21 Ocak 2013 Pazartesi

Onur Özselek ile gündeme dair...



Bursaspor’un can damarı Vakıfköy Tesisleri’ne isim babalığı yapan merhum futbolcu-başkanımız Orhan Özselek’in oğlu Onur Özselek ile siz değerli okuyucularımız adına bir röportaj gerçekleştirdik. Onur Bey babasına dair anılarından, Bursaspor’un mevcut durumuna, yeni stadyumdan, gelecek planlarına dair bir çok sorumuza içtenlikle yanıt verdi.

İşte o röportaj;


Merhaba Onur Bey, öncelikle röportaj teklifimizi kırmayıp bizleri kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederek söze başlayalım...

Ne demek, esas ben teşekkür ederim duyarlılığınız için...

‘‘Fenerbahçe babamı transfer etmek için kaçırmış...’’

İlk olarak Orhan Amca’nın kariyerine bakınca gözümüze hemen  11 sezon boyunca sadece Bursaspor formasını taşıdığı ve kariyerini Bursaspor’da noktaladığı çarpıyor. Bu süreçte transfer teklifi geldi mi yoksa kendisi mi istedi futbolu Bursaspor’da bırakmayı?


Transfer teklifleri konusunda benim çok bir bilgim yok. Ancak  zamanında babamı Fenerbahçe çok istemiş ve transfer etmek için kaçırmış. O zamanlar şimdiki gibi profosyonel değilde daha amatör ruhla mücadele edildiğinden babam için Bursaspor daha ağır basmış ve Fenerbahçe’ye teşekkür ederek  geri dönmüş kulübe.

O dönemin meşhur transfer taktiğiymiş zaten futbolcu kaçırmak.

Tabi tabi, o dönemlerde Mesut Amca’yı falan da kaçırmışlar çok hikayeleri vardır. Vahit Amca’yı, Bahtiyar Amca’yı da kaçırmışlar onlarında başına böyle birşey gelmişti.
 86/87 sezonunda Bursaspor sahipsiz kalma aşamasına gelmiş ve genel kurulda değişik öneriler ortaya atılmıştı, salonda aniden oluşturulan liste ile seçime girmiş ve Bursaspor tarihinin ilk futbolcu başkanı olmuştu. Bu konu ile ilgili anılardan bahseder misiniz?

Ben o dönemler 4 yaşındaydım ancak babamın daha sonradan anlattığı kadarıyla şunları söyleyebilirim; o dönemler kulübün borçları var ve kimse sorumluluk altına girmek istemiyormuş. Bununla birlikte takımda 2.Lig’e düşmüş konumdaydı yani bi savaş verilip Bursaspor tekrar 1.Lig’e çıkarılmalıydı ancak kimse o dönem upuzun yıllar 1.Lig’de mücadele etmiş bir takım 2.Lig’e düşünce bu sorumluluğu almak istememiş. O dönemlerde de haliyle şimdiki gibi profosyonel idare edilmiyor kulüpler. Kulübün bir geliri olmadığı için gelen kişi kendi cebinden sermaye koyuyor veya yönetim kurulundan belli bir para toplayıp idare etmeye çalışıyordu. Babamda içindeki bu Bursaspor sevgisi ve amatör ruhuyla 5 dakikada liste hazırlayıp kurula onaylattığını anlatırdı. O sırada etrafındaki kişilerin çoğuna sormadan, samimiyetine güvenerek yönetim kuruluna isimlerini yazmış ve onlarda dostluklarından dolayı babamı yarı yolda bırakmamışlar.

‘‘Banane senin Bursaspor’undan’’

İkinci kez başkanlığa geldiği dönemde Kapalı Çarşı’da kulübün borç durumlarından dolayı esnaf esnaf dolaşıp elinde makbuzla para topladığı günlerde vardı...

Şu zamanda hangi kulüp başkanı bunu yapar ? Bu tamamen karakterle alakalı birşey, sahiplenme olayı yani. Kolay kolay hiçbir başkanın yapabileceği hareket değildir o. Bu açıdan ben hep imrenirim, çok kolay birşey değil çünkü dükkan dükkan gezip Bursaspor’a yardım toplamak. Hatta bir anısı da vardır, bir dükkandan terslemişler babamı ‘’Banane senin Bursaspor’undan’’ diye. Babamın bu konuşmadan sonra gözleri dolmuş, çok ağlamıştır...
 Bursaspor’un kötü günlerinde ve ihtiyacı olduğu zamanlarda sürekli Orhan Amca’yı gördük. Tarihimizde epey ses getiren “29 Dev Adam” projesinin mimarlarındandı. Bu konuyu biraz irdeleyebilir miyiz?

Bu projeye babam ön ayak olmuştu, Belediye başkanı önderliğinde bütün iş adamları herkes olsun istendi. Çok telefon trafiği döndüğünü hatırlıyorum işte Celal Sönmez’inden tutunda Bursa’nın önde gelen iş adamlarıyla birlikte zengin ve güçlü bir Bursaspor yönetimi hedefleniyordu. O yönetimle birlikte eskiden Başkanlık yapmış olan babam kulübeye kadar indi yani.

Futbol Şube Sorumlusu görevini üstlenmesinde 11 sezon Bursaspor forması giymesinin, futbolculuktan gelen bir Başkan olmasının bi etkisi var mıydı ?

Bu 29 Dev Adam projesi benim babamın hayaliydi zaten. Tüm zengin ve güçlü isimlerden oluşan bir yönetim meydana getirip Bursaspor’a güzel transferler yapıp takımı güzel yerlere taşıma, Avrupa kupalarına katılma hedefindeydi. Teknik asbaşkanlık pozisyonuna da en uygun isim olarak babamı görüyorlardı, hem futbolculuk hem de başkanlık geçmişi nedeniyle babamda kırmadı ve kabul etti bu görevi. Benim babamın gerçekten hiç egosu yoktu.

Evet zaten az önce bahsettiğimiz Kapalı Çarşı’ya inip bağış toplama olayında da bu açıkça görülüyor...
Orhan Amca’nın vefatından yaklaşık olarak 3 yıl sonra Erkan Körüstan yönetimi Vakıfköy Tesisleri'nin adını “Vakıfköy Orhan Özselek Tesisleri” olarak değiştirdi. Bu değişiklik Bursaspor tarihinde bir ilk olarak gözümüze çarpıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Evet, Erkan Amca’nın Vakıfköy Tesisleri’ne babamın adını vermesinden ben çok onur duydum. Tesislere adının verilmesi o dönemde hep konuşuluyordu ancak somut anlamda birşey yoktu. Ama Erkan Amca bu konuda çok çaba sarfetti ve sağolsun tesislere babamın adını verdi.

Vefatından yaklaşık 3 sene sonra bu isim verildi tesislere ve kulüp tarihinin ilk futbolcu başkanı olan Orhan Özselek ismi tam manasıyla yaşatılan bir isim oldu.

Sanırım babam sadece Bursaspor’un değil Türk Futbolu’nun ilk futbolcu – başkanı. Başka var mı futbolculuktan sonra başkanlık yapan  ? Benim bildiğim bir tek Saffet Sancaklı var yakın geçmişte...

‘‘Nejat Amca’nın da ismi yaşatılmalı...’’

Yakın geçmişte kaybettiğimiz Nejat Biyediç için de bu tür bir isminin yaşatılması olayı gündeme gelmişti. Özlüce Tesisleri’ne ismi verilsin denildi, yeni stadyumda bir tribüne adı verilsin gibi öneriler gelmişti ancak kayıtsız kalındı şu ana kadar...

Nejat Amca’da Bursaspor için çok çok önemli bir isimdi. Bursaspor tarihinin en verimli yabancılarından biriydi. Çok büyük hizmetleri oldu Bursaspor’a, tribüne adı verilmesi konusu bence hafif kalır. Onunda adının bir şekilde yaşatılması lazım. Bu konuda dediğiniz gibi Özlüce Tesisleri uygun olabilir... Ayrıca tesisler olmuyorsa futbol akademisine de ismi verilebilir. Nejat Biyediç çok değerli bir isim çünkü bizim için, onun adı sadece bir tribüne verilecekse ben şahsım adına yeterli bulmam.
Gerçekten çok değerli, yabancı olarak gelip içimizden biri olarak çıkan bir insandı Nejat Biyediç...
Sadece bunu Nejat Amca veya babam için söylemiyorum. Geçmişte Bursaspor’a çok büyük hizmetler vermiş insanlarda mevcut. Bizim kulübümüz bu konuda diğer kulüplere göre biraz geride maalesef. Vefa konusunda biraz eksikliği var. Artık bu bilinç mi bizim camiamızda tam olarak oturmadı yoksa yoğun işlerinden dolayı hatırlayamıyorlar mı ya da bunları hatırlatacak insanlar mı yok bilmiyorum.

‘‘Bir yazı veya telefon bekledim...’’

Bu yıl hava muhalefeti nedeniyle Hamitler’de kabri başında bir anma töreni gerçekleştirilmedi yanlış hatırlamıyorsam. Sizin yayınladığınız bir teşekkür mesajı var. Ve maalesef kulüp bu sene unuttu Orhan Amca’yı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ben şöyle bir örnek vereyim babamın vefatıyla alakalı olarak; en azından resmi web sitemizde bir yazı bekledim. Ama yayınlanmadı maalesef. Kulüpten belki ararlar dedim, ancak o da olmadı. Bu sadece törenlere çiçek göndermekle olmuyor. Biz maalesef geçmiş değerlerimize kulüp olarak sahip çıkamıyoruz. Ya  da çıkıyoruz ama yeterli olmuyor. Babamın vefatı üzerinden 10 sene geçti, tabi ki ilk günki kadar yoğun bir katılım beklemiyoruz ama kulüp adına bir yada iki yöneticinin orda olması daha uygun olurdu.

(Röportajı gerçekleştirmemizden bir gün sonra kulübümüzün web sitesinden Mehmet Ali Birand için baş sağlığı mesajı yayınlanmasının ardından Onur Özselek sitem dolu şu twiti atmıştı ; ‘‘Birand'a web sitesinden taziye mesajı vermeyi unutmayan kulübümüz, bunu babam için unutabiliyor.’’ )

Geçtiğimiz yıl ki anma töreninde Selçuk Eren, Recep Bölükbaşı ve Vakıfköy’den U15 Takımımız (1997 jenerasyonu) katılmıştı değil mi ?

Evet, Selçuk Bey ve Recep Bey gelmişti ancak başkan düzeyinde hiç bir katılım olmamıştı. Sonuçta benim babam Bursaspor Kulübü’nde 2 kez başkanlık yaptı. Eski bir Başkan’ın anma törenine Başkan nezdinde katılım olsa hoş olmaz mı ?  Ben Başkan düzeyinde bir katılım bekledim ancak o dönemki kulüp müdürümüz Osman Nuri Biçer geldi kulübü temsilen. Ben sadece babamın tarafıyla mükellefim daha önce bir sürü rahmetli olmuş başkanlarımız vardır. Onların anma törenlerine kulüpten katılım var mı ki hala ?  Belli bir zamandan sonra unutulup gidiyor maalesef.

Bu bizim en büyük eksikliklerimizden biri, hatta en büyüğü. Sonuçta Bursaspor, Bursa şehrinin takımı dışarıdan destekçimiz yok denecek kadar az.

Biz zaten öyleyiz, herkes birbirini biliyor. Kalabalık bir popülasyonumuz yok.

Kulübün bu sorunu ortadan kaldırması için özel bir takvim tarzında belgesi olması lazım değil mi ? Önemli günler, anma törenleri, kutlamalar vesairenin tutulduğu...

Bunu kulüpte yapacak insanlar var zaten, yok mu ? Bunların takibinin yapılıyor olması lazım. Mesela iki seneden beri kongre üyelerine sms geliyor, vefat haberleri, bayram tebriği, yılbaşı kutlaması vs. Çok güzel bir uygulama ama önemli olan insanları böyle anma günlerinde hatırlamaları. Benim başka bir beklentim yok. Sonuçta bizim için gelmiyorlar, orada yatan insan için geliyorlar. Sonuçta biz kulüple alakalı değiliz, ancak babam hayatı boyunca uzun yıllarını Bursaspor için harcadı.

‘‘Ertuğrul Hoca bizim için çok büyük bir şans’’

Bursaspor’la ilginiz ne durumda? Takip ediyor musunuz?

Bursaspor ile ilgileniyorum tabi ki, ilgilenmez miyim? Üniversite eğitimimi Ankara’da aldım. Sağolsunlar hemen Bursaspor’un Bilkent Üniversitesi temsilcisi yapmışlardı beni. Hemen hemen her maça gidiyorum. Hatta buradaki Twente maçından sonra acaba dedim Hollanda’ya da mı gitsem? Ama gidememiştim, gitseydim eğer o dönüş yolculuğu nasıl biterdi hiç bilmiyorum. Avustralya’dan dönüyormuş gibi geçerdi heralde...

Çok büyük travmaydı gerçekten, Özlüce’de futbolcularla konuştuğumuzda bile anlıyorsunuz akıllarının bir köşesinde Twente faciası hala var...

Evet çok normal, bende zaman zaman gidiyorum Özlüce Tesislerimize. Bu arada şunu da söyliyeyim Ertuğrul Hoca hakikaten aramızdan biri gibi olmuş. Şu an yönetimde bulunan insanlardan daha duyarlı. Benide ismen tanıyor, çok seviniyorum buna. Dışarıda bir yerde karşılaştığımızda hemen içten bir şekilde konuşuyor benimle. Zaman zaman kendiside davet ediyor tesislere, sohbet ediyoruz, antrenman izliyoruz. Gerçekten ona sahip çıkmak, her zaman destek olmak lazım.

Geçmişte Bursaspor taraftarı takım Vakıfköy’de çalışırken tesislere, ya önemli bir maç öncesi baklava takdim edip moral vermeye giderdi ya da işler kötü giderken uyarılacak kişilere gözdağı vermek için giderdi. Biz Ertuğrul Sağlam ile birlikte’’taraftara açık antrenman’’ diye birşey öğrendik.

Evet bu çok güzel bir olay gerçektende. Ben herşeye rağmen Hoca'nın arkasında durup destek olma taraftarıyım. Getirdiği başarılar ortada, bunu kolay kolay yapacak insan yok yani. Biz elimizdeki değerleri hep kaybettikten sonra hatırlıyoruz.. Bizim elimizde zaten bir cevher var. Bunun mümkün olduğu kadar kıymetini bilmek lazım.

Tarihimizde ilk defa Dünya Kulüpler Sıralamasında ilk 100 içine girdik, 97.sıradayız.

Evet, yani sonuçta Lig TV'den İddaa'dan aldığın gelirlerle yüzlerce milyon dolarlık kulüplere kafa tutuyorsun, şampiyon oluyorsun. Bunlar çok büyük olaylar. Ertuğrul Hoca Bursa için çok büyük bir değer, çok sahip çıkılması gereken bir isim. Kendiside Bursa'da yaşamaktan çok memnun, Ertuğrul Hoca ile Bursa çok bütünleşti. İyi sonuçlarda olduğu gibi kötü sonuçlarda da taraftar olarak bizlerin moralimizi bozmayıp onların yanında olmalıyız.

‘‘Bizler bir şampiyonlukla doyacak taraftar mıyız?’’

Bizler taraftar olarak şampiyonluktan sonra biraz değiştik diyebilir miyiz ?

Bursaspor kurulduğundan beri herkesin hayali elbette şampiyonluktu, şampiyonluk nasıl birşey merakı vardı. Şimdi biz onu tattık, o bize güzel geldi ve onu sindirdik. Ama biz bir şampiyonlukla doyacak taraftar mıyız ?

Ancak çoğu insan savaşı bitiren bir asker gibi silahını bıraktı ve evine çekildi...

Bunun temel sebebi bana göre son iki sezondur Avrupa Ligi’nden ucu ucuna elenmemizden kaynaklanıyor. Ama küsmemek lazım birde olmaz ikide olur, üçte olur. Bir de şöyle bir durum var Bursaspor’a küssen ne olacak ? Başka takım mı var tutabileceğin, kimin maçına gideceksin ? Oturup evinden seyredeceğine gel stadyuma. Bizim takımımız taraftarsız oynayamıyor ki.

Futbolcular bile bu durumu twitter’dan dile getiriyor, en son Tuncay ‘’biz maça gelirken stadyum acaba dolar mı’’ diye düşünüyoruz gibi bir sitemde bulunmuştu...

Bu konuda tabii kulüp kaynaklı yanlışlarda oldu, bilet fiyatlarında sıkıntılar meydana geldi. Kombine alan taraftarların mağdur duruma düştüğü oldu. Bu sene bir şekilde bu ayarlanamadı maalesef. Ama bu maça gelmeye engel olmamalı, Kapalı Tribün pahalı geliyorsa Maraton’dan al biletini. Ya da Maraton pahalı geliyorsa kale arkalarından al. Atıyorum ben mesela VIP tribününü 250 TL yapıyorlar,  durumum müsait değil alta inip Kapalı Tribün’den alıyorum biletimi. Orası pahalı gelirse Maraton’dan alıyorum seyrediyorum. Kapalı Tribün veya Maraton pahalıysa orası boş olsun ama diğer yerler full dolu olsun ki mesaj o zaman verilsin. Gelmeyerek bence birşey gösteremeyiz.

Taraftarın bir çekinceside şu; bir protestoya mahal vermek istemiyorlar. Tribünlerde çıkan bir çatlak ses bir çok kişiyi etkileyebiliyor.

Zaten ligin yarısı gitti, elde bir tek ikinci yarı kaldı. Taraftarı tribünlere çekmek için artık bazı şeyleri gözden çıkarmak lazım. Şimdi taraftarı çekmek için en başlıca ne yapabilirsin ? Transfer. Zaten eldeki en iyi adamlarımızdan birini Sunderland’e verdik.

Bir de şu 3 Temmuz süreci var. Futboldaki bu kirli düzenin ortaya çıkmasıda insanları futboldan soğuttu genel olarak. Bu aşamada biz en dik duran camia olduk. İbrahim Yazıcı TFF seçimlerinde salonu terketti, madde değişikliğine hayır dedi. Ama biz taraftar olarak tribünde bu kirli düzene Fenerbahçe maçındaki pankart hariç çok fazla tepki gösteremedik sanki.

Stadın içine girdiğiniz zaman bence tüm bunları bir kenara bırakıyorsunuz. Stada gelmeyerek herşeyden önce takımına zarar veriyorsun, eksik bırakıyorsun. Tamam belki yönetime karşı bir tepki vermek istiyorsun ama takımı etkiliyorsun. Bende Anderlecht ve Twente maçlarından sonra yıkıldım, çok üzüldüm. Ama küsmekle olmaz ne yapacaksın cumartesi pazar günü ? Çeken birşey var mı ? Bursaspor’un maçı var ya daha önemli ne olabilir. Pazar günü 19:00’da maç var diyelim 17:00’e kadar bir şekilde evde vakit geçiririm sonra formamı giyer stadyuma yürürüm maçıma giderim, bu şekilde yani.

‘‘Yeni stadyum Bursa’ya değer katacak’’

Stadyuma yürüyorum demişken, yeni stad hakkında neler düşünüyorsunuz ?

Yeni stadyum inşaatının her önünden geçtiğim  zaman gururlanıyorum çok güzel olacak. Avrupa’da ki stadyumlarında zaten hemen hemen hepsi şehir dışında kalıyor, bu Almanya’da da böyle, İspanya’da da böyle, İngiltere’de de genelde böyle. Bence yapıldığı yer çok mantıklı. Buraya Avrupa’dan maçlarda verilecek, bekleyelim görelim bi nasıl olacak. Eleştri konusunda aceleci davranmamalıyız bence. Bir de sadece futbol maçı olarak düşünmemek lazım, orada daha başka aktivitelerde yapılacaktır. Bursa’ya ciddi manada katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Bizim başkanımızın bir açıklaması vardı; ‘‘Görev sürem bitmeden Avrupa’da çeyrek final oynayacağız’’ diye... Bu hedef aslında bir oluşum. Bu oluşumun parçaları var elbette biri takım, biri taraftar, biri stadyum... Bunların hepsinin birleşip bir sinerji yaratması lazım ki bu hedefe ulaşılsın. Şimdi sen Stadyum’u yaptın, taraftar işini de çözüceksin inşallah ve önümüzdeki hedefe yönelik güzel transferler yaparak adımlar atacaksın. Kulübümüzün gelirleride yükseldi, borçsuz bir kulüp olmaktansa biraz borçlanıp daha kaliteli isimlere yönelebiliriz bence. Tabi ki yönetimimizin düşüncesi ‘’Borçsuz Bursaspor’’ ama 10-15 Trilyon borca girsekte bu ödenmeyecek bir borç değil. Ona kıyıp iki tane güzel adam alabilirsin.

Son kongrede Başkan, son görev dönemi olduğunu ve bu dönemin sonunda Bursaspor’u borçsuz devredeceğini söylemişti... Ama Avrupa’da başarıda yapacağın kaliteli transferlerle gelecektir, Süper Lig’i bir şekilde idare edebiliriz ama Avrupa arenasında tecrübe çok önem kazanıyor...

Bence Türkiye Ligi’de idare edilmez. Sonuçta sen şampiyon olmuş bir takım taraftarısın, 4.olmayı kabullenirmisin ? Ben kabullenmem, yine en azından ilk 3’ün içinde olalım isterim. Artık zaten bizim takımımızın bir istikrarı var, 3 sezondur peş peşe Avrupa Kupalarına katılıyoruz. Bu istikrarımızı kaybetmememiz lazım. Ligde de her zaman yukarıyı zorlamamız lazım. Bizle daha önce oynayan takımlar şimdi ‘’sıradan bir anadolu takımı’’ olarak görmüyorlar seni, ona göre oynuyorlar.

Evet hele bir Orduspor maçı vardı ki, dünyaca ünlü antrenör Hector Cuper’in oynattığı oyun tamamen 1 puan üzerine kuruluydu.

Bu bizim ne kadar önemli bir takım olduğumuzu gösteriyor işte...

Bir de meşhur altyapımız ve bazı oyuncularımıza Avrupa/Dünya Kulüplerinin talip olması konusu var. Enes Ünal’ı Brezilya’nın Santos ekibi istemişti geçen yaz, son olarakta Ozan Tufan’ı Anderlecht istiyor.

Genç oyuncularımıza şans vermeliyiz, mesela Harun kupa maçlarında çok iyi performans gösterdi ve bu performansı belkide Yavuz’u gönderticek. Bence kemikleşmiş bölgeler olan defansın ortası, orta sahanın ortası gibi mevkilere değilde savunmanın veya orta sahanın kanatlarına bu gençlerimizi monte edebiliriz. Bunlar teknik konular elbette ki Ertuğrul Hoca ve ekibi bunları bizden daha çok ve iyi düşünüyorlardır. Ama üzülüyorum bazıları içinde Muhammed gitti Antep’te oynuyor, Volkan Trabzon’da gidecek mi kalıcak mı belli değil, Sercan’ı başka bir yere kiralayacaklar... Kulübü bu konuda eleştriyoruz ama oyuncuları da eleştirmemiz lazım. Bin tane menajer var, yıkıyorlar beyinlerini resmen. Onlara da fazla para kazanma düşüncesi güzel geliyor neticede 18-20 yaşında çocuklar bunlar. Önüne 1 trilyon para koysan çocuk elbette şaşırır. Bizim o eğitimde biraz sıkıntımız mı var bilmiyorum. Yani sadece taktik çalıştırmakla, şut attırmakla filan olmaz biraz mental olarakta hazırlamalıyız. Nasıl bir kulüpte oynadıklarını, nasıl bir forma taşıdıklarını o formanın ağırlığını bilmeleri gerekiyor. Sadece Serdar Aziz’den duyduk biz ‘’Gidersem sadece Avrupa’ya giderim’’ lafını, bunu ne Sercan söyledi ne Volkan söyledi...

Altyapıdan mesela gümbür gümbür gelen bir Enes Ünal var. Diğer Enes (Ata) var, en son izledim U17 Takımımız’ın 3-3’lük Trabzonspor maçında hat trick yaptı o da. Gerçekten çok ciddi bir potansiyelimiz var bu konuda...

 Ve son olarak, şu anki yönetim çok eleştiriliyor, eski bir yönetici ve Bursaspor’un efsaneleri içinde yer alan Orhan Özselek’in oğlu olarak ileride Bursaspor’un yönetim kurulunda veya başkanlık koltuğunda sizi görebilecek miyiz ?

Bunu konuşmak için şu an çok erken. Net birşey söylemekte mümkün değil. Sonuçta bir çok etmenin bir araya gelmesi lazım; birlikte görev yapacağın yönetici arkadaşların, o esnada ki gerek aile gerekse iş hayatındaki durum yani dediğim gibi şimdilik birşey söylemek için erken ama tabi ki bende çok isterim Bursaspor’a hizmet etmeyi. Babam kadar çok olmasa bile o mevkilerde görev alarak Bursaspor’a katkı sunmayı elbette isterim...

Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz Onur Bey,  gerçekten beklentilerimizin üzerinde bir samimiyetle bizleri ağırladınız. Hem kendi adımıza hem okuyucularımız adına tekrardan çok teşekkürler...

Rica ederim, ne demek. Ben de sizlere çok teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum......

Röportaj : İbrahim Taşdemir & Erhan Konçak.

Röportaj kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder