31 Aralık 2012 Pazartesi

Hoşgeldin transfer sezonu


2012-2013 sezonu ara transfer dönemi 5 Ocak 2013 Cumartesi  günü resmi olarak start alacak ve 1 Şubat’a kadar sürecek. Bu süreç  elbette bizim için, hem gelecek transfer beklentileri adına hem de kadromuzdaki  oyuncuların İstanbul basını tarafından her gün başka takımlara yollanmaları adına biraz daha sancılı geçecek.

Gelen, gelecek, gelmesi muhtemel isimlerle başlayalım  ama öncelikle benim beklentilerim minimum düzeyde, kulüp adına basında çıkan ‘’Yıldız avında’’ tarzı haberlere çok önem vermiyorum. Hani şampiyonluktan sonra bizim için seçilecek iki yol vardı ya; 1.si  dünya yıldızı isimlere astronomik bedeller  ödeyip getirecekleri (kesin olmayan) başarı üzerinden maliyetlerini çıkartmak , 2.si önceliği borçsuz bir Bursaspor’a verip biraz daha mütevazi transferlerle kendi yağımızda kavrulmak. Biz ikinci yolu tercih ettik, bu yoldan dönüceğimizi de sanmıyorum. Nitekim bu bana göre bir vizyon meselesi değil tercih meselesidir, ben olsam bende bu yolu seçerdim diye düşünüyorum. En basit örnek Fenerbahçe’nin  La Liga gol kralı olarak gelen Guiza’dan yediği 14 milyon Euro’luk kazığa bakınca ben bu konuda doğru yolu seçtiğimize daha çok inanıyorum, ya da Ferhat Kiraz ve Amrabat'ın maliyetlerine ve faydalarına bakarakta, bu işlerin parayla doğru orantılı olmadığını çok rahat anlayabiliyoruz. Şöyle bir şampiyonluk sonrası  yabancı transferlerimize bakıyorum umduğumuzu bulamadığımız iki isim Nunez ve Tagoe, şimdilik bu listeye Bangura’yı dahil etmiyorum neticede kiralık verilmesi gündemde ve Bursaspor ile uzun bir sözleşmesi var belki kendini bulacağı bir takımda kendini ispat edebilir.

Sonuç olarak ben başkanımız İbrahim Yazıcı’nın zamanı geldiğinde görevi bırakırken kulübün kasasını artıda bırakmak hedefinde olduğunu  ve bunun içinde onun başkanlığı boyunca transferlerde yine çok fazla açılmamyacağımızı düşünüyorum. Olursa şayet bizim en yıldız transferimiz  Belluschi ayarında olacaktır; kariyerli, faydalı, orta maliyetli ve nokta atışı. Kaldı ki zaten önümüzdeki sezon düşecek olan yabancı kontenjanı sayısı ve kadromuzdaki 6 as yabancımızı düşününce rotamızın yerli isimler olucağını çok rahat söyleyebiliriz.

Şimdilik gündemdeki isimler Şener Özbayraklı ve Hüseyin Kala.  Şener’in bonservisinin 750 bin TL olduğu yazılmış, sezon sonu sözleşmesi bitecek olan bir oyuncu için çok astronomik bir fiyat bana pek  inandırıcı gelmedi açıkçası. Daha uygun bir fiyatla kadromuza katmamız elbette yararlı olacaktır. Kontenjan sıkıntısını düşündüğümüzde Basser her ne kadar bu ligin ‘’iyi’’ diye nitelendirilecek sağ beklerinden de olsa bizim takımımızdaki as 6 yabancı içindeki en zayıf halka konumunda. Bu transfer gerçekleşirse sezon sonu Basser ile yolların ayrılabileceğini düşünüyorum, daha sonra da sağ bekin Şener ve Ozan Tufan ikilisine bırakılacağını. Bu transferin gerçekleşmesi Ozan’ın önünü kapar  görüşünede çok katılmıyorum, forma rekabeti iyidir. Neticede gelen adam bir Dani Alves değil, Ozan daha 17 yaşında ve Şener’le forma yarışına girebilecek düzeyde, her halükarda kazanan Bursaspor olur.

Hüseyin Kala ise bugün çıkan haberlerde gelmeden kiralanacağı filan yazılmış çizilmiş, bu da bana pek olur gelmedi açıkçası. Hüseyin’in as kadroyu zorlayacağını ilk aşamada çok ihtimal vermesemde, yedek kulübemizin kalitesini arttıracak bir isim olucaktır bana göre. Neticede takımımızın ilk yarıda en çok zorluğunu çektiği konulardan biri kulübedeki alternatifsizlikti. Hüseyin Kala’nın transferi gerçekleşirse bu sorunu giderici adımlardan birisi olacaktır.

Basının  manşetlerini süsleyen iki oyuncumuz Serdar Aziz ve Batalla’ya gelecek olursak ben özellikle Batalla’nın satılacağını düşünmmüyorum. Serdar için yazılan 6 milyon Euro + Hakan Balta ve Gökhan Zan teklifi çok astronomik olsada şu aşamada bence bu transfere onay vermek kendi bacağımıza sıkmakla eşdeğer. Bu sezon Twente maçı hariç tam anlamıyla yakalayamadığımız takım-taraftar  bütünleşmesini hepten ortadan kaldıracak bir hareket olur Serdar’ın gidişine izin vermek. Stoper bölgemizde sorun yaşadığımız aşikar ancak ben o bölgeye transfer yapılması taraftarı değilim. Neticede o bölgeye yabancı bir oyuncu getiremeyiz, kontenjanımız el vermiyor. Gelebilecek (Gökhan Zan, Serdar Kesimal)  hiçbir yerli oyuncununda bizim elimizdekilerden daha fazlasını verebileceğini sanmıyorum. Misal Gökhan Zan'ın gelmesi ne defansımızı toparlar ne de yediğimiz gol sayısını olumlu olarak etkiler sadece şu an 4. , 5.stoperlerimiz konumunda olan Taha Can ile Süheyl ikilisinin bu sezonu kapatmasını sağlar. 32 yaşındaki Gökhan Zan'ı seyretmek yerine 18'lik Taha'ya 17'lik Süheyle zaman zaman süre vermek daha kârlı bir yatırım olur. Sezon sonu Ömer'in futbolu bırakacağını düşünürsek bana göre o bölgeye yapabileceğimiz en nokta atışı transfer önümüzdeki sezon için Aykut Demir olur. Onu da artık sezon sonu İbrahim Kaş + kadromuzda düşünmediğimiz başka isim(ler)de ilave edilerek + para yoluyla belki almak için hamle yapabiliriz.

Lafı çok uzattık yine, son olarak herkese naçizane tavsiyem gelen adam kim olursa olsun izlemeden eleştirmeyelim (Ferhat Kiraz olayına benzemesin). Herkese mutlu yıllar, takviminizi almayı unutmayın... :)

twitter.com/EKoncak

Mutlu Yıllar! (OCAK 2013 TAKVİMİ)


 Bursasporbaskadir.blogspot.com tarafından hazırlanan masaüstünüzü süsleyecek ocak 2013 takvimini indirmek için tıklayınız... Boyutu: 1280x800'dür. MUTLU YILLAR!

30 Aralık 2012 Pazar

Güle güle şampiyon (Fotoroman Ozan İpek)




Ve şampiyon kadromuzdan bir isimle daha Bursasporumuz'un yolları bugün itibariyle ayrıldı, Ozan İpek'in yeni takımı artık Kasımpaşa oldu.




2008-2009 sezonunun devre arasında Bucaspor'dan transfer edilmişti Ozan İpek ve Ertuğrul Sağlam'ın ilk transferlerindendi kendisi. Yarım sezonda sadece 4 maçta süre almıştı Ozan İpek ve performansı merak konusuydu.



2009-2010 sezonuna ise damga vuran isim olmayı başarmıştı Ozan İpek. Artık o Buca'dan gelen Ozan değil, ''Şampiyon Ozan''dı. O sezon 29 lig + 7 kupa maçında attığı 9 gol yaptığı 6 asist ile 16 Mayıs 2010 masalının baş kahramanlarından birisi olmayı başarmıştı.



Şampiyonluk sezonunda  İnönü'de attığı 1 gol ve son dakikadaki galibiyet golüne yaptığı asist Ozan'ı daha da parlatıyordu...



İnönü'den sonra Kadıköy'ü de boş geçmeyen Ozan, Beşiktaş'ın ardından Fenerbahçe deplasmanında da alınan 3-2'lik galibiyet tarifesine bu sefer 2 gol ile katkı koyup ''Kuş Avcısı'' lakabını alıyordu...



Kariyerinin en parlak sezonunu geçiren Ozan İpek'in omuzlarında artık Süper Lig Şampiyonluğu apoleti bulunuyordu. O, Sercan ve Volkan ile birlikte Bursaspor'un en etkili hücum silahıydı artık...



Bursaspor'da ki altın sezonunda Milli Takım'a da yükselmişti Ozan İpek... İlk milli maçını Mart 2010'da oynayan yıldız futbolcu Bursaspor'un şampiyonluğu ile noktalanan 2009-2010 sezonu sonunda toplanan Milli Takım kampından da davet alıyor ve ABD'de ki kampta 2 kez daha terletiyordu Milli formayı...



Şampiyonlukla noktalanan sezonun ertesinde tabiki mükafat devler arenası olan Şampiyonlar Ligi'ydi. Ozan Bursaspor formasıyla 2010-2011 sezonunda 30 lig, 4 kupa maçının yanı sıra 5 Şampiyonlar Ligi müsabakasında görev almıştı. Glasgow Rangers maçında Sercan'ın golünün asistide kendisine aittir...



Bursaspor formasıyla çıktığı 127 maçta attığı 16 gol ve yaptığı 21 asistin yanı sıra Ozan İpek'i taraftarın sevgilisi yapan en önemli etmen şüphesiz savaşçı ruhu ve hırsıydı.



Bir röportajında ; “Hakemi dövmek istediğimde her zaman kendimi kurduğum bir hayal ile sakinleştiriyorum. 35 yaşıma gelmişim, futbolu bırakmaya karar vermişim ve hakemi dövmek istiyorum. Gidip bir tane vuruyorum ve futbolu bırakıyorum” demişti...



Bu röportaj ve yukarıdaki iki ufak örnek fotoğraf karesi Ozan'ın ''Kuş avcısı'' ve ''Şampiyon'' lakaplarının yanına bir de ''Psikopat'' eklenmesine sebep oldu elbette :)

Sonuç olarak Bursaspor'un Ozan İpek'e, Ozan İpek'in de Bursaspor'a çok büyük katkıları oldu. Bunu kimse inkar edemez, bununla birlikte bu ayrılık sürecinde Ozan İpek'in hataları olduğu gibi belki kulübün veya teknik heyetinde hataları olmuş olabilir. Gerideki tatsız anıları konuşmak şu aşamada yersiz, bence bu ayrılık kararı iki taraf içinde hayırlı oldu. Umarım Ozan İpek, yeni takımında eski formunu yakalar ve tekrar zirveye çıkar.



Şampiyon kadronun döner bıçaklı kahramanına futbol hayatının kalan kısmında başarılar, yolu da bahtıda açık olsun. Bu taraftra onu ve yaşattıkları güzel duyguları hiç unutmaz.

twitter.com/EKoncak

29 Aralık 2012 Cumartesi

Altyapımızın Milli gurur tablosu



2012-2013 sezonunun ilk yarısının sona ermesinin ardından takımımızın altyapısından yetişen oyuncularımızın Milli karnelerini sizlerle paylaşalım istedim. 2012-2013 sezonunun ilk yarısı boyunca U21 kategorisinden başlayarak U14 Milli Takımı'na kadar her yaş grubuna oyuncu veren takımımız  toplam 26 oyuncusunu Milli Takım kamplarına yolladı. Bu isimlerden 25'i forma giyerken sadece Sercan Şen U19 Milli Takımı kampından maç yapmadan döndü.

Rekorlar Enes Ünal'da

Altyapımızın 1997'li gol makinası Enes Ünal ilk yarı boyunca 11 kez giydiği ay yıldızlı formayla en çok milli olan oyuncumuz oldu. Genç golcü ayrıca milli forma ile attığı 11 gollede takımımız adına ilk yarının en golcü millisi oldu. Enes'i 9 kez milli olan yaşıtı Ertuğrul Ersoy takip ederken, Batuhan Altıntaş (1996), Furkan Emre Ünver (1997) ve Mehmet Zeki Çelik'de (1997) 7'şer kez milli olarak sıralamayı devam ettirdiler.

İsim isim yukardan aşağıya doğru başlayalım;

Serdar Aziz (U21 Milli) - 1 kez Milli



As > 90 dakika | Türkiye 1-0 İrlanda Cumhuriyeti

İsmail Haktan (U21 Milli) - 1 kez Milli




Ydk > 9 dakika | Türkiye 1-0 İrlanda Cumhuriyeti

Emre Pehlivan (U19 Milli) - 3 kez Milli



As > 65 dakika | Türkiye 0-5 Meksika
As > 45 dakika | Türkiye 0-1 ABD
Ydk > 35 dakika | Türkiye 0-1 K.İrlanda

Okan Deniz (U21, U20 Milli) - 6 kez Milli / 1 Gol



As > 90 dakika | (U20) Türkiye 2-1 Güney Kore  (1 GOL)
As > 45 dakika | (U20) Türkiye 0-0 Ekvator 
As > 70 dakika | (U20) Türkiye 2-0 Valencian S.A.
As > 75 dakika | (U20) Türkiye 1-2 Arjantin
Ydk > 20 dakika | (U20)  Türkiye 0-2 Güney Kore
Ydk > 33 dakika | (U21) Türkiye 1-1 Almanya

Taha Can Velioğlu (U19 Milli) - 2 kez Milli



As > 90 dakika | Türkiye 1-2  Danimarka
As > 61 dakika | Türkiye 0-1 Litvanya

Ozan Tufan (U19, U18 Milli) - 5 kez Milli



Ydk > 45 dakika | (U19) Türkiye 2-0 Portekiz
As > 80 dakika | (U18) Türkiye 0-2 Çek Cumhuriyeti
As > 80 dakika | (U18) Türkiye 1-1 Norveç
As > 80 dakika | (U18) Türkiye 1-1 Slovakya
As > 90 dakika | (U18) Türkiye 4-1 Hollanda

Süheyl  Çetin (U18 Milli) - 4 kez Milli



As > 80 dakika |  Türkiye 0-2 Çek Cumhuriyeti
As > 80 dakika |  Türkiye 1-1 Norveç
As > 80 dakika |  Türkiye 1-1 Slovakya
As > 89 dakika |  Türkiye 4-1 Hollanda

Batıcan Aday (U18 Milli) - 3 kez Milli



As > 40 dakika |  Türkiye 0-2 Çek Cumhuriyeti
Ydk > 40 dakika |  Türkiye 1-1 Norveç
Ydk > 1 dakika |  Türkiye 1-1 Slovakya

Furkan Soyalp (U18 Milli) - 1 kez Milli



As > 72 dakika |  Türkiye 4-1 Hollanda

Okan Kocuk (U18 Milli) - 1 kez Milli















As > 80 dakika |  Türkiye 1-1 Norveç

Oğulcan Çağlayan (U17 Milli) - 6 kez Milli / 1 Gol



As > 65 dakika | Türkiye 1-1 Romanya
Ydk > 40 dakika | Türkiye 3-3 Belçika (1 GOL)
As > 80 dakika | Türkiye 3-2 Arnavutluk
As > 65 dakika | Türkiye 1-1 Portekiz
As > 40 dakika | Türkiye 1-4 İngiltere
Ydk > 10 dakika | Türkiye 1-3 İtalya 

Duhan Çağlar Akdağ (U17 Milli) - 4 kez Milli



As > 80 dakika | Türkiye 3-3 Belçika
As > 80 dakika | Türkiye 3-2 Arnavutluk
As > 80 dakika | Türkiye 1-3 İtalya
As > 90 dakika | Türkiye 2-6 Brezilya

Batuhan Altıntaş (U17 Milli) - 7 kez Milli / 3 Gol



As > 80 dakika | Türkiye 3-0 Kazakistan (1 GOL)
As > 80 dakika | Türkiye 2-4 İsrail (2 GOL)
As > 80 dakika | Türkiye 3-4 Hırvatistan
Ydk > 32 dakika | Türkiye 3-4 Portekiz
As > 45 dakika | Türkiye 1-4 A.B.D
Ydk > 10 dakika | Türkiye 2-6 Brezilya
As > 80 dakika | Türkiye 1-0 Romanya

Enes Ünal (U17, U16 Milli) - 11 kez Milli / 11 Gol



As > 80 dakika | Türkiye 0-1 Ukrayna
As > 80 dakika | Türkiye 0-2 İskoçya
As > 80 dakika | Türkiye 2-1 Letonya  (1 GOL)
As > 80 dakika | Türkiye 5-4 İsrail (4 GOL)
As > 75 dakika | Türkiye 1-0 İtalya (1 GOL)
As > 80 dakika | Türkiye 1-2 İtalya (1 GOL)
As > 63 dakika | Türkiye 3-0 Almanya (3 GOL)
As > 80 dakika | Türkiye 1-1 Almanya
Ydk > 7 dakika | (U17) Türkiye 3-4 Portekiz
As > 80 dakika | (U17) Türkiye 1-4 A.B.D (1 GOL)
As > 72 dakika | (U17) Türkiye 2-6 Brezilya

Ertuğrul Ersoy (U17, U16 Milli) - 9 kez Milli / 3 Gol



As > 80 dakika | Türkiye 0-1 Ukrayna
As > 80 dakika | Türkiye 0-2 İskoçya
As > 80 dakika | Türkiye 2-1 Letonya  (1 GOL)
As > 48 dakika | Türkiye 5-4 İsrail
As > 80 dakika | Türkiye 1-0 İtalya
As > 80 dakika | Türkiye 1-2 İtalya
As > 80 dakika | Türkiye 3-0 Almanya
As > 80 dakika | Türkiye 1-1 Almanya  (1 GOL)
Ydk > 40 dakika | (U17) Türkiye 1-0 Romanya (1 GOL)

Furkan Emre Ünver (U16 Milli) - 7 kez Milli




As > 80 dakika | Türkiye 0-1 Ukrayna
As > 80 dakika | Türkiye 2-1 Letonya
As > 80 dakika | Türkiye 5-4 İsrail
As > 80 dakika | Türkiye 1-0 İtalya
As > 80 dakika | Türkiye 1-2 İtalya
As > 80 dakika | Türkiye 3-0 Almanya
As > 80 dakika | Türkiye 1-1 Almanya

Mehmet Zeki Çelik (U16 Milli) - 7 kez Milli



Ydk > 40 dakika | Türkiye 0-1 Ukrayna
Ydk > 31 dakika | Türkiye 0-2 İskoçya
As > 80 dakika | Türkiye 2-1 Letonya 
As > 80 dakika | Türkiye 5-4 İsrail
Ydk > 40 dakika | Türkiye 1-0 İtalya
As > 80 dakika | Türkiye 1-2 İtalya
Ydk > 17 dakika | Türkiye 3-0 Almanya

Enbiya Altun (U16 Milli) - 2 kez Milli



Ydk > 10 dakika | Türkiye 3-0 Almanya
As > 65 dakika | Türkiye 1-1 Almanya

Berke Yılmaz (U16 Milli) - 2 kez Milli



As > 70 dakika | Türkiye 3-0 Almanya
As > 51 dakika | Türkiye 1-1 Almanya

Onur Muhammed Parlar (U16 Milli) - 2 kez Milli



As > 80 dakika | Türkiye 1-1 Almanya
As > 80 dakika | Türkiye 1-2 İtalya

Haktan Karabulut (U 15 Milli) - 2 kez Milli




Ydk > 40 dakika | Türkiye 3-4 Romanya
Ydk > 10 dakika | Türkiye 2-2 Romanya

Rasim Samet Gürbüz (U15 Milli) - 1 kez Milli



As > 40 dakika | Türkiye 3-4 Romanya

Sabri Can Gündoğan (U14 Milli) - 2 kez Milli



As > 60 dakika | Türkiye 6-1 Gürcistan
Ydk > 10 dakika | Türkiye 3-0 Gürcistan

Görkem Özgür (U14 Milli) - 2 kez Milli




As > 50 dakika | Türkiye 6-1 Gürcistan
Ydk > 25 dakika | Türkiye 3-0 Gürcistan

Halil Çöl (U14 Milli) - 2 kez Milli / 1 Gol



Ydk > 35 dakika | Türkiye 6-1 Gürcistan (1 GOL)
As  > 35 dakika | Türkiye 3-0 Gürcistan


*U18 düzeyindeki Norveç, Slovakya Çek Cumhuriyeti maçları 80 dakika,
*U17 düzeyindeki Brezilya, Portekiz, ve A.B.D. maçları hariç diğer maçlar 80 dakika,
*U14 düzeyindeki Gürcistan maçları ise 70 dakika üzerinden oynanmıştır. Geri kalan maçlar 90 dakika üzerinden oynatılmıştır
twitter.com/EKoncak

28 Aralık 2012 Cuma

Galatasaray'a müthiş kıyak(mış)!



Bu başlık bugün Bursa Hakimiyet gazetesinde yer alan ve Bursaspor'dan Galatasaray'a giden Veysel Mercan üzerine atıldı. Haber de bu ; http://www.bursahakimiyet.com.tr/haber/bursaspor/bursaspordan-galatasaraya-muthis-kiyak-16156.html

Bursaspor'un 1996 doğumlu oyuncusu Veysel Mercan sezon başı bonservisini alarak Galatasaray'a transfer olmuş ve buna izin verilmiş. Sonra Veysel orada Milli Takıma gidip 1 maç oynayınca kıymete binmiş ve hemen yerel basının gündemindeki yerini almış.

Uçup giden yetenek alt başlığı ve milyon liralar edecek oyuncu gibi tanımlamaların neye dayanarak yapıldığını merak ediyorum. Süha Gürsoy veya ekibinden birisi Veysel'i hiç canlı izledi mi acaba Vakıfköy'de veya Florya'da ? Ben şahsen bu seneki (U17) Bursaspor - Galatasaray maçı için gittiğim Vakıfköy'de Veysel'i seyrettim kenarda gayet güzel ısınıyordu, oyuna girmedi. Maçı 2-1 kazanmıştık.

Hatta Veysel maçtan önce tribüne gelip ailesi ile sarılıp kucaklaştığında biz Korkut Meral ve Sadi İmren abilerimiz ile şaka yollu takılmıştık, ''Sen kaç numarasın kardeşim, söyle de ona göre maçta sana birşey söylemeyelim bak ailen burdaymış'' diye. Altyapıdaki çocukların tuttuğu takım muhabbetine girmeyi de sevmem ama bunu da yazmadan geçmeyim; Veysel'in siyah beyaz kramponlarınada gönderme yapmıştık ; ''Üst Galatasaray, kramponlar Beşiktaş nasıl olcak bu işler'' diyerek, o da ''Gönlümüzdeki orası inşallah abi olur ilerde'' demişti.

Milli Takıma yükselmesinin ardından kopartılmaya çalışılan bu fırtına çok ucuz bir numara. Çünkü biraz ilgili kişiler bile alt yaş kategorilerinde de İstanbul takımlarının altyapısında oynayan çocukların daha çok tercih edildiğini bilir. Böyle olmasa bile deneme amaçlı toplanan kamplar hiç çağırılmayan oyuncuların çağırıldığı denendiği kamplarda yapılabiliyor Milli düzeyde. Kaldı ki Veysel sadece 1 kez milli olmuş. Bursaspor altyapısında 30 tane milli adam var bu sezon, kaçını gündeme getirdin diye sormazlar mı yerel basının güzide kuruluşuna ?

Ufak bir istatistikte verelim, Veysel'in de görev aldığı Galatasaray U17 Takımı bu sezon 19 maçta 19 gol yerken, Bursaspor U17 Takımı 19 maçta sadece 14 gol yedi. Bizim U17'de ki stoper ikilimiz Mehmet Kalkan ile Murat Erata'nın daha iyi işler çıkardığının ufak bir örneği, Milli olamamaları onların suçu mu ? Yoksa onları görmeyen antrenörlerinin suçu mu ? (U17 Takımımız grubunun en az gol yiyen takımı)

Sonuç olarak bu haberin iyi niyetle yapıldığına ben inanmıyorum, Bursaspor Kulübü'nün en az hatalı işleyen kollarından birisidir altyapısı. Böyle darbeler vurmaya çalışmak yerine ordaki cevherleri alıp röportaj yapmak, maçlarına daha çok yer ayırmak Bursaspor'a daha çok fayda sağlar, benden söylemesi.

twitter.com/EKoncak

25 Aralık 2012 Salı

Timsah'ın iç saha analizi



Sezonun ilk yarısını bildiğiniz üzere 24 puanla noktaladık ve şimdi gözler transfer sezonuna çevirildi. Henüz transfer spekülasyonları ortalığı bulandırmadan sağlıklı bir şekilde ilk yarının karnesini ortaya çıkartalım. Bugünkü yazımızda öncelikle içsaha maçlarımızı mercek altına alalım istedim. Nitekim bu sezon Bursa’ya gelen takımların çoğunun oynadığı defansif  futbol  herkesin malumu, neyse lafı uzatmadan önce temel bilgileri paslayıp sonra istatistikleri dökelim ortaya.

Takımımız bu sezon ligin ilk yarısında içsahada 9 lig mücadelesine çıktı. Bunlardan 3’ünü kazanan yeşil beyazlı ekibimiz  4 beraberlik ve 2 mağlubiyet aldı. İçsahada 12 gol atan takımımız kalesinde ise 7 gol gördü. Biraz daha detaya inip maç maç ayıracak olursak ;

Bursaspor  0 - 1 İstanbul BBSK

Topa Sahip Olma : %56.24  -  %43.76
Pas / İsabetli Pas : 391/337  - 300/247
Şut / İsabetli Şut :  14/5  -  8/6

Bursaspor  4-1 Karabükspor

Topa Sahip Olma :  %51.15  -  %48.85
Pas / İsabetli Pas :  428/361 -  369/316
Şut / İsabetli Şut :   11/4  -  9/3

Bursaspor 1-1 Gaziantepspor

Topa Sahip Olma :  %50.69  -  %49.31
Pas / İsabetli Pas :  386/351  -  379/343
Şut / İsabetli Şut :   17/7  -  11/8

Bursaspor 1-1 Fenerbahçe

Topa Sahip Olma :  %45.90  -  %54.10
Pas / İsabetli Pas :  414/365  -  500/449
Şut / İsabetli Şut :   24/11  -  15/8

Bursaspor  1-2 Kasımpaşa

Topa Sahip Olma :  %61.24  -  %38.76 
Pas / İsabetli Pas :  500/439  -  211/172
Şut / İsabetli Şut :   15/8  -  5/4

Bursaspor 3-0 Mersin İdman Yurdu

Topa Sahip Olma :  %53.37  -  %46.63
Pas / İsabetli Pas :  367/309  -  332/284
Şut / İsabetli Şut :   13/7  -  3/1

Bursaspor  1-1 Antalyaspor

Topa Sahip Olma :  %49.76  -  %50.24
Pas / İsabetli Pas :  312/273 -  320/282
Şut / İsabetli Şut :   17/4  -  8/4

Bursaspor 1-0 Orduspor

Topa Sahip Olma :  %59.03  -  %40.97
Pas / İsabetli Pas :  456/419  -  261/213
Şut / İsabetli Şut :   27/11  -  6/2

Bursaspor 0-0 Gençlerbirliği

Topa Sahip Olma :  %59.85  -  %40.15
Pas / İsabetli Pas :  524/453  -  252/197
Şut / İsabetli Şut :   24/9  -  5/2

Özetle Bursaspor içsahada oynadığı 9 mücadelede ortalama %54.13 topa sahip olurken rakibine ortalama %45.87’lik bir  topa sahip olma yüzdesi bıraktı.

9 mücadelede toplam 3778 pas girişiminde bulunan oyuncularımımz 3307 pasta isabet sağladı. Bu da %87.53’lük bir başarılı pas yüzdesini işaret ediyor. Rakip takım oyuncuları ise Bursa’da çıktığı 9 maçta toplamda 2924 pas girişiminde bulunurlarken %85.60 oranında isabet sağlayarak  2503 isabetli pas yaptılar.

Şutlarda ise 9 karşılaşmada kaleyi 162 kere yoklayan takımımız bunların 66’sında isabet sağladı. Bursaspor kalesi ise bu 9 mücadelede 38’i isabetli olmak üzere 70 şuta maruz kaldı.

Bursa’da en etkili istatistiklere sahip takım Fenerbahçe oldu (%54 topla oynama, 449 isabetli pas).  Fenerbahçe’yi  Antalyaspor (%50.24 topla oynama, 282 isabetli pas)  takip ederken geriye kalan 7 takım Bursaspor’umuzu bu alanlarda geçemedi.

Takımımızın iç sahada en etkili oynadığı maçlar ise Kasımpaşa, Gençlerbirliği ve Orduspor  mücadeleleri oldu.  Takımımız en çok topla oynama yüzdesine (%61)  Kasımpaşa maçında ulaşırken,  en çok isabetli pas sayısına (453) Gençlerbirliği maçında erişti. Takımımızın kaleyi en çok yokladığı maç ise 11’i isabetli olmak üzere 27 şut ile Orduspor maçı oldu.

Özetle Bursaspor ilkyarıyı geçtiğimiz sezona göre içsaha karnesi olarak +1 puan fazla, genel olarak +5 puan daha fazla alarak tamamladı. Bu konuyu biraz daha derinleştirecek olursak ligin ilkyarısını üstümüzde bitiren 5 takım geçen sezonun ilkyarısına göre ;

Galatasaray  -4p
Antalyaspor +9p
Beşiktaş -2p
Fenerbahçe -8p
Eskişehirspor -6p
Bursaspor +5p  puan alarak tamamladı.

Komşu kent Eskişehirspor geçen sezona göre -6 puan daha az puan toplayıp  bizle aynı puanda noktaladığı ilk yarıdan sonra ''şampiyonluk'' kelimesini dillendirirken bizim felaket tellallığı yapmamız abesle iştigaldir. Bu takımın ölüsü bu ligi ilk 5'te çok rahat bitirecektir bana göre, devre arası takviyelerine göre daha üst basamakları zorlayabiliriz. Yeter ki biz inanalım, zaman bakalım bizlere neler göstericek...

Erhan Konçak /  
twitter.com/EKoncak

(İstatistikler http://www.matchstudy.com/ adresinden derlenmiştir, kendilerine çalışmalarından ötürü teşekkür ederim.)

24 Aralık 2012 Pazartesi

Hep "Beraber"


Tribünlerden yükselen tezahüratları takım yanlış mı algılıyor acaba? Tribünler "Hep Beraber" derken futbolcuların kafasından berabere kalalım düşüncesi geçmiyordur herhalde. Yok yok bu benim kendi kuruntum tamamen.

Gençlerbirliği maçı ile ligin ilk yarısına noktayı koymuş bulunuyoruz. Gönül isterdi ki galibiyet ile kapatalım 2012 yılını fakat berabere kapatmış olduk.

Bu maçta gol bulamamızın en büyük nedeni kulübenin yetersiz oluşuydu. Ferhat'ın yokluğunda ve N'diaye'nin cezalı oluşunda kenarda oturan Sestak ve Murat kendine 11'de şans buldu, bu durumda haliyle kulüben bir Sestak oyuna dahil olamadığı için maç beraberlik ile son buldu. Ferhat'a tekrar geçmiş olsun diyelim, en kısa zamanda formasına kavuşması dileğiyle.

Klişe bir laf vardır yeni yıl ile ilgili "Nasıl başlarsa öyle gider" derler fakat Kayseri deplasmanında galibiyet ile başlayan 2012 galibiyet ile son bulmadı. Tesadüf müdür bilinmez 2011 yılı Gaziantep deplasmanında beraberlik ile son bulmuştu.

2012/2013 sezonu ilk yarısını geride bıraktığımızda;

En çok berabere kalan ilk takım,

En az mağlup olan ikinci takım,

En az gol yiyen üçüncü takım,

En çok gol atan beşinci takım,

oluşumuz ilk etapta göze batanlar. Aslında esas önemli olan şu; skor üstünlüğünü ele aldığımız maçlarda skoru koruyabilsek şu anda bambaşka bir konumda olacaktık. Kısaca bu maçlar;

Sivasspor deplasmanında 2-0 öndeyken 85. ve 87. dakikalarda yediğimiz iki gol ile sahadan 1 puanla ayrıldık.

Fenerbahçe ile evimizde oynadığımız maçta 1-0 öne geçtik fakat kalemizde 23.dakikada gördüğümüz gol ile sahadan 1-1'lik sonuç ile ayrıldık.

Beşiktaş deplasmanında 1-0 öne geçtik, 2-1 mağlup duruma düştük, İbrahim ile eşitliği sağladık, çalınan bir hikaye penaltı ile mağlup duruma düştük, Batalla ile eşitliği yakaladık, son dakikada Ferhat ile galibiyeti kaçırdık.

Sahamızda tek kale oynadığımız Antalyaspor maçında defansta yapılan bir hatadan dolayı kalemizde golü gördük ve sahadan beraberlik ile ayrıldık.

Eskişehir deplasmanında ilk yarıyı 2-0 önde kapattığımız maçta ikinci yarı kalemizde gördüğümüz goller sonucunda sahadan yine beraberlik ile ayrıldık.

Ligin ikinci yarısındaki tek beklentim tıpkı geçen sene gibi vites arttıran bir takım olmamız. Umarım 2013 bizim için güzel başlar...

twitter.com/ibodal16

23 Aralık 2012 Pazar

Çabalayan değil 'Çapa'layan kazandı...


Ligin devre arasına noktayı bugün çıktığımız mücadelede Gençlerbirliği'ne çaldırdığımız 2 puan ile koyduk. Galibiyet golü hariç Orduspor maçımızın kopyası niteliğinde geçen maç bizim açımızdan biraz buruk bir vedaya sebep oldu. Nitekim ligin en çok berabere kalan iki takımın mücadelesi başladığı gibi golsüz sona erdi.

Bugün N'Diaye ve Ferhat'tan yoksun bir Bursaspor vardı sahada, N'Diaye'nin yerinde Murat Yıldırım, Ferhat'ın yokluğunda ise  N'Diaye'den boşalan yabancı kontenjanı sayesinde Sestak sahadaydı. Rakip Gençlerbirliği ise önemli hücum silahlarından yoksun olarak geldiği Bursa'da Carson'ın yüzünü görmemeye and içmiş gibiydi. Fuat Çapa'nın takımı adeta bir Hector Cuper mantalitesinde sahadaydı ve birazda hücumcularından yoksun olmanın verdiği mecburiyetle oyunu katlettiler.

Kapalı savunmaları açmakta genelde zorlanan takımımızda bugün sahada Belluschi, Batalla, Tuncay, Pinto, Sestak gibi 5 önemli isim vardı ancak hiçbirisi çilingir görevini üstlenemedi. Birçok kez gole yaklaştık ancak son vuruşlarda bir türlü isabet sağlayamadık. Takımımız son vuruşlardaki isabetsizliğin yanına bir de ceza sahasına kadar getirip final paslarını atmayı başaramayınca bugün İstanbul BŞB maçından sonra ikinci kez ağları sarsamadan mücadeleyi tamamladık.

Bugün takımımızın topla oynama oranı %62'ydi. Ayrıca kaleye çekilen 8'i isabetli 25 şut ve kullanılan 10 köşe vuruşu hiçbirisi gole yetmedi maalesef. Bugün takımda ben en çok Tuncay - Pinto ikilisini beğendim. Pinto üzerindeki ölü toprağını atmış ve gayet istekliydi bugün ancak ilk yarının son dakikasında yakaladığı pozisyonda topu daha iyi kontrol edip golü yapmalıydı. Bu hem galibiyeti bize hem de onun özgüvenini yerine getirecekti ancak olmadı, pozisyonun devamında da Murat boşta olan Batalla'ya pas çıkarmak yerine kaleyi deneyince en net atağımımzdan yararlanamadık.

Tuncay'ın sakatlanıp oyundan çıkmasının ardından takımdaki hırs bir anda düştü sanki. Gerçi Tuncay sakatlanmasaydı da oyunda kalacak gücü tüketmişti. Kenardan gelecek ve oyunu değiştirecek bir adamımız da olmadığı için son 20 dakikayı daha bir boşa geçirdik. Bu anlarda bile gole yaklaşsakta galibiyeti getirecek gol bir türlü gelmedi.

Sonuç olarak bugün çok istekli arzulu çabalayan bir Bursaspor vardı sahada, oynanan oyun bence normalin üstündeydi. Ancak rakibin oyun planı ''1 puan alıp gidelim'' şeklinde olunca maalesef kazanan Fuat Çapa oldu. Bugün Gençlerbirliği'nin stoper ikilisi Aykut ve Ante Kulusic gerçekten çok üst düzey bir maç çıkardılar bana göre, etten duvar deyiminin canlı örnekleriydiler adeta.

Olan oldu sonuçta devreyi 24 puan ile noktaladık. Şimdi gözler ilk resmi maçımız olan Sivasspor kupa mücadelesine kadar olan dönemi nasıl geçireceğimizde, umarım yerli yerinde takviyelerle ikinci yarı zirveye ortak olan bir Bursaspor seyrederiz...

twitter.com/EKoncak

20 Aralık 2012 Perşembe

Vira...



Geçen sezon son anda elimizden kaçırdığımız Ziraat Türkiye Kupasında bu yıl gruplardaki ilk maçımızı evimizde PTT 1.Lig ekibi olan 1461 Trabzon ile oynadık. Doksan dakikanın sonunda Pinto ve N'diaye'nin golleri ile sahadan 2-0'lık skorla ayrılıp hanemize üç puanı yazdırdık.

Elimden geldiği kadar PTT 1.Lig'i takip etmeye çalışıyorum ve bana göre bulundukları ligin üstünde futbol oynayan birkaç takımından bir tanesi 1461. Açıkçası içlerinde bulunduğu durumu düşünürsek (Süper Lige çıkmaya hak kazansalar dahi, Trabzonspor'un pilot takımı oldukları için üst ligde mücadele edemeyecekler) verdikleri mücadele çok önemli ve alkışı hak eden cinsten.

Burada altını çizmek gerekir, dezavantajı avantaja çevirmesini bilmişler.

Dün akşam oynanan karşılaşmada göze batan noktalardan ilki Pinto'nun isteksiz tavrı ve göbeğinin istemsiz hareketleri. Bir futbolcuyu kaybetmek kolaydır fakat kazanmak zordur. Yakın zamandan örnek verecek olursak bir çırpıda Ergiç, Altidore, Miller, Sercan, Volkan gibi isimleri yazabiliriz. Aslında bu isimlerin arasına Ozan İpek'i de yazsak yanılmış olmayız ki bugün gelen açıklamada Ozan'ın ayrılacağını netleştirir nitelikte. Bu yüzden elimizdeki değere sahip çıkıp onu kazanmaya çalışmalıyız. Olmayacaksa da zorlamaya gerek yok. Oyundan alınırken alkışlayan taraftara tepkisiz kalmakta nedir? Bileklerindeki bandı söküp sahaya atmak, golden sonra sevinmemekte nedir?

Diğer göze batan nokta ise Maraton tribünün top çeviren takımımıza karşı verdiği tepkiye kayıtsız kalmayan N'diaye'nin tribüne dönüp sakin olun işareti yapmasıydı ve bu olaydan sonra golde pek gecikmedi. Yaşı genç fakat olgun bir oyuncu. O sahadaysa ben rahatım arkadaş.

Burada bir noktaya değinmek lazım; rakibin kapanmış ve sahada mücadele eden oyuncuların oyunu açmakta güçlük çekiyor. Bu yüzdendir ki top çeviriyor takım. Sürekli yan top yapılsa da bu tepki verilse anlayacağım fakat sabretmeyi bilmiyoruz.

Son olarak maçla ilgili şuna değinmek istiyorum;

Rakip kim olursa olsun eğer bir ligde puan mücadelesi veriyorsan atabildiğin kadar gol atmalısın. Yarın ikili averaj veya genel averaja kurban gitmek istemiyorsan 'bu skor yeterli' düşüncesi içerisine girmeyeceksin. Hele ki maç içerisinde sırf vakit geçirmek için artistlik hareketler yapmayacaksın sarı çocuk.

Gelelim bu akşam yapılan açıklamalara...

Tamam hocam iyisin hoşsun ama ben ufak bir noktaya takıldım;

"Bursa kolay deplasman haline geldi."

Cümlesini anlayamadım. Deplasmanı kolay hale getiren takım mıdır, taraftar mıdır? Takım oynamadıktan sonra taraftarın elinden ne gelir? Takımın oyununa bakar tribünlerde takımı ateşlemeye. Yani herkesin bir görevi vardır. Futbolcu işini yapar, tribün üstüne düşeni. Aradaki fark budur.

Tamam tribünler üstüne düşeni yapmıyor olabilir fakat futbolcular yapabildikleri şeyi yapıyorlar mı? Sorgulamak lazım...

Merak ettiğim bir nokta var. Yöneticilerimiz hiç araştırdı mı bu taraftar neden tribünlere gelmiyor diye. Takım 3-0 gerideyken aşkını haykıran bu insanlar neden artık yoklar? Deplasmana binlerle giden bu adamlar neden içeride yoklar? Tribünlerin kapısı seyirciye kapalıyken bu adamlar dışarıda destekliyordu bizleri de şimdi neden yoklar?

Bu ve bunun gibi soruları kendi aralarında hiç konuştular mı? Şayet konuştularsa neden taraftar derneklerine, sitelerine, amigolara, tribünlerin tanınan ve bilinen simaları ile konuşup fikir alışverişinde bulunmadılar?

Öncelikle şuna karar verelim;

Tribünde yerini alanlar müşteri mi, taraftar mı?

Müşteri isek ona göre,

taraftarsak ona göre...

https://twitter.com/ibodal16

'Fin'tastik start!



Buz gibi bir Bursa akşamında dün çeyrek finaldeki ilk grup maçında 1461 Trabzon'la karşılaşan Bursasporumuz sahadan çokta zorlanmadan 2-0'lık galibiyetle ayrıldı. Finlandiyalı oyuncumuz Forsell'in iki asist yaptığı gecede goller Pinto ve N'Diaye'den geldi.

Ertuğrul Sağlam mücadeleye Harun, Basser, Ömer, İbrahim, Hakan, Murat, NDiaye, Tuncay, Ferhat, Forsell ve Pinto ilk 11'i ile çıktı. Her türlü ihtimale karşı Batalla ve Sestak'ı kulübede tutan Ertuğrul Hoca Serdar ve  Belluschi'yi ise maç kadrosuna almadı. Maçın genelinde oyuna üstünlüğünü kabul ettiren taraf  beklendiği gibi Bursaspor'du, nitekim karşımızdaki rakip çokta güçlü, tecrübeli bir takım değildi. Ferhatla ve Tuncayla kaçan gollerin ardından tabelayı değiştiren isim Sebastian Pinto oldu. Bu gol öncesi Ömer'in mükemmel uzun pasında topla buluşan Forsell'in son çizgiye inip topun dibine girerek Pinto'ya ''al da at'' demesi ve Pinto'nun bu ikramı geri çevirmemesi bu atağı gerçekten mükemmel kıldı. 45.dakikada gelen bu gol Bursasporumuz'un devreye moralli, rakibin ise demoralize girmesini sağladı. Klasmanı farklı takımların oynadıkları mücadelede gol atamadığınız her dakika rakibimizin direnci daha da arttırıyor bildiğimiz gibi buna son örnek Altay'dı.

İkinci yarıyada golle başlayan taraf yine Bursasporumuz oldu. Ferhat'ın Forsell'in koşu yoluna bıraktığı topuk pası, Finlandiyalının ikinci asisti ve NDiaye'nin 2-0'ı getiren golü maçı koparttı. Bu dakikaya kadar kale arkasında Batalla, Sestak ve Musa ısınırken ikinci golden sonra Sestak kulübeye gitti ve yerine Ozan Tufan'ı ısınmaya yolladı teknik heyet. Daha sonra genç Ozan kale arkasında maç izlemeye dalınca kenardan Mutlu Hoca bir hışımla seslendi ve sanırım duyurdu sesini, Ozan daha ciddi ısınmaya başladı ve 10 dakikalık ısınmanın ardından Bursaspor forması altındaki 3.resmi maçına çıktı.

Maçın adamı yaptığı iki asistle bana göre Forsell'di. Finlandiyalı futbolcu 3 kupa maçında da 90 dakika görev aldı ve 1 gol 3 asist ile kupada attığımız 7 golün 4'üne katkı koydu. Forsell'in dışında ben Ferhat'ı da yine çok beğendim. Hücuma çok zenginlik katıyor gerçekten, hele 39.dakikada Harun'un kullandığı degajda attığı depar son çizgiye inip vuruş açısı bulması şutu gerçekten şahaneydi.

Sonuç olarak çeyrek finale güzel bir başlangıç yaptık ve 3.kupa mücadelemizde de kalemizde gol görmedik. Bunda en büyük paylardan biri olan Türkiye Kupası kazancımız Harun Tekin'e de hakkını vermek lazım, oynadıkça dahada iyi oluyor. Sıradaki rakip Gençlerbirliği, 3 puan ile ligin ilk devresini kapatalım sonra kupa mesaisine kaldığımız yerden devam...

twitter.com/EKoncak

15 Aralık 2012 Cumartesi

The Next Batalla / Furkan Soyalp


'' Peki mutlu olmak için...Senin bir adım atmaya cesaretin var mı ? ''

Son zamanların en heyecan veren , altın jenarasyonlarından biri bu sezonki U-18 takımı. Uzun süredir birlikte oynayan futbolcular geçtiğimiz sezon Türkiye şampiyonluğuna kadar yükselmeyi başarmıştı. O takımın en dikkat çeken isimlerden biriydi Furkan Soyalp…
Oyun yapısıyla , tekniğiyle , fiziği ile Bursaspor’un bücürü Batalla’yı andıran Furkan onun velihattı olarak görülüyor.


Furkan ,  12 Haziran 1995’te Ankara’nın 16 metropol ilçelerinden biri olan Yeni Mahalle’de dünyaya geldi.  Oğulcan Çağlayan gibi futbola Ankaraspor’da başlayan Furkan U-15 takımıyla bu takımda rüya gibi bir sezon geçirdi. 20 lig maçında 28 gol atıp , play-off’larda gol haklkasına 5 tane daha ekleyen genç oyuncu 33 golle harika bir sezonu geride bıraktı.


Takvim yaprakları 2010 yazını gösteriyor.
Ankaraspor’un kapanmasının ardından futbolcular birbir takımdan ayrılıyor.
Furkan Soyalp…Süper Lig takımlarının gözdesi durumuna geliyor.  Geçtiğimiz sezon kendi yaş kategorisinde ortalığı kasıp kavurmuş , attığı 33 golle dikkatleri çekmişti ve aynı zamanda Nike cup turnavası için seçilen takımda yer almıştı. Teklifler geliyor. Bursaspor ve Fenerbahçe başta olmak üzere…Fenerbahçe 70 bin lira transder ücreti vaaediyor , Soyalp ailesinin evlerinin Dereağzı tesislerine yakın olması avantajını kullanarak. Fakat aile bunun reddedip , Bursaspor’un teklifini kabul ediyor ve uzun sürmesini dilediğimiz bir hikaye başlıyor böylece…

Bursaspor formasıyla da harika performanslarına devam ediyor Furkan Soyalp.
Transferi nedeniyle çok az forma giydiği 2010/2011 sezonun onun için bir kayıp olsa bile 14 gole sezonu bitirmeyi başarırken bir dahaki sezon şampiyon olacak takımın en önemli parçalarından birinin olacağının sinyalini veriyordu.

Performansıyla dudak ısırtan 22 maçta attığı 22 golle müthiş bir performansın altına imza atmayı başarmıştı şampiyonluk yılında. Takımın birçok oyuncusu gibi o'da müthiş bir çıkış yakalamıştı. Ertuğrul Sağlam ve yardımcılarınında yerinden takip ettiği Fenerbahçe ile oynanan U-17 finalinde bir gol atıp sahneye çıkan isimlerden biri olmuştu.

Altın dediğimiz jenarasyon ilk meyvelerini vermeye başladı o günlerde. Şampiyon takımdan birçok birçok genç oyuncu a takıma yükselmişti ve antremanlara çıkmıştı. Bunlardan Ozan Tufan ve Furkan Soyalp takımın Avusturya Kampı’na katılmaya hak kazandı.

Bu belli bir seviye geldiklerinin açıklamasıydı çünkü Avusturya kampı demek  A takım düzeyinde yükleme yapılması , antreman görülmesi bir nevi profesyonel düzeyde , en yüksek seviyede yaşanılacak bir kamptı. 17 yaşındaki futbolcular için bu gerçekten bu büyük bir şanstı…Her açıdan hemde. Şüphesiz harika bir  tecrübe oldu onlar için.

Yukarıda yeni Batalla demiştik Furkan için birçok benzer özelliğinin benzemesinin yanında kendisininde bir Batalla hayranı olduğunu hatırlatalım. Bu kamp sürecind Batalla’dan çok şey öğrendiğini söyleyen Furkan , Bursaspor TV’ye verdiği röportajda şunları söylemişt : 

‘’ Pablo İngilizce bilmiyor , İspanyolca biliyor. Benden ondan bir iki kelime öğrendim. Sürekli yanındayım onun artık. Hep peşindeyim ‘’ artık git , yeter ‘’ diyor. Aramız iyi. İdol olarak gördüğün biriyle çalışmak çok güzel. ‘’

Şöyle devam ediyor Furkan…

‘’ Pablo çok sakin oynuyor , ayaklarına çok hakim. Bende öyle oynamaya çalışıyorum. Bu sabah kahvaltıda çiçekli yoğurt yemişti. Bende gittim aynısından aldım. O ne yapıyorsa yapmaya çalışıyorum. ‘’



Aslında bu sezon Türkiye Kupası maçları olmak üzere bazı maçlarda forma şansın bulmasını bekliyordum Furkan’ın. Ama şuana kadar umduğunuzu bulamadığımızı söylemeliyiz. Batalla’nın alternatifi olarak gördük amma velakin Petteri Forsell’in gelişi ile daha geri bir planda yer almaya başladı biraz. Bu sezon A2 takımına yükseldi.  A2 takımı ve U-18’de forma giyiyor. Ayrıca 14 Kasım’da oynanan Hollanda maçının aday kadrsosuna seçilip , forma şansı da buldu. 


Bu yaştaki futbolcular için hep bahsediyoruz mental gelişim , mental gelişim diye. Yaşının getirdiği heyecanlara kapılmadan , ya da şöyle diyelim her şeyi tadında bırakıp çalışmasını devam ettirirse çok iyi yerlere geleceğinden şüphem yok açıkçası. Özellikle canlı gözle izlediğinizde kalitesinin farkına daha iyi bir şekilde varıyorsunuz….Biraz sabretmesi lazım. Her şey daha iyi olacak.

 Furkan ile ilgili küçük bir not daha verelim.
13 yaşındayken Gençlerbirliği karşısında oynadığı U-14 maçında muhteşem bir gol atarakta ekranlarımıza konuk olmuştu daha önce. Belki bu gol dünyanın en erken atılan golü :)


Daha sonra Furkan , TFF tarafından hazırlanan Coco Cola Akademi Ligleri reklamında da yer aldı. Bu reklamında temelinde de bu golü vardı.
 



Geleceğin Ibrahimovic'i / Oğulcan Çağlayan 
 Yeni ''Van Basten'' Enes Ünal 

Beysim Can

https://twitter.com/deep_lying

Hadi Mususi , hadi Musisi , at bunu....Gooll !



Rahat uyu....

Nasıl olacak bu işler ?



6 günde 3 maç komedisinin son ayağında bugün Eskişehir'in konuğu olduk ve maalesef dramatik bir şekilde sahadan beraberlikle ayrıldık. Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin olduğu hafta direk rakibimiz olan Eskişehir'den alınacak 3 puan çok kıymetli olacaktı ancak komik gol yeme hastalığımız yine peşimizi bırakmadı.

Ertuğrul Sağlam Orduspor maçında oynayan kadrodan sadece Pinto'yu kesip Sestak'ı monte ederek maça başlattı takımımızı. Ben her ne kadar ilk 11'de Pinto'yu beklesemde ağır bir stoper ikilisi olan Diego-Servet'in arasında hızlı Sestak ile pozisyon kovalamak düşüncesi de bir deplasman takımı için gayet mantıklıydı. Nitekim ilk 45 dakikada deli gibi pres yapan, rakibine orta sahada top yaptırmayan ve skor üstünlüğünüde eline alan bir Bursaspor vardı sahada. Tabelayı değiştiren isim ise Tuncay'ın asistinde sol ayağıyla fileleri havalandıran isim Belluschi'ydi.



İkinci yarı öncesi tek korkum Cüneyt Abi'nin geçtiğimiz maçların çoğunluğuna dair yaptığı ''46-60. dakikalar arasını çok kötü oynuyoruz'' tespitiydi. Şok bir golle ikinci yarının henüz ilk dakikası dolmadan Batalla'nın asistinde Ferhat ile 2-0'ı yakaladık ve bu korkuyuda atlattık derken Eskişehirspor'un kullandığı kornerde öyle bir yerleşim hatası yaptık ki net söylüyorum A2, U18, U17'yi geçtim U16 da ki stoperlerimiz Ertuğrul ile Furkan'ın dahi yapmayacağı bir hata sonucu golü kalemizde gördük. Bu golün şokunu üstümüzden atamadan skoru 2-2'ye geitren gol Erkan Zengin'den geldi ve üzerinde ölü toprağı olan Eskişehir'i adeta dirilttik.

Haliyle 2-0'dan gelen takımın daha moralli ve istekli bir oyun ortaya koyması normaldi ve kalan dakikalar daha çok rakip takımın hücumlarıyla geçti. Ancak kalan dakikalar ne onlara ne bize yaradı ve maç 2-2 sona erdi.

Burada maçı katleden hakeme de biraz değinelim; 1.dakikada Servet hakemin gözü önünde arkadan Sestak'ın tendonuna basıyor kart yok, sarıyı görse 50.dakikadaki kartı 2.sarıdan kırmızıya dönecek. Diego'yu saymıyorum bile bu oyuncunun maçı kırmızı görmeden bitirmesi tamamen mucize. Allah'tan yardımcılar ofsaytları iyi süzdü de bir de haksız gole kurban gitmedik.

Oyuncu değişikliklerine gelecek olursak Murat Yıldırım'dan kanat oyuncusu olmayacağı gün gibi ortada bence ısrarın anlamı yok. Murat'ın oynayabileceği tek yer orta sahanın ortası, ordada olmuyorsa zorlamak yersiz. Murat yerine o mevkiye altyapıdan bir Berat veya Mustafa Acun hamlesi gelse bir iç saha maçında en azından belki birşeyler kazanabiliriz ama Murat'tan orada verim almak çok çok zor bir iş. Pinto'dan bugün çok ümitliydim ancak yedekte olduğunu öğrenince beklentimi sıfıra indirdim, Seba yedekten gelip oyun değiştirecek bir adam değil bana göre çabuk küsüyor oyuna. Ocak ayından sonra kalırsa eski Pinto'yu izleriz giderse de yolu açık olsun demekten başka bize birşey düşmez. Son değişiklik Ömer Erdoğan'dı, Ersun Yanal'ın 1.97'lik Nuhiu hamlesine karşılık olası bir duran top faciasından korunmak amacıyla yapılan değişiklikti çok fazla sorgulamak anlamsız.

Yine çok uzattık lafı sırada Gençlerbirliği sınavı var, 3 puanımızı alıp 26 puanla devreye girelim, sonrası transfer sezonu artık kısmet...

twitter.com/EKoncak