24 Ağustos 2012 Cuma

Bursa Karnavalı




 İşte böyle heyecanla bekliyordu Bursaspor taraftarı sevgiliyi ellerinde yanan çiçekler ve bu çiçeklerin saçtığı enfes barut kokusuyla; tarihin tanıklık eden ilk Stadyum Caddesiydi binlerce sevdalı işte böyle karşıladı takımı.

Stadyuma girildiğinde iğne atsan yere düşmeyecek gibiydi başta taraftarın maça muazzam ilgisine yönetiminde kombine sahiplerine davetiye uygulaması ve Twente tribününün özel izinle Bursaspor taraftarına verme hamlesini de ekleyince uzun süre sonra "Camia" görüntüsü verdik dosta düşmana. Öyle ya yönetim taraftarı müşteri olarak değilde bu takımın can damarı olarak gördüğünde ortaya bu tablonun çıkması hiçte sürpriz değildi zaten. 

Maça klasik 11 diyebileceğimiz isimler ve dizilişle başladı Ertuğrul Hoca ama fark vardı "Zihniyet" daha 2. dakikada Pinto ile denedik olmadı Sestak ile denedik yine olmadı Pinto, Batalla, Basser topun arkasına kim geçse o sorumluluğu alıyordu. Twente'nin oyunu da bu süreçte yan pas, geri pastan öteye geçmiyordu hatta bizde çok eleştirilen Adem Koçak Twente kadrosunda olsa Leroy Fer'i kesermiş o denli bir takım vardı sahada rakip olarak Bursaspor ise ayağa pas oynayan, hızlı atağa çıkan "Gerçek Hollanda" takımı gibiydi adeta. İlk verdiğimiz pozisyon keşke gol yeseydik diyeceğimiz bir pozisyon oldu. Savunmanın arkasına atılan topta Serdar yetişti ama kendini sakatladı. 4-6 hafta arası hatta maç ritminide yakalamasını düşündüğümüzde 2 ay sahalardan uzak kalacak, "Geçmiş Olsun Genç Adam".


Türk Takımı olmanın gereğini yerine getirerek ilk ciddi atak diyebileceğimiz pozisyonda adam paylaşmada yaptığımız hatayla golü yedik, Scott Carson'un kurtarabileceği bir pozisyondu ama yakın mesafede bu golü yediği içinde çok fazla birşey söylenemiyor. Maça hızlı başlayan Bursaspor ve Tribün 5 dakikada olsa duruldu bu golden sonra şahsım adına maç öncesi en çok korktuğum olayda buydu; "5 dakikada 2 gol yemek" bundan önce oynadığımız Avrupa maçlarında benzer olaylar başımıza gelmişti daha ilk golü kimin attığını anons etmeden ikinci golü yemek ama öyle birşey olmadı. Batalla direnişi elden bırakmadı kendi hazırladığı pozisyonda, koşusunu arka direğe yaptı ve gelen topa şahane bi yarım voleyle beraberliği skora, neşeyide tribünlere geri getirdi. Golün geliş zamanlaması gecenin en güzel hareketlerinden biri oldu değişik varyosyonları denemeden zaten iyi oynayan takımla devam etme şansı verdi bize bu gol.


İkinci yarıya durgun başladık sayılır herkes artık Sestak'a saydırmaya başlıyordu ki Sestak'tan 45 haftadır beklenen gol geldi. Önüne atılan topu alıp, adım atıp, vuruşu tam 2. forvet golüydü yani 45 hafta sonra Ertuğrul Sağlam'ın Sestak'ı sağ açığa koyuşunun meyvasını aldık. Umarım Sestak bu golden sonra Ankaragücü'ndeki performansına dönüş yapar zira 2 maçtır 2 galibiyete rağmen sahanın en kötüsü Sestak. Sestak'ın bu attığı golden sonra ilk tebrik eden adamında Bangura olması şahane bir olguydu benim için oynayan, oynamayan herkesin maçı yaşaması aynı şekilde Batalla'nın attığı 3. golden sonra Forsell'in sevinişi takım oluşumuzun çok güzel göstergeleri.




2. Golden sonra oyunun tansiyonunu biraz düşürdüğümüz söylenebilir bu sefer hata bekleyen taraf biz olduk gerçi Twente bu skora da tav gibiydi. Biraz oyunun içinde aktif dinlendikten sonra Batalla'nın vuruşuyla "Goool" diye ayağa kalktık ama o topun direkten nasıl döndüğünü hala anlayabilmiş değişim. Bu arada Sestak-Forsell değişikliği oldu. Bu değişikliğin amacı 3. bölgede biraz daha ayağımızda top tutmaktı besbelli ama Forsell kendisininde söylediği gibi bu beklentiyi karşılayamadı ama buna rağmen Batalla'nın kafasından 3. golü bulmayı başardık. Vederson'un Ozan'ın önüne yuvarladığı topu Ozan bu sefer ön direğe kesti ve yine Batalla takımın 3. golünü attı. Bu gol Ozan ve Batalla'nın 3 senedir birlikte oynamasının özetiydi aynı ilk gol gibi nereye koşu yapılacağını, Ozan'ın hangi şiddette orta yapabildiğini Batalla'nın ezber etmesiyle alakalı. Forsell'inde ilk maçında böyle kötü olmasını ben birazda buna bağlıyorum. Bizim takımın iskeleti birbirini çok iyi tanıyor Forsell'in bu takıma adapte olması da bu anlamda biraz zaman alabilir. Ayrıca dün kendi mevkisinde oynamadığını da eklemek gerekiyor.



Sonuç olarak şahane bir gece yaşattığı için Ertuğrul Sağlam'dan Yavuz Özkan'a, Batalla'dan tribünde omuz omuza verdiğimiz kardeşlerimize ve taraftarı müşteri olarak görmeyen davetiye ve rakip tribünü almayı akleden yöneticilere teşekkür ediyorum. Muhakkak ki ilk maçta bitmedi bu hikaye ama biz tarihe tanıklık ettik, inşallah bu filmin devamına da "Avrupalı Teksaslar" tanıklık eder özlemle hayalini kurduğumuz gruplara kalabiliriz. Maç çıkışında insanlardaki mutluluğu, zafer sarhoşluğunu, huzuru, renklerin cümbüşünü görünce "Olimpiyat 2020"ye Bursa şehri tek başına aday olabilir sıkıntı yok.



Not: Fotoğraflar Emre Koşak, Mustafa Kemal Makinacı ve adını bilmediğim kahramanların makinalarından, saygılar, Ellerine sağlık.


https://twitter.com/Cuncunonline

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder