının koyu bir Manchester  City taraftarı olması. Geçtiğimiz ay mabedi Old Trafford'ta Manchester City'den 6 gol yiyerek hezimeti tadan United bu transferle uzun vadeli bir golü City ağlarına yollamış gözüküyor.Babası şimdilik oğluna transfer konusunda ilerde baskı yapmayacağını söylesede gelecekte neler olur, Charlie Manchester'ın mavi kısmına geçer mi hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Transfer haberini görünce aklıma ilk olarak Raul geldi. 90 nesli olduğum için koyu bir Raul hayranlığım mevcuttur birazda bu hayranlığın etkisiyle Charlie ile Raul'u birbirine benzettim. Ancak Raul futbola babasının fanatiği olduğu Atletico Madrid'te başlayıp daha sonra şehrin diğer takımı ve Atletico'nun ezeli rakibi Real Madrid'e geçmişti. Charlie ise şimdilik babasının takımına karşı ezeli rakibinin umut bağladığı yatırımlardan birisi olmuş durumda. 

Çoğu futbolseverin şimdiden düşündüğü soru ise; Charlie uzun yıllar sonra  Manchester United'ın güveninin karşılığını verip Şeytanlar'ın yıldızlarından biri olarak Raul'un babasının yaşadığı duyguları mı yaşatacak babasına yoksa babasının kendisini Etihad'ta gururla seyretmesini  sağlayacak bir tercih mi yapacak ? Bu sorunun bir an önce cevap bulması için; çabuk büyü Charlie !



16 Kasım 2011 Çarşamba

3 yıl sonra yeniden Carson

Sezon başında West  Bromwich Albion'dan kadromuza kattığımız Scott Carson, dün gece bize güzel bir gurur yaşattı. 26 yaşındaki İngiliz eldiven ülkesinin İsveç ile oynadığı hazırlık mücadelesinin ikinci yarısında kaleyi Joe Hart'tan devralarak 4.kez milli olmanın gururunu yaşadı ve yaşattı.

Geçtiğimiz salı yazdığım yazıda Carson'ın İspanya veya İsveç maçlarından birinde süre almasını beklediğimi belirtmiştim.


Garip bir tesadüftür ki Carson kariyerinin 4.Milli maçınıda yine bir Kasım ayında oynadı. Başarılı file bekçisinin kısa milli maç geçmişi şöyle;

16 Kasım 2007 Avusturya - İngiltere
21 Kasım.2007 İngiltere - Hırvatistan
19 Kasım 2008 Almanya - İngiltere
15 Kasım 2011 İngiltere - İsveç

 Carson dün ikinci yarıda Manchester City'nin yıldız kalecisi Joe Hart'ın yerine oyuna dahil oldu ve ikinci 45 dakika İngilizlerin kalesini savundu, gol yemedi. Böylelikle 4 yıl önce kariyerine büyük darbe vuran Wembley'de ki Hırvatistan maçının ardından Carson ilk defa Wembley'de eldivenleri taktı ve formayı sırtına geçirdi. Bu maç ile birlikte başarılı kaleci 3 senelik Milli forma özleminide bitirdi. Capello'nun kalede 2 numaralı ismi olan Carson'ın Allah korusun bir sakatlık geçirmediği sürece Ukrayna-Polonya'ya giden İngiltere uçağında olmasına kesin gözüyle bakıyorum.


Belki bunları yazmak için erken ama kariyerinde ilk defa İngiltere'den ayrılan Carson'ı sezon sonunda kulüpte tutmanın zor olduğunu düşünenlerdenim. Bursa'da göstereceği başarılı  performans ve Milli Takım'a tekrardan katılması, Premier Lig'in cazibesiyle birleşince evli ve aile babası olan Carson sezon sonu İngiltere'ye tekrar uçabilir.

Yine de umarım  Carson uzun yıllar Bursaspor forması altında kalır ve hem bu camiaya hizmet eder hem de İngiltere Milli Takımı'nda kaleyi devralarak göğsümüzü kabartmaya devam eder.

Ozan İpek ve Tagoe

Milli oyuncularımızdan bahsetmişken Ozan İpek ve Tagoe'yi de unutmayalım. Zagreb'te ki formalite maçında Hiddink&Oğuz ikilisinin ilk 18'e aldığı Ozan, iki oyuncu değişikliği hakkını kullandığımız maçta maalesef forma şansı bulamadı. Ancak onu 16 numaralı forma altında ısınırken görmek bile güzel duyguydu. Hassasiyet için teşekkürler Ozan!

Bir diğer milli oyuncumuz Tagoe'de ise durumlar kötü. İzleme fırsatı bulamadığım maçta  Gana Gabon'u 2-1 ile geçmiş. Maça ilk 11 başlayan ancak daha sonra oyundan alınan Tagoe için Ganalı futbolseverlerin sabrı taşmak üzere. Ülkelerindeki spor sitelerinde okuduğum yorumlar açıkçası moralimi bozdu. Tagoe için yapılan ''fiyasko'', ''verilen şansları bir bir harcıyor'', ''takımın ikinci/yedek  forveti böyle kötü olmamalı'' gibi yorumlar okumak üzücü. Umarım Tagoe'de hem Bursaspor'da hem ülkesi ile katılacağı Afrika Uluslar Kupası'nda göstereceği performansla doğru tercih olduğunu kanıtlar ve bu yorumları ters köşeye yatırır.

15 Kasım 2011 Salı

Yalan ve Yalçın Dümen

Milli maç arasında Bursaspor'un gündemi de milli. İbrahim Yazıcı'nın TFF Başkanı'nı aradığını ama Milli maçın Bursa'ya neden verilmediğini anlamadığını söylemesi üzerine nedense mevzuyu üzerine alıp cevap verme gereğini Yalçın Dümen hissetmiş.

Taraftar olarak bu durum sinirlerimizi bozdu lakin O'na verilen cevabın tonu da canımızı sıkmadı değil öyle ki Yalçın Dümen kimdir ki biz O'ndan özür bekliyoruz. Neticesinde Türkiye'nin en omurgasız spor gazetesinin sorumlularından biri , yazın her gün manşetten yalan transfer haberleri veren bundan para kazanan yegane gazetelerden birinin internet televizyonunun müdürü vs.

En basitinden benim direk radyo programında duyduğum bir transfer haberini vereyim ne kadar düzgün karakteri olduğunun, ne kadar sözüne yada özrüne itimat edileceğinin kanıtı olsun ; Geçen yaz Wederson serbest bırakıldıktan sonra onun sağlam(!) kaynaklardan aldığı habere göre %100 Galatasaray ile anlaşmıştı Wederson, çeşitli kaynaklardan da doğrulatmıştı sözde. Bu haberin üzerine radyo programını sürdürdü, program boyunca insanlardan bu yaptığı haberciliğin(!) övgüsünü aldı.

Yalçın Dümen böyle bir insan; Söz yada Özür kimin için önemlidir? Duruşu, karakteri olan insanlar için yani kısacası bu tabir Yalçın Dümen değil tutup O'ndan özür beklemek Bursaspor'a birşey katmaz. Böyle boş beleş konuşan adamlarla hesaplaşma yeri mahkeme olmalı, futbolda şiddet yasası olmalı kuru kuru alınacak özürler değil.

Bursaspor Kulübü Hukuk Kurulu vs Yalçın Dümer

Yalçın Dümer... Fanatik Web TV Yayın Müdürü... Bugün yayınlanan programında Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı'ya, Bursaspor taraftarına karşı haddini aşan cümleler kurarak gündemimize gelen bir isim. Koyu bir Galatasaraylı olduğu biliniyor, ayrıca Galatasaray basketbol takımının maçlarında anonsçuluk görevini yapıyor.

Aslında onun gündeme gelmeye çok ihtiyacı yok. Çünkü o zaten senelerden bu yana gündemde. Yıllar önce bir esrar ve kokain partisinde polis baskınına kurban (!) gidip AMATEM'e gönderilmişti.

1997 yılında o dönemki eşi Serpil Çakmaklı ile vergi kaçakçılığı suçundan yargılandı.

1998 yılında Serpil Çakmaklı ile boşanırken evliliklerinden doğan kızının başkasından olduğunu iddia ederek büyük bir skandala imza attı. Ancak DNA testi sonucu kızın Yalçın Dümer'den olduğu ortaya çıktı.

1999 yılında ikinci eşi Esra Balamir'i dövdüğü iddia edildi, evlilikleri altı ay sürdü ve geriye kalan tek hatıra Balamir'in yediği dayaklar yüzünden burun estetiği yaptırmak zorunda olmasıydı.

Biraz daha yakın geçmişe baktığımızda narkotik etiketli ''Yalçın Dümer yine gözaltında'' haberlerini internet sitelerinde çoklukla bulabiliyoruz.

Neyse Yalçın Bey'i çokta deşmeye gerek yok geçmiş geçmişte kalmış lafı uzatmadan bugüne gelelim, söylenen haddi aşan sözlere... (Okumak için tıklayınız )

Burada taraftar olarak topu bizzat kulübümüze atmanın en doğru hamle olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz aylarda kulübümüz bünyesinde oluşturulan ve 16 avukat 1 stajer avukattan oluşan Hukuk Kurulu'muz derhal harekete geçerek olayıyargıya intikal ettirmelidir.

Bursaspor Kulübü Başkanı'na yapılan ağır ithamlar, Bursaspor taraftarına yöneltilen çirkin sözler ve ilk şampiyonluk kupamızı kaldırdığımız, gözbebeğimiz Bursa ATATÜRK Stadı'mıza yapılan ''kümes'' benzetmesinin hesabı hukuksal yollardan bu şahıstan sorulmalıdır.

Bursaspor Kulübü Hukuk Kurulu'nun da sadece yolsuzluk iddiaları zamanında gündeme gelmesini değil, bu tür olaylarda anında reaksiyon göstererek taraftarın hassaslığına kulak vermelerini bekliyorum...

14 Kasım 2011 Pazartesi

Almanlar ne anlar futboldan, primden ?

Son yazımda Hırvatistan maçında gördüğü sarı kart nedeniyle eleştirdiğim Arda'ya çok haksızlık ettiğimi bugün Milliyet gazetesine bakınca anladım. Meğer Arda tüm dünya yıldızlarını katlamışta haberimiz yokmuş.

Sıkıntılı vize haftasının ilk gecesi biraz kafa dağıtmak için foruma göz gezdireyim dedim, ''Bursaspor ve Milli Takımlar'' topicinde adeta şok oldum. Milliyet gazetesinin haberine göre EURO 2012'ye gidemeyen Milli Takıma tam 7 milyon TL prim dağıtımı yapılmış. Haberde ayrıca Alman Milli oyuncuların aldıkları primdende bahsedilmiş. Grubumuzu 10'da 10 yaparak tamamlayan Almanlar tüm grup maçlarında oynayan Neuer, Lahm, Müller, Badstuber, Mesut ve Podolski'ye 180'er bin Euro prim vermişler. Bizde ise tüm maçlarda oynayan Arda'nın tek başına aldığı prim miktarı 900 bin Euro.

Almanya'yı sıfır kayıpla Euro 2012'ye uçuran kadronun 6 temel taşının aldığı toplam prim ile Türk Milli Takım forması altında Zagreb'de ki rövanşta oynamamak için kasıtlı sarı kart gören Arda Turan'ın tek başına aldığı prim miktarı neredeyse aynı. Hangi ülke federasyonu doğru yapıyor diye sormaya gerek var mı ?

Bizlerde futbolsever olarak Milli Takım'da ruh yok diye üzülüyorduk. Meğer ruhun yerini para satın almışta haberimiz yokmuş. TFF'nin gruptaki 10 maçta 17 puan toplayabilen takıma verdiği 7 milyon Euro'luk primi Alman Futbol Federasyonu Euro 2012 şampiyonluğu kazanıldığı takdirde takıma dağıtılıcağını söylüyor.

Neyse ya bu Almanlar'da futbola ve futbolcuya hiç değer vermiyor canım. Ne anlar onlar futboldan ! Futbolcu dediğin primle çalışır, taraftara küfürü bastıkça sende ona primi basarsın. Basın Tribünü'ne kol hareketi çekerse ''kolun boş kalmasın al bu pazubandı'' diyip kaptanlık verirsin. Milli formadan kaçmak için görülen sarı kartlara da ne gibi bir ödül konulucak hep birlikte görücez.

Not : Oldum olası her branşta şu Milli sporculara saçılan primleri abartı bulmuşumdur. Vatan haini miyim neyim (!)

Mihmit Ili Iydınlır ili Mırkı Diğiri #1


Tififi ılırık milli tıkımımızın Hırvıtistın kırşısındı gılıbiyit ili dınmisi için Iliksi Türk yıpmıyı kırır virdik. Bının için Fifı ve Brizilyı Fifi'sini i miyıl ıtmıyı kırır virdik ki Ileks'in mivcıt milli mıçlırı silinsin. Yıksı "Dırım çık vıhim" Hirşiy Fıtbılın mırkı diğiri için.

12 Kasım 2011 Cumartesi

Oyuna Gelme Bursa!


Milli Takım, kendi evinde Hırvatistan'a 3-0 mağlup oldu, mağlubiyetin yanı sıra sahada silik bir futbol vardı artık görünen köyü tarif etmeye gerek yok Guus Hiddink'li Milli Takım devri sona eriyor.

Sona eriyor ermesine de yeni teknik direktör seçimi Bursaspor taraftarları arasında sancılı geçiyor. Medyanın gazladığı aday listesinin 1. sırasında Ertuğrul Sağlam var. Mesele de bu; şampiyon olduğu sene bile hak ettiği övgüye mazhar olmayan Ertığrul Sağlam, daha düşük bütçe ile Bursaspor'u Şampiyon yapıp geçen sene Fenerbahçe ile şaibeli şampiyon olan Aykut Kocaman kadar yada ligi 2. bitiren Şenol Güneş kadar övgü alamayan Ertuğrul Sağlam neden milli takım için 1. Aday olarak pompalanıyor medyada?

Aklınız alıyor mu mesela Şenol Güneş'in Trabzonspor'dan koparılabileceğini yada Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'den ? Mevzunun başı Bursaspor Camiası'nın kolay lokma olarak görülmesi. Zaman birlik beraberlik zamanı hani Ertuğrul Sağlam'ı beğenip beğenmememek bizim kendi elimizde başkaları istiyor diye bu birliktelik bitmemeli.

Unutulmamalı Manisaspor maçında Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor Taraftarı tarafından protesto edildiğini yazan ile bugün Milli Takıma en uygun adayın Ertuğrul Sağlam olduğunu yazan aynı medya. Bunlara çanak tutmamalı, oyuna gelmemeli ve Hoca'ya sahip çıkmalıyız en azından camia duruşu gösterebilmek için. "Oyuna Gelme Bursa!"

Soda isteyen ?

Ülkemizdeki futbolseverlerin günlerdir beklediği maç gelip çattı ve bana göre henüz Portekiz-Hırvatistan-İrlanda-Çek Cumhuriyeti 4'lüsünden birini çekmeden öncede  %0 olan EURO 2012 şansımız bu gece tamamen bitti.

Hırvatlar beklendiği gibi ellerini kollarını sallaya sallaya gelip TT Arena'dan EURO 2012 biletini alıp gittiler. Kadro seçimine değinirsem çıkamam diye korkuyorum aslında Ozan İpek'in ilk 18'de olmadığını öğrenince maçın seyir zevki benim için başlamadan bitmişti.

Henüz 2.dakikada Hırvatların tecrübeli golcüsü Olic, Giray'ı adeta bir fırıldak gibi döndürerek kendini çok iyi boşa çıkardı ve Volkan'dan seken topu tamamlayarak takımını 1-0 öne geçirdi. Tabi ki golde Gökhan Gönül'ü madara eden Corluka'nın hakkınıda unutmamak gerekir.

Kalite farkını ilk dakikadan skora yansıan Hırvatlar daha sonra Mandzukic ve Corluka ile farkı iyice arttırıp turu garantilediler. İşte bu üçüncü golden sonra işler her açıdan arap saçına dönmeye başladı. Çoğunluğunun sponsor biletleri ile içeriye giren seyircilerin  doldurduğu tribünlerin sahadaki oyuna ve oyunculara tepkisi başladı ve artarak devam etti.

Özellikle bu tepkilerden en çok kaleci Volkan nasibini aldı. Yediği 3 golden sonra zayıf bir şutu kontrol edip daha sonra kendisini protesto eden taraftarı alkışlayan ve ardından protestoların artmasına neden olan Volkan kameraların yakın çekimde olduğunu tahmin etmeyip  '' ....... kodumu evlatları'' diyerek Milli futbolcuya yakışır birinci örnek davranışı sergiledi.

Tabiki Millilerimiz bununla kalmadı ardından Hırvatların kullanacağı bir kornerde ön direği savunmaya gelen Emre önce Fenerbahçe'den takım arkadaşı Volkan'ı sakinleştirdi ve kolundaki kaptanlık bandını yakışacak şekilde seyirciye eliyle ''sakin olun'' işareti yaptı. Ancak onunda atladığı birşey vardı o anda kameralar Emre'yi yakın çekim almıştı ve Milli Takım Kaptanının ağzından taraftara yönelik '' o...... evlatları'' cümlesi dökülmüştü. Ne güzel değil mi ? Milli Takım kaptanının ağzından çıkanla el hareketleri tam birbirine  zıttı.

Onuda geçtik hazmetmemiz gereken rezillikler bununla da sınırlı kalmadı.  Her Milli mücadelede basının öve öve bitiremediği ve ilk 11'e ilk yazılması gereken isim dedikleri Arda mücadelenin 86.dakikasında bir faul düdüğünün ardından topa vurarak sarı kart cezalısı durumuna düşürdü kendisini ve salı günü Zagreb'te ki rövanşta forma giymekten kurtuldu.

Merak ettiğim konu bunu da bir anlık sinir olarak görüp sineye mi çekicek Milli Takım yetkilileri ? Bu mudur profosyonellik ? Milli Takım'ı buralara bir başkası mı düşürdü de rövanşta oynamaktan kaçıyorsun Arda ? Ama hata sende değil, seni bundan sonra o formaya layık görecek olanlarda.

Bundan sonrası için olacaklar az çok belli. Milli Takım Abdullah Avcı'ya emanet edilir, Oğuz Çetin görevine devam eder, Milli Takım sıkışınca ''maçları Anadolu'ya versek mi ?'' görüşü hortlar sonra sponsorlar olaya el koyar maçı İstanbul'a aldırır gene taraftar-milli futbolcu küfürleşmesi yaşanır ve biz bütün büyük turnuvaları televizyondan izleriz.

Hazmetmemiz gereken onca şeye rağmen hala soda istemeyen var mı?

11 Kasım 2011 Cuma

Utanıyor musunuz?

Aslında şu resim herşeyi anlatıyor. Deplasmanda olan biziz sanki. Karede 5 Hırvat ve 1 Türk...

Dakikalar 61’i gösterdiğinde Emre’yi yeni gördüm sahada ikinci yarıda,

Dakka 69 dünya starı Burak 1.5 saniyelikte olsa top aldı,

Ata’mız nede güzel söylemiş öyle. Türk; öğün, çalış, güven diye. Ama bunu düşünen insanlar nerede?

Arda herkese alda at dercesine asist yapan üstün yetenek, bugün hayatının asistini yaptı ve Hırvatistan’a kadar gittiği attığı top.

Hakan için kelimeler kiyafesiz kalıyor, soyadı gibi tam bir balta,

Gökhan ‘gönül’ün nerede?

Peki sen Giray?

Volkan sakallarda baya gürmüş. Bakım yapmak zor olmuyor mu?

Gladyatör egemen nasılsın?

Hocaların hocası, nasılsınız iyi misiniz? Topçular kendine baksın diye otele işkembe, çiğköfte, kokoreç, dürüm vb. yiyecekler gelmesini yasaklayan Hiddink bey, bu topçuların hepsi kedi maması mı yedi? Nerede yürek, nerede ruh, nerede istek!

Oğuz bey sizler nasılsınız? Bir derdiniz, ihtiyacınız var mı? Yoksa halinizden memnun musunuz?

Ey tıfifi yönetimi sizde verin maçların hepsini arenaya bakın ne güzel bir ortam var orada. Islıklar, küfürler ay yıldızlı formayı giyen topçuya hemde maç içinde. Çok güzel hareketler bunlar.

Sarı kartlar nasılda havalarda uçuşmaya başladı birden değil mi? Neden acaba? Yoksa herkes elendik gözüyle mi bakıyor olaya. Hırvatistan’a gitmemek için mi görülüyor kartlar?

Üzüldüğüm tek nokta nedir biliyor musunuz? Orada nede olsa elendik gözüyle bakılıp kadroda ilk 18’e bile alınmayan futbolcular forma giyer. Beni ilgilendiren isim ise Ozan İpek! Gider garibim Ozan orada olurda forma giyerse kendini paralar, göstermeye çalışır Allah korusun kötü bir şey gelir başına ayıkla pirincin taşını o zaman.

Maçta ilgimi çeken en önemli şey ise 60.-70. dakika arası şut oranlarını gösterildi Türkiye 0/2, Hırvatistan ise 6/10. Topla oynama oranları ise %67’ye %33. İnsana sorarlar bu nasıl perhiz bu nasıl lahana turşusu diye.

Maçtan önce şehitler, depremzedeler, kaos vb. konulara değinen futbolcularımız sahaya çıkarken neleri düşünüyorlardı acaba?

Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler!

Senin eserin TFF

9 Ekim 2011 tarihinde TFF'nin resmi internet sitesinde güncellenen Ümit Milli Takımın fikstüründe grubun kader maçı olarak görülen Türkiye - İtalya mücadelesinin Bursa Atatürk Stadı'nda oynanacağı belirtilmişti. Ancak o sıralar gündemde olan ''Türkiye-Hırvatistan play-off maçı nerede oynansın'' tartışmalarında kamuoyununda yükselen ''Bursa'' seslerinden sonra kendi adıma aynı tarihlerde oynanacak Ümit Millilerin maçının Bursa'dan alınma ihtimaline üzülmüştüm. Hatta TFF Hırvatistan maçını Arena'ya verince Bursasporum.com'dan bir teşekkür yazısı bile geçmişliğim vardı TFF'ye, Ümitlerin maçını bizden almadıkları ve A Milli Takımı layık olduğu İstanbul'da bıraktıkları için.

Neyse ki aradan çok zaman geçmeden TFF bizi yanıltmadı ve saçmalıklarına yeni bir halka ekleyerek Türk Futboluna bir darbe daha vurdu ve Ümit Milli maçı Bursa'dan aldı. İstanbul'dan çıkarılmayan A Millilere, Ümitleride eklediler ve onlarıda Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadı'na postaladılar. Oysa ki Bursa halkı, taraftarı çoğunluğu Anadolu kulüplerinin oyuncularından oluşan Ümit Millileri bağrına basmaya hazırdı.

Dün oynandı merakla beklenen karşılaşma ve İtalyan gençler sahadan 2-0 galip ayrıldı. Kalite farkı olarak İtalyanların bizden üstün olduğunu kabul etmek gerekir ancak değinmek istediğim nokta şu; oyuncularımızı neden taraftardan kaçırıyoruz ve boş stadlara mahkum ediyoruz ?

İtalya maçlarına kadar oynadığı 4 maçıda kazanan ve yetenekli oyunculardan kurulu bir Türk Ümit Milli Takımı, Bursa'da müthiş taraftar desteğiyle İtalyan gençleri dize getiremez miydi ? Sonuçta rakip oyuncular her ne kadar profosyonel olursa olsunlar en büyükleri 21 yaşında ve bir çoğuda taraftar baskısına alışık olmayan oyuncular. Onları Bursa'da 11 Milli futbolcu + 12.adam taraftara karşı oynatmanın kime ne zararı olurdu ey Federasyon ?

Kasımpaşa Stadı'nda boş tribünlere karşı bu maçı seyrederken hiç mi utanmadınız ? Neyse, bu son sorunun cevabını hepimiz biliyoruz biraz gereksiz oldu. Allah yakın zamanda işin ehlilerini İstinye'de ki Federasyon binasında görev yaparken görmeyi nasip etsin.

Türk Futboluna 5 ayda sayısız çöp eser bırakan Federasyon yetkilileri, sizleri de bu eserlerinizle doya doya anıcak tüm futbolseverler hiç merak etmeyin.

Dipnot : Dünkü karşılaşmayı Ertuğrul Sağlam Hocamızda tribünden takip etmiş, Ocak ayında bir ihtimal kadroda Ümit Milli bir sürpriz görebiliriz.

Erhan