2 Aralık 2015 Çarşamba

''Bir top ve bilmem kaç adam''dan fazlası...



Mart 2014 - Brezilya hazırlık maçında deplasmanda Güney Afrika'yı 5-0 ile geçerken hat trick yapan Neymar maç sonu sahaya giren 7 yaşındaki Afrikalı çocuğu güvenlik güçlerinin elinden alıp takım arkadaşları ile tanıştırıyor ve Afrikalı minik belkide hayatının en unutulmaz 1 dakikasını yaşıyor


 


Utah Jazz, 5 yaşındaki lösemi hastası JP Gibson ile 1 günlük kontrat imzalayarak, minik taraftarına unutamayacağı bir gün yaşattı.


  




 11 Yaşında Down Sendromlu bir Celtic taraftarı Jay Beatty. Celtic'in her anında yanında adeta. 2014 yılında ki şampiyonluk kutlamasında Samaras'ın tribünden alıp kutlamalara saha içinde devam etmesini sağladığı Jay takımının antrenmanlarınada çıktığı oluyor. Jay aynı zamanda Celtic'in 2015-2016 Takım fotoğrafında da yer aldı. 




12 yaşında Real Madrid altyapısında denenmeye çıkan Kolombiyalı Micheal Steven hayranı olduğu Falcao'yu karşısında görünce gözyaşlarını tutamaz. O dönem çapraz bağlarının kopmasının ardından uzun bir süre sahalardan uzak kalan yıldız oyuncu da Micheal'ın "Bu ayağının iyileşmesi için Tanrı'ya dua edeceğim" sözlerinin ardından gözyaşlarını tutamadı. 


  

Dünya Rugby Şampiyonu Yeni Zelanda'nın yıldızı Sonny Bill Williams, kendisine ulaşmak isterken güvenlik görevlilerini geçemeyen hayranına altın madalyasını hediye ederek alkışları topladı.


2014 Dünya Kupası'nda bekleneni veremeyen Kamerun Milli Takımı kamp yaptığı otelden ayrılırken minik bir hayranı Eto'o ya seslenir. Sonrası yoruma gerek bırakmayan bir içtenlik...




 
Bu da Roma Fiorentina maçı öncesi küçük bir enstantane. Totti seramoni öncesi sahaya çıkacak çocukları selamlaması ve çocuğun geçirdiği kısa süreli şok 


Bu yıl Şili'de düzenlenen Copa Amerika'da Kolombiya - Venezuela maçı öncesi minik hayranı ile James Rodriguez'in buluşması. 

Aralarında Teofilo Gutierrez ve Fernando Cavenaghi'nin de bulunduğu River Plate'li oyunculardan taraftarlarının evlerine süpriz dağıtım

Başrolde yine James Rodríguez var. Bu sefer yanında down sendromlu bir Real Madrid taraftarı ile birlikte.

Güzel adam David Luiz dedirten iki video







Göztepeli bir babanın attığı bir twit ile gelişen hikaye ve minik Zeynep'e Göztepe Hentbol Takımından güzel bir jest.



 
Senenin en alkış alan hareketlerinden biriydi. Hatırlarsınız bir Macar gazetecinin insanlık dışı çelmesine maruz kalan Suriyeli bir baba ve yanında oğlu vardı. Dünyanın ayıpladığı bu olaydan sonra Real Madrid kulübü Suriyeli miniği bir La Liga mücadelesi öncesi Ronaldo ile seramoniye çıkardı. Mutluluğu görülmeye değer.




Arsenal alışveriş mağazasından yeni sezon forma - ürün alan taraftarlarına futbolcuları vasıtasıyla müthiş bi süpriz hazırlamış. Şahsi düşüncem Giroud kesinlikle bu şakanın en iyisi :)

Göztepe altyapı antrenörlerinden Mehmet Turhan Demir yaklaşık 5 ay önce lösemi tedavisi görürken hem Göztepeli minik öğrencileri hem de Altınordu oyuncuları kendisini hastahanede ziyaret etmişti. Geçtiğimiz ay taburcu olan Mehmet Turhan Demir'e tekrardan geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.


 



Sene 2013, Antalya'da U15 Türkiye Şampiyonası Finalleri'ndeyiz. 98 jenerasyonu oynuyor o dönem ve rakip Antalyaspor. Ancak Antalya'nın 98 jenerasyonu Uluslararası bir turnuvaya gitmiş 1999-2000 takımı karışık sahada. Fiziki üstünlüğümüz bariz, bir pozisyonda minik Antalyalı kardeşimiz yerde kalıyor ve sedyenin gecikmesi sebebiyle o dönemki kalecimiz Rasim Samet Gürbüz arkadaşını kucakladığı gibi saha kenarına taşıyor.







Örnekleri çoğaltmak mümkün. Futboldan soğuduğumuz şu zaman diliminde böyle birşey esti bir çırpıda bunlar geldi aklıma  araya basketbol, hentbol, rugby filan karışık toparlayıp paylaştım. Aklıma - aklınıza geldikçe güncelleriz. Sağlıcakla kalın :)


twitter.com/EKoncak

28 Kasım 2015 Cumartesi

Sonu baştan yazılmış...



Bursaspor'da ikinci Ertuğrul Sağlam dönemi dün gece itibari ile son buldu. Ertuğrul Hoca Bursaspor kariyerindeki 200.maçında Kayserispor'a kaybederek mağlubiyet ile veda etti camiaya. Yolun sonu burasıymış demek.

Yaklaşık 5.5 ay önce başlayan İkinci Sağlam dönemi beni çok şaşırtmıştı açıkçası. Hoca benim gözümde doğru kişiydi ama Bursaspor'a gelişi çok zamansızdı, tıpkı gidişi gibi. Bunun sonucu olarak 3.5 sene süren ilk döneminin ardından ikinci dönemi sadece 5.5 ay sürdü. Seksendört'ün şarkısında dediği gibi ''Baştan sonu belli olan ucuz bir roman gibi...'' bu maceranında çok uzun soluklu olmayacağı en başından belliydi. Hoca'nın Recep Bölükbaşı ile yola çıkması zaten başlı başına bir hataydı ve bu hatanın faturasıda ona kesildi beklendiği gibi.

15 Haziran'da Ertuğrul Sağlam Bursaspor'a imza attığında elinde geçen sene ligi kasıp kavuran ''en golcü takım'' hüviyetini kazanmış bir ekip vardı. Fernandao ile Josue'nin kiralık anlaşmaları bitmiş, Şener'in ise 5 Milyon TL'lik sözleşme fesih bedeli ile gitmesine kesin gözüyle bakılıyordu. Kağıt üzerinde maksimum 3 kayıp ile takımı devralma fikri, eldeki yerli oyuncuların (4 A Milli oyuncu) kalitesi, ilk senesinde kupa finali oynatıp UEFA hakkı kazandırmasına rağmen ikinci sezonunda düşüşe geçen Eskişehirspor macerası ile oluşan imaj kaybı, yeni sezon öncesi geçilmesi planlanan ancak şimdilik şehrin idarecilerine, ahbaplarına halı saha olarak hizmet veren Timsah Arena'da oluşturulması beklenen atmosfer vs. o gün itibari ile Ertuğrul Hoca'nın gözünden bardağın dolu tarafını oluşturan unsurlardı.

Ancak beklenen olmadı Fernandao ve Şener'e  Ozan Tufan, Volkan Şen, Bakambu'da eklendi, Belluschi ikna edilemedi ve Bursaspor sil baştan takım inşa etme işine girdi. Ne kadar kağıt üstünde kaliteli isimlerde olsa birçoğu sezon öncesi kampı yememiş oyuncularla kadro takviye çalışmaları, 13-14 farklı milletten oluşan bir oyuncu grubuna ''takım'' olgusunu yerleştirmek, ayda bir lige verilen milli maç araları ile oluşan konsantrasyon kayıpları vesaire derken sonuç tabiki hüsran oldu. İster teknik adam başarısızlığı, ister yönetimin programsızlığı ne derseniz deyin ortadaki gerçek Bursaspor'un şu an için başarısız olduğu. Doğal olarak ihale Sağlam ve ekibinde kaldı. Bilen bilir Ertuğrul Sağlam'ı bu camiada sevenlerin başında olduğumu düşünüyorum ancak yolların ayrılması doğru hamleydi hem hoca için hem kulüp için ancak keşke Ertuğrul Hocam başkan ile beraber bu işi bıraksaydı, bu yüzdende biraz buruğum.

Hoca'nın bir daha bizlerle yolu kesişir mi bilinmez ama bilinen birşey var ki bizim epey birbirimizden uzak kalmamız lazım. Bir teknik adam başarısız olabilir eyvallah, eleştirebilirsin yaptığı işi gayet tabi en doğal hakkın ama aldığı para veya yaptığı yatırım üzerinden belaltı vurmak bana ilk döneminden bu yana yakışıksız geliyor. Bugün bi hasta gidip doktoruna veya bir öğrenci gidip öğretmenine ''Sen maaşın ile niye bunu aldın'' demesi ne kadar saçmaysa, bu da o kadar saçma. Neyse Ertuğrulsporlu damgası yemeden keselim bu konuyu.

Bu takımı bu saatten sonra kime emanet edilecek merak konusu. Gelecek 2.5 yılını daha mevcut yönetime emanet etmiş bir camia için teknik direktör işin çıtır-çerez (!) kısmı ama insan yinede merak ediyor. Benim en çok 'ukde' olarak nitelendirebileceğim konu Ertuğrul Sağlam'ın De Sutter'den hiç faydalanamamış olması. Sezon öncesi kadroların hepsinde ilk 11'e en önce yazılan isim olan Sutter ''kronik sakat'' önyargısı ile gelen Necid'in sükseli başlangıcı ardından kulübeden çıkamadı. Aslında bir bakıma Necid attığı goller ile Ertuğrul Hoca adına günü kurtarırken, geleceği de biraz sarstı diye düşünüyorum bu konuda. De Sutter'in oyun tarzı mevcut kadroya daha uygun bana göre ama Necid attığı goller ile bu fırsatı Sutter'e ve Sağlam'a vermedi. Devre arası ülkesine geri yollanmazsa bence yeni gelecek teknik direktörün en büyük kozu De Sutter olacaktır. Benim ona olan inancım hala devam ediyor, bu ligde bizi sorumluluk alıp bu buhrandan çıkartacak oyuncu umarım o olur.


1 yıl aradan sonra bloga dönüşümüz biraz uzun bir yazı ile oldu, inşallah bundan sonra daha güzel günleri, maçları yazarız. Sağlıcakla kalın, tabi bu mümkünse.

twitter.com/EKoncak

1 Kasım 2014 Cumartesi

Özlemişiz...




Geçen hafta Balıkesir deplasmanındaki 5-0'lık skor hafta içi Tepecikspor'a karşı alınan 2-0'lık galibiyet ve bugün futboldan uzak Sivasspor'a karşı hem skor hem psikolojik olarak kazanılan zafer... Bursaspor son bir haftaya tam 3 galibiyet ve 10 gol sığdırarak ilk haftalardaki şanssız dönemlerin üstüne sünger çekerek taraftarının yüzünü güldürmeye başladı nihayet.

Şenol Hoca beklendiği gibi Balıkesir karşısında kazanan kadroyu bozmadan sahaya sürdü bugün. Rakip Sivasspor ise en önemli oyuncusu Cicinho'dan yoksun geldiği Bursa'da futbol takımı olduğunu unutmuş gibiydi. Hakikaten Brezilyalı sağ bek bu takımın beyniymiş, onsuz böyle olmaları bunu net şekilde açıklıyor. İlk dakikalardan itibaren süreye oynayan kaleci Ertuğrul, defanstan çıkışlarımızda sürekli faul yapan Burhan, Mehdi, Aatif ve tabiki bunlara prim tanıyan hakem Çağatay Şahan. Bu kadar etmene karşı Bursaspor yinede ilk yarıda özellikle Ozan Tufan ve Fernandao ile kilidi açmaya çok yaklaşsada devreye golsüz beraberlik, kanlar içinde kalan kaptanı olan ve hakem kararları ile resmen kışkırtılmış bir takım olarak girdik.

İkinci devreye Şener'in Aatif'ı kaçırmasıyla kalemizde tehlike ile başlasakta Harun'un gününde olması skoru 0-0'da tutmamızı sağladı. Ardından maçın en güzel 15 dakikası geldi çattı. 57'de Josue, 59'da Volkan Şen ve 70'te Fernandao ile 3-0'ı yakalayarak Sivasspor'u ayağa kaldırdık (!) Josue'nin şapka çıkartılacak frikik golü, Volkan'ın Sivasspor savunmasını ve kalecisini rencide ederek 2'yi bulması ve Aziz Behiç'in sezonun en iyi bindirmelerinden birini yaparak Fernandao'yu golle buluşturması derken 3 gol de şiir gibiydi. Her ne kadar çok eleştirsemde Volkan'ın bugün golü bulmasına ekstra sevindim. Allah muhafaza o pozisyon gol olmasaydı tepkiler tam ters ve çok sert olacaktı.

Herşeyden önce hakeme ve futbol oynamayıp / oynatmamaya yemin etmiş bir takıma karşı alınan bu 3 puan daha güzel ve daha anlamlı. Bu galibiyet bizi maç fazlasıyla 3.lüğe taşıdı önümüzdeki hafta Erciyes deplasmanında da 3 puanı kapıp Milli maç arasına keyifli girmek müthiş olur. Şehir her ne kadar havaya girmeye başlasa da e-bilet saçmalığı bu senenin en kötü gelişmesi.

Başta sahanın bence en iyisi Aziz Behiç'e ve tüm takıma, Şenol Hoca ve ekibine yürekten teşekkürler. Bugün hem rakibi hem hakemi üst üste koyarak kazanmak bize çok yakıştı. Bu Bursaspor'u hakikaten özlemişiz...

twitter.com/EKoncak

9 Mayıs 2014 Cuma

Tarih YAZICI



İnsan sormadan edemiyor, neden insan çoğu şeyin değerini kaybettiği zaman anlar? 

Bu akşam özel gösterimde rahmetli başkan İbrahim YAZICI anısına yapılan "Tarih YAZICI" belgeselini izledik, teknik bir aksaklık sonucu belgeselin bir kısmını -ki bence önemli bir kısmını- izleyemedik. Belgesel için söylenecek şey aslında çok net; yapanların emeğine sağlık. Bir an önce herkesin izlemesi lazım. Yakın zamanda internet sitesinde ve Bursaspor TV ekranlarında da gösterileceği belirtiliyor zaten.

Belgeselde dikkat çeken noktalardan bir tanesi rahmetli başkanın sadece Bursa ve Bursaspor için ne denli önemli bir isim olmasından ziyade ülke için ne denli önemli bir isim olduğu. Belgeselde konuşan isimler arasında Türkiye'nin önemli iş adamları da yer alıyor. 

Sinema eleştirmeni değilim, hatta hiç anlamam bu film/dizi/belgesel vb. işlerinden, bu belgeseli izlediğinizde muhtemelen kullanacağız kelime "harbiden lan!" 

Çünkü harbiden başkan saygıların en büyüğünü kazandı Tff'ye karşı duruşunda. Çünkü bu devirde "isim benzerliğinden" emniyete götürüldü vs.

Belgeselde verilmek istenen mesajlarda açıktı, umarım es geçilmez. İbrahim YAZICI ismi yaşatılacaksa gerçekten de bu isim stadyuma yakışacaktır. Ve unutulmamalıdır, her şey para değildir.

Kurucu üyelerden rahmetli Necati AKGÜN'ün şampiyonluk günü kurduğu cümle, Batalla'nın Türk olacağı zaman alacağı isim ve daha niceleri belgesele damga vuran diğer öğeler. 

Belgeselin sonunda ise kurduğum cümle;

"Rüzgar'dan dolayı gözüme toz kaçtı. Yoksa gözlerim dolmaz kolay kolay."

En kısa zamanda tüm Bursaspor'a gönül verenlerin izlemesi dileğimle. 

23 Nisan 2014 Çarşamba

Kongreye Giderken - 1

     Bilindiği üzere Bursaspor'da olağan üstü kongre kararı alındı. Başkan Erkan Körüstan bu konuyu dillendirdikten bir müddet sonra resmi karar açıklanmış olsa da doğru bir hareket olduğunu düşünüyorum. Zira uzun süredir takım, yönetim ve taraftar böylesine ayrı telden çalmamıştı. Lakin bu kongre kararı Bursa'ya "Huzur" getirir mi? Biraz onu konuşalım.



     Erkan Körüstan yönetimini değerlendirerek başlayalım;



Kombine;

 Bakıldığında en başarılı hareketleri olarak kombine fiyatlarını ucuz tutup böylesine çalkantılı sezonu neredeyse tam kapasite doluluk ile oynanmasına sebep oldular.

Transfer ;

İbrahim Yazıcı ve Ertuğrul Sağlam döneminin bitişin tetikleyicisi bu iki Şampiyonun transferdeki tutumları olmuştu. Deneme yanılma yönteminin tribünde ve sahada karşılık bulmayışı kadroda büyük bir şişkinlik olmasına sebep oldu.  Erkan Körüstan yönetimi bu şişkinliği büyük ölçüde zayıflattı ama yerine adam koyma konusunda aynı başarıyı sergiliyemediler. Geçen sene Belluschi - N'Diaye/Edu olan orta sahanın yerine Belluschi - Şamil/Yasin'i tercih etmiş olmaları aslında sezonun nasıl geçeceğinin habercisiydi. Üzerine patlak veren "Batalla krizi" transfer noktasında ibrenin tamamen aşağıya dönmesine sebep oldu.  İbrahim Yazıcı yönetimi için "Deneme Yanılma" demiştik Erkan Körüstan içinde "Marka İsim" diyebiliriz. Taiwo'nun geldiği dönem ulusal ve yerel forumlarda yazılanları bugün yazılanlarla kıyaslayınca Erkan Körüstan'a haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Civelli sezonun en standartı olan yabancı oyuncusu diyebiliriz. Yan koltuğunda oturan Serdar/İbrahim ikilisi sağlık ve performans olarak Civelli'ye yaklaşabilseydi 6-10 puan yukarıda olabileceğimizi düşünüyorum. Frey tam bıçak sırtı performans sergiliyor. Çıkıyor olmayacak 2 topu çıkartıyor sonrası olmayacak 2 topu yiyor. Kötü kaleci diyemem ama yabancı sınırının olduğu bir ülkede yabancı kontenjanını kaleciye ayırmamızın karşılığını verdi de diyemem. Bir Muslera katkısı beklemiyordum ben ama Boffin'in aldığı kadar puan alabilmeliydi. Fernandao ve Caja opsiyonuyla kiralanan oyuncular Fernandao sınavı fazlasıyla geçti ama Caja için aynı şeyi söyleyemeyiz. Türk oyuncuların genel anlamda belli bir standartı olduğunu düşünüyorum Kazım'ı saymazsak. Lakin Kazım'da geldiğinde ilginç bir heyecan vardı insanlarda. Kazım konusunda bu kadar uzun süreli sözleşme yapılması Erkan Körüstan yönetiminin yanlışı olarak kayda geçer. Toparlarsak ; yeni yönetim geldiğinde Kazım dışında yolları ayırma konusunda Kazım dışında sıkıntı yaşayacakları bir oyuncunun olduğunu düşünmüyorum. Frey'in İtalya'da hala piyasası var Friedel'ın 41 yaşında Tim Howard'ın 35 yaşında oynadıklarını düşündüğümüzde Frey'in yaşı içinde yaşlı diyemeyiz.
Civelli para dahi kazandırabilir, Taiwo içinde aynı şey söylenebilir. Türk oyunculara da bonservisini verip kadroyu minimum sayılara düşürebilirler.

Şeffaflık ;

Ben beklediğimi bulduğumu söylemem. Kimin kaça alındığı, kaça satıldığı adım adım daha ulaşılabilir olacak diye bekliyordum mesela transferde.

Bursaspor Tv ve Resmi Site;

Erkan Körüstan'ın kitapçığında misyon-vizyon koymuştu ama herhangi bir gelişme olmadı Bursaspor Tv'de. Resmi sitenin daha aktif kullanıldığı muhakkak ayrıca akıllı telefon uygulamasının kullanılışı son dönemde kulüpte olan en başarılı hareket.

Medya ;

Erkan Körüstan'ın Sönmez Medya ile bir türlü yıldızı barışmadı. Hatta Sönmez Medya'sının düşmanlık ettiğini söyleyebiliriz hatta bazı yazarlarının sosyal platformlarda Erkan Körüstan için kullandıkları dil mide bulandırıcıydı lakin geçen hafta kulübün Ozan Demir üzerinden Sönmez Medya'ya verdiği cevap haklıyken haksız konuma getirdi. Özellikle Ozan Demir'in samimi bir Bursaspor taraftarı oluşu ona yapılanı tartıya koyduğumuzda bizi bir hayli üzdü.

Taraftar ve İnsan Yönetimi

Erkan Körüstan yönetimi insanın içinde olduğu hiçbir konuyu iyi yönetemedi bu bir gerçek. Batalla krizi, Kazım'ın kadro dışı bırakılış şekli, Daum'un üzerinde gereksiz ve Bursaspor'a zarar veren uzun süreli ısrar hem yönetimin hanesine eksi olarak yazıldı. Ama en son Selim Kurtulan ile yaşanan olay benim yüzümü kızarttı. Gerek Erkan Körüstan'ın şahsı adına düştüğü duruma gerekse de Kulübümün Başkan'ın  düştüğü duruma çok üzüldüm. Taraftarın bir bölümüyle arası hiç iyi olmadı Körüstan'ın. Bunun sebebi olarak çok adaylı bir kongreden çıkmasını gösterebiliriz ama Selim Kurtulan ile yaşanan, son dönemde 6222 sayılı yasa gereğince gelen yasaklar ve e bilet uygulamasını düşününce taraftar ile köprüleri tamamen attı diyebiliriz. Kendimi hiçbir zaman "Tribüncü" olarak nitelendirmedim bu konuda da görüşlerini ciddiye aldığım "Akil" insanlara baktığımda artık bu işin bittiğini söyleyebilirim.


TFF ve Marka Değeri

Beni en çok rahatsız eden konularında başında bu tutum geliyor. Hakem hatalarına karşı herhangi bir medya baskısı oluşturamaması beni ziyadesiyle üzdü. Bu durumda Bursaspor'un marka değerine zarar vermiş oluyor saha sonuçlarını da ekleyince. Yani özetle söylemek gerekirse Erkan Körüstan'ın İbrahim Yazıcı'dan devraldığı bayrak yarışında bir hayli tökezlediğini söyleyebilirim. Bunun kongreye etkisi ve diğer adayları başka zamana bırakalım. Şimdilik bu kadar.

2 Mart 2014 Pazar

Sanırım Doğru Zaman



2013 yılının Kasım ayında uzaklaştım sevdam olan şehirden ve bu uzaklaşma Nisan ayının son demlerine kadar sürecek. Yapmam gereken mecburi görevin son zamanlarına girmiş bulunuyorum, sizi temin ederim ki burada özlediğim tek şey Bursa ve Bursaspor. İnanın ne aile, ne dost ne de başka bir şeye özlem duyuyorum, sadece tribünde olmak için neler vermezdim tahmin bile edemezsiniz, ama askerlik görevini yapmanın bir zorluğu olacak benim de çekeceğim zorluk buymuş demek ki.

Bölükte digiturk olmadığından mütevellit sadece kupa maçlarını izleyebildim ve her defasında içim cız etti orada olup takıma destek vermek ne güzel olurdu halbuki. Neyse gelelim söylemek istediğim şeylere;

Askere gelmek için bundan güzel bir zamanı istesem de tutturamazdım herhalde. Takımın hali, hocanın durumu, Batalla'nın bir kalemde çekip gitmesi, transfer durumları, ligde alınan istikrarsız sonuçlar ve zamanında kurtarıcı olarak alınan lakin kadro dışı bırakılan oyuncular. 

Biz Bursaspor olarak bir şeyleri yapmak basamakları tırmanmak istiyoruz ama bir yandan doğru yaparken diğer yandan yanlış yapmaya devam ediyoruz. Zamanında "ben askere gitmeden Hikmet Karaman bu takımdan gidecek" cümlem şimdi de Daum için geçerli;

"Ben askerden dönene kadar Daum bu takımdan gidecek."

Son olarak bu takımın 15 Mayıs 2004 yanında olanlar bugünde yarında yanında olacak. Umarım özlem duyduğumuz Bursaspor bizlere kendisini izlettirir. 

Elimizde kalan tek koz Türkiye Kupası. Sezon başı kendi kendime bu hedefi koymuştum ve inanıyorum ki o kupa bu sezon bizim avuçlarımızda yükselecek fakat bu demek değildir ki yönetim ve teknik ekip kalmalı.

Son olarak Bursa'da nefes almanın ve tribünde sevdanı haykırmanın kıymetini bilin. Şu anda Vakıfköy'e gitmeyi çok isterdim ama elden bir şey gelmiyor. 

6 Kasım sabahı evden ayrılmak için araca binerken son söylediğim sözle sizlere kısa bir süreliğine veda ediyorum.

"Hepinize Bursaspor'lu günler."

"Başka Bursaspor yok..."

1 Mart 2014 Cumartesi

Bitse de gitsek



Olimpiyat'ta 10 kişi Beşiktaş'a karşı alınan mağlubiyetten sonra geçtiğimiz hafta bayan ve çocuk taraftarlarımız önünde alınan Rize galibiyeti ile az biraz rahat nefes almıştık ancak dün Manisa'da alınan mağlubiyet ile Bursasporumuz bir kez daha bu seneden birşey çıkmayacağını gösterdi. Bir türlü ne sıralamada kendimizi yukarı atabiliyoruz ne de oyun anlamında level atlayabiliyoruz.

Halbuki Daum geldiğinde ben şahsen yönetimin o ana kadar ki en doğru transfer hamlesi düşüncesindeydim. Ancak maalesef gelinen nokta ortada. Şu an elde umut bağlanacak tek şey Galatasaray ile oynanacak kupa yarı finali. Ondada şansımız Mancini'nin yapacağı rotasyona bağlı ne yazık ki. O maça kadar çıkılacak Karabükspor,  Kayserispor, Konyaspor serisinden kaç puan çıkartırız bu bile tam bir muamma.

Kazım'ın kadro dışı kalmasından sonra dün sağ kanat Sercan'a emanetti ama ne emanet. Şanlıurfa'da dahi 4 kez 90 dakika sahada kalmayı başarabilen Sercan Bursaspor'da hangi kriterlere uygun ilk 11 çıkıyor ben anlamıyorum, transfer ediliş amacını anlamadığım gibi. 15 yaşında profosyonel olup 17 yaşından itibaren lig oynamaya başlayan bir oyuncu geçen 7 senede bu kadar mı yeteneklerinin üstüne bir gram koyamaz ? Tam da bu kadar işte. Seneler önceki röportajlarında ''en büyük eksiğin ne'' sorusuna ''son vuruşlarımı geliştirmem lazım'' diyen adam bugünde hala bu sorunu aşamıyorsa futbolu meslek olarak icra etmese keşke.Aslında tek tek eleştri yazacak olsak yazının sonu gelmez bu bir gerçek. O yüzden en çok dolu olduğum Sercan ile bu kısmı bitirmek en doğrusu.

Yönetim Daum konusunda tam bıçak sırtında. Eğer yollarlarsa ilk sezonlarında 3 teknik direktörle sezonu bitirmiş olacaklar ki bu kötü bir done olarak hanelerine yazılacak. Eğer kalırsa ki taraftarla arasındaki gerginlik ve oynattığı daha doğrusu oynamak adı verilen futbolumsu şey daha çok ortamı gericek. Gerçi bu listede Hikmet Karaman'ı çok saymamak lazım o da taraftar baskısıyla kaldı, taraftar tepkisiyle gitti.

Bir de yönetimin kendisinin kalıp gitmesi durumu var ki o hepten çıkmaz. Bugün bir kongre kararı alınsa kongre süreci temiz 2 ayı alıcak sezon devam ederken bu sürecin Bursaspor'a zarar vereceği kesin. Esas önemli olan kongre süreci mi daha çok zarar verir yoksa bu oyun yapısıyla devam etmek mi ? bunun kararını vermek gerek. Bir de insanı kongreden soğutan eskiler var ki, en çok can sıkan kısımda burası bence.

''Umuttur Bursaspor'' felsefesinin dahi ağızlara alınmadığı günlerden geçiyoruz ama elbet bir çıkış yolu bulacağız diyey ümit etmekten kendimi alıkoyamıyorum. Umarım sezonu en az hasarla ve kaostan uzak noktalarız ve bir an önce yeni sezon yeni umutlarla hayatımıza devam ederiz. Bu sezon tam olarak bizim için ''bitse de gitsek'' havasına döndü çünkü...

Sıla'dan  gelsin o halde ;

                                   Cehennem oldu burası beter
                                   Dayanamıycam artık nolur yeter
                                   Bitsede gitsek, bitsede gitsek, bitsede gitsek...






twitter.com/EKoncak