
İndirmek için alternatif linkler;
http://b1202.hizliresim.com/u/x/33vlw.jpg
http://www.upload.gen.tr/uploads10/mbnc5h1r/1.jpg
Güzel bir Samsunspor galibiyetinden sonra sanırım K.D. Karabükspor maçını konuşmaya başlayabiliriz.
Bilindiği üzere İBB maçındaki çirkin ve kötü tezahüratın aynı sezon içinde 5.kez tekrarlanmasından dolayı klübümüze seyircisiz oynama ve yanında para cezası uygun görülmüş. Daha önce de söyledim seyircisiz demek biz bayanları yok saymak gibi bir anlam uyandırıyor. Oysa ki Galatasaray maçında bayanlarımızla da ne kadar etkiliği olduğumuzu tüm Türkiye’ye gösterdik. Hatta maç sonunda twitter da bakınırken senarist Birol Güven’in “Kadınlarının futbolu bu kadar çok sevdiği bir kentin şampiyon olması çok normal.” yazısıyla karşılaştım. Açıkçası bu cümle beni onurlandırdı. Kadınıyla, erkeğiyle bir bütündür Bursaspor.
Şehir olarak bütünleştiğimiz de ne kadar güzel ve imkansız denilenleri başarabildiğimiz zaten ortada. Her ne kadar bazı kesimler bunu görmezden gelseler de Bursa şehri ve Bursaspor onlar için her daim tehlike demek oldu. Bunları da gerek hakemlerin taraflı maç yönetimleri, gerekse bize verilen cezalar da açıkça görebiliyoruz.
Gelelim artık bizler açısında oldukça önem arzeden Karabükspor maçına. 04.03.2012 Pazar saat 15.00’de oynayacağımız müsabaka için takımımızın bizlere ihtiyacı olacaktır. Tıpkı Galatasaray maçında olduğu gibi tribünlerimizi hınca hınç dolduralım ve maç sonunda yine coşku içinde o stadı terk edelim.
Gün ve saat olarak da her kesime hitap ediyor bu maç. Demem o ki 4 Mart Pazar günü oynayacağımız maça önce güzel bir Pazar kahvaltısıyla başlansın, daha sonra da atkısını alan stada koşsun. Beyler dışarıda, biz içeride haykıralım sevgimizi.
Son olarak bir not daha düşeyim. Bayan arkadaşlar lütfen gelirken atkınızla birlikte gelin, eşsiz atkı showumuzu bir kez de biz bayanlar olarak gerçekleştirelim. Dostu, düşmanı çatlatalım. Üç-beşbin kişiyle değil, yirmi binle orada olalım J
Maçın öncesine biraz değinecek olursak konuştuğum herkeste “zor maç” düşüncesi hakimken bende nedenini bilmediğim çok rahat olacak bu maç düşüncesi vardı. Ama nedense ben bunları düşünürken bu denli kolay olacağını da düşünmemiştim.
Öncelikle onca saat yol çeken taraftarımıza saygılarımızı sonrada teşekkürlerimi iletip maça geçelim;
Maça Vederson’ un yokluğunda ilk geldiği zamandan çok çok uzak bir görüntü çizen Hakan Aslantaş, Ndiaye’nin yokluğunda ise Musa ile başlamayı tercih etti Ertuğrul Hoca.
Hakan’dan yana pek sıkıntım yoktu ama Musa’nın performansını çok merak ediyordum. Oyuna sürekli sonradan giren Musa bir maçta ümitlendiriyor diğer maçta ise tüm ümitlerimi suya düşürüyordu. Ümit Milli takım aday kadrosuna çağrılan Musa’nın morali maksimum seviyeye ulaşmış buda futboluna artı bir değer olarak katkı yapmış belli ki. Maç içerisinde hem defansına hem de ofansa yardım eden Musa güzele yakın oyununu birde golle süslemesi ve Bursaspor forması ile ilk golünü atması gerçekten güzeldi. Yanlış hatırlamıyorsam Bursa da ki Samsun maçında da benzer bir pozisyon yakalamış fakat top az farkla auta çıkmıştı. Genç bir futbolcu olan Musa’nın ilerisi için tekrar ümitlerimi yeşerttiğini belirtmek isterim. Ndiaye ile birlikte forma savaşı daha da kızışacaktır. Hakan ise bjk maçında yapmış olduğu hatadan sonra görev aldığı maçlarda elinden gelenden daha fazlasını sergileyerek gönlümüzde güzel bir yer edindi, bugünkü mücadelesi de üst düzeydi. Sol bek oynamasına karşın ofansif katkı da sağladı, 2. ve 3. gollerde katkısını es geçmemek lazım, birde attığı şut biraz hızlı olup golle sonuçlansaydı Hakan için daha bir anlamlı olurdu.
Maçın en büyük yıldızı ise kuşkusuz ki Pinto. Kendisine atılan tüm topları alması, kontrol edip en müsait arkadaşına aktarması, sürekli golü arzulaması, takım arkadaşlarıyla kısa süredeki uyumu, bencil olmayışı, tam bir takım oyuncusu olmasıyla kendisini kısa zamanda ispat etti. Bu kadar güzel bir oyun sergilen Pinto’nun gol atıp Babaannesini aramasını çok istedim bugün fakat 2 asistte kaldı, ama yaptığı asistlerden sonra maç sonu ben Babaannesini aradım ve kendisine çok çok selam söyledi J
Batalla’ yı artık anlamakta güçlük çekiyorum. Futbolcu fiziği olarak bücür sayılan bir isimin ceza sahası içinde zıplamadan kafa ile gol atması ne demektir arkadaş? Allah nazardan saklasın demekten başka yazacak ve söyleyecek hiçbir şey yok. Sadece şunu belirteyim, bir zamanlar 60 dakikalık topçu, 90 dakikayı çıkaramıyor derdik. Şimdilerde ise ne hale geldiğini görüyoruz Batalla’nın.
Sestak ve Ozan kendilerindeler ama biraz daha gol yollarında katkı koydukları zaman bizi yıldızlar bile tutamaz. Serdar gerçekten alt yapıdan çıkan en büyük yetenek, bu çocuk başka bir çocuk...Kaptan Ömer hakkında geçen hafta yükselişe geçti demiştim bu yükselişi de devam etmekte, yani Kaptan çok başka bir adam, iyi ki bizimle beraber.
Birazda genel oyuna değinecek olursak, küme düşmemeye oynayan bir takımın bu tip bir futbol sergilemesi garip geldi bana açıkçası. 2 top yapmaktan aciz bir Samsunspor vardı sahada. Kendilerinde olan topu bile bize aktarmaları çok çok garipti. Eğer oyunu biraz daha ciddi oynasaydık daha farklı galibiyet elde edebilirdik. Kaleyi bulan tek şutlarının olmayışı şaşırttı açıkçası.
Her şeye rağmen çok güzel bir galibiyetti. En son 3'lü galibiyet serisini geçen sene sezon başı 6'da 6 yapmıştık, 24/09/2010 tarihinde Buca maçındaki galibiyet son serimiz olmuştu ve o günden sonra ilk defa 3'lü seri yakaladık. Şimdi sırada Karabük var, bayan ve çocukların geleceği maçta yine 3 puan için, VURDUĞUN GOL OLSUN BURSASPORUM!
Maça biraz değinmek gerekirse takımdaki kazanma isteğini, geri gelen özgüveni, savaşçı ruhu çok özlemişim. Futbolcuların sonuca gitme isteğini anladığınız zaman maçların seyir zevki ve tribünlerin patlama gücü çok yüksek oluyor. Gereksiz paslar yerine bir an önce ceza sahasına doğru katetmelerini görmek çok güzel... fakat bu sebepleri sıralarken İ.B.B.’nin kapanmayıp oyun oynama isteğininde etkili olduğunu söyleyelim ve bunun içinde İ.B:B.’ye hakkını teslim edelim.
Birkaç isime değinmek istiyorum;
Carson için zamanında yan toplarındaki sıkıntıyı Öztürk hoca geliştirir diye yazmıştım ve bununda yavaş yavaş gerçekleştiğini görüyoruz. Yediği golde ise yapacak hiçbir şeyi yoktu. Bu performansının artarak devam etmesini umuyorum.
Ömer sezon başında eski kimliğinden uzak bir görüntü çizmişti ve uzun zaman formadan uzak kalmıştı. Maç sonlarında hava toplarını indirmek için forvet mevkisine geçen Kaptan, Manisa maçından sonra dünkü maçta da ilk 11de yer buldu kendisine ve elinden geleni yaptı. Kafasının yarılması ise eski günleri hatırlattı. Kafası bandajlandıktan sonra maçı alacağımız garantilendi adeta.
Serdar her zamanki standardında canını dişine takarak oynayan genç futbolcumuz. İlk yarı sonlarına doğru bir sakatlık pozisyonu yaşadı ve ikinci yarıya çıkmadı, tedbir amaçlı oynamamıştır umarım. Her maç ihtiyacımız var çünkü kendisine.
Basser gerçekten çok güzel işler çıkarıyor, bindirmeleri, aradan çıkıp topu alıp hemen kontraatak başlatması çok başarılı. Samsun maçından sonra gol yollarında etkili olamadı pek, inşallah önümüzdeki Samsun maçında skor anlamında katkı yapacaktır.
Ndiaye, Bursaspor’umuzun sahada kaldığı süre boyunca en çok koşan oyuncusu. Dün akşamda evimizdeki ilk golünü attı. Bursaspor formasıyla ligde ikinci golünü buldu, umarım bu goller peşisıra gelmeye devam eder. Çok genç bir oyuncu, uzun yıllar Bursaspor’umuza hizmet eder inşallah.
Adem, iyi niyetinden gram şüphem yok. Dönüşleri, topu saklayışı çok güzel fakat birde ara topları geliştirebilse ve hücum anlamında katkısını arttırsa tadından yenmeyecek kıvama gelecek. Umarım en kısa zamanda bunu başarır.
Batalla için cümle kullanmaya bile gerek duymuyorum, çünkü kelimeler kifayesiz kalır onun yanında. Maşallah, nazar değmesin diyorum kendisine.
Ozan bir kaç haftadır formunda ciddi düşüşler vardı ve Manisa maçında yedek soyunmuştu, bir hafta sonra formasına kavuşan Ozan grafiği tekrar yükselteceğini gösterdi. Penaltı pozisyonu hakem tarafından verilmedi. Maçın ikinci yarısında sağ ayağıyla güzel bir vuruş yaptı fakat kaleciyi geçemedi.
Sestak maça çok iyi başladı, topu alıp kendi ekseni etrafında dönmeyi çok güzel yapıyor, akşamki mücadelede en çok gol atmasını istediğim isimlerden biriydi nasip değilmiş diyelim. Eline gelen pozisyonları umarım Samsun maçında değerlendirir ve uzun süren gol orucuna son verir.
Pinto geldiği günden bu yana güzel işler çıkarmaya çalışıyor. Farklı ülke, farklı kültür, farklı futbol yapısına rağmen elinden geldiğince mücadele etmeye çalışıyor. Tek forvet çıkmanın dezavantajını yaşıyor. Atılan her hava topunu indirmesi, topu düzeltip arkadaşlarına aktarması, hemen kendine pozisyon yaratmasını iyi biliyor. Sestak’la beraber gol atmasını istediğim bir oyuncuydu ve ikinci yarıda fırsatçılığını gösterip golünüde buldu. Yaşadığı gol sevincini gelmeden önce videolarda bir kaç kez görmüştük, canlı izlemek ilk defa nasip oldu. Kendine daha da güveni gelen Pinto diğer maçlarda umarım daha güzel performanslar sergiler.
Bir kaç cümlede hakem Suat Arslanboğa için yazalım, süper lig hakemi olmadığını belli etti dün akşamki mücadelede. Kendisini İngiltere ya da İspanya’da sanıyordu sanırım. Yaptığı bariz hatalardan dolayı kendisini tebrik ediyorum. Yerde yatan üç kişiyi görmezden gelip müdahaleleri es geçip oyun oynatma isteğini anlayamadım. Vederson’a gösterdiği ikinci sarı kart ise tam bir facia, halbuki Vedo’nun önceki pozisyonda bariz topu elle kesmesine sesini çıkarmayan hakem, bir sonraki olmayan pozisyonda faul çalıp üstüne ikinci sarı kartı vermesi hepimizde şaşkınlık yarattı. Verilmeyen penaltı, verilen tartışmalı kararlardan dolayı kendisini tebrik ediyorum, inşallah kendisine ders çıkarır bu hataları tekrarlamaz.
Dün akşamki en güzel görüntüler ise,
Tribün şovları; tartışmasız Türkiye’de bu işi en güzel yapan tribün biziz. Herkesi tebrik ediyorum.
Maç sonu; maçın bitiş düdüğü ile tribünlerden galibiyete rağmen yükselen ‘Futbolun Katili Türk Hakemleri’ tezahüratı çok yerindeydi.
Ve Ertuğrul Hocanın ilk defa maç sonu tribünlere gelip ‘Güzeller İçinden’ ve ‘Övünmekte’ tezahüratlarını takım ile birlikte tribünler önünde söylemesi görülmeye değerdi.
Uzun süren İ.B.B. çelmesinden kurtulduk ve bu sene ilk defa kırılma adına yaşanan bir maçtan galip ayrıldık. Takımdaki bu kazanma istediği ve savaşçı ruh Samsunda da inşallah devam eder ve oradan da galibiyetle ayrılırız.
Direk konuya bodoslama dalayım bende, bugün Ertuğrul Hoca’nın basın açıklaması 15.30’da BSTV de yazısını ilk gördüğümde aha dedim bir şeyler kopacak bu sefer. İş yerinde olmam dolayısı ile açıklamayı canlı olarak takip edemedim birkaç dakika geçtikten sonra internetten izledim ve adeta dondum kaldım açıklamalar karşısında.
Hocam; anlıyorum seni, çok yıprandın. Başarı varken her şey daha güzel ilerliyordu, belki de kazanılan puanlar, ortaya konan oyun ve elde edilen başarılar insanların ‘doğru zamanı kollamasına’ mahal veriyordu, eleştiri olmayınca doğal olarak sende kendini daha huzurlu ve daha mutlu hissediyordun. Demek ki o insanlarında kolladığı doğru zaman gelmiş çatmış ama neyse…
Çevremdeki insanlar seni ne denli sevdiğimi, sana ne denli saygı duyduğumu çok iyi bilirler şimdiki yazacaklarımı keşke yüz yüze söyleme imkanım olsa da daha rahat ifade edebilsem kendimi. Umarım bir şekilde görürsün bu yazıyı ya da inşallah bunları biliyorsundur diyelim…
Bursa çok zor bir şehirdir hocam, bununda bence nedeni her şehirden, bir çok milletten insanın ortak noktaymışçasına Bursa’da buluşmasıdır. Komşun kendine yeni bir ev alır, yüzüne karşı hayırlı olsun denir fakat içten içe kahrolur karşındaki komşun. Yeni bir araba alırsın yüzüne karşı çok güzel-hayırlı olsun derler fakat bir bakarsın ki lastiği bile patlatmışlar. Şampiyon olursun herkes güler eğlenir, mutlu olur, sevinir, 60 yaşındaki adam bile saçma sapan hareketler yapar fakat gün gelir olmaması gereken bir şekilde –bugüne kadar hiç ağzını açmamasına- rağmen, üstüne zamanlama hatasınıda ekleyip konuşmaya başlar. Biz diyorduk hocam ‘şampiyonluğu İstanbul hazmedemedi’ diye, son zamanlarda bakıyorum da Bursa’mızda bile şampiyonluğu hazmedemeyen insanlar doluymuş meğer.
Hocam benim sana olan saygımda sevgimde aldığın bir teneke parçasından ibaret değil. Benim sana olan saygımda sevgimde ‘benim gibi düşünen, benim gibi yaşamaya çalışan, anlayan ve anlatmaya çalışan, camdan değil CANDAN ADAM’ olduğundan kaynaklanıyor. Zamanında senin için birkaç bir şeylerde karalamıştım şimdi tekrar onları sıralamayacağım, bu yüzden tek sözüm sen sen ol bizde kal CANDAN ADAM!
Dedim ya hocam ben seni anlıyorum diye, 2 ocak 2009 yılında attığın imzadan sonra yaşanılan bir dönemlik puan durumunda ikinci sıradaydın. Bir sonraki sezon hayalimizi gerçeğe dönüştürdün şampiyon olduk. Sonraki sezon hiç bulunmadığımız başka bir alana Uefa ligine katılmaya hak kazandık. Bunların hiç biri tesadüf değildi be hocam, hepsini sen başardın, topçular başardı, biz taraftarlar başardık yani kısacası hep beraber başardık.
Bunca başarıdan sonra insanın doğasında olan ‘alışma alışkanlığı’ Bursa’da da boy gösterdi ve insanlar seri galibiyetlere, kazanılan maçlara ve unutulan mağlubiyetlerle, kötü giden bir sezonda gün yüzüne çıkmaya başladılar. Peki sorarım sana hocam, şampiyonluğa oynarken neden bunlar yoktu? Hiç mi düşünmedin bunları Allah aşkına?
Bursa her şeyi çok bilir hocam, her şeyi duymayacaksın idare edeceksin birazda bazı kesimleri. Sen sen ol hocam, cebi boş ama yüreğini hiçbir varlığın satın alamayacağı taraftarı dinle ve sonsuza kadar olan söylemi Nisan ayında sonlandırma. Bu şehirde sonsuz ne Nisan’dır ne de Haziran. Sonsuz dedik mi sonsuzdur yani sonunu ne sen bileceksin ne de ben…
Hocam hem ülke futbolu hem Bursaspor zor günler geçiriyor her şeyin farkındayız. Senin işinde hiç kolay değil be hocam. Oraya koştur, buraya koştur, sürekli Özlüce’ de Bursaspor’un geleceği için çalış, millet eşiyle, sevgilisiyle, arkadaşlarıyla gezip-tozup zaman geçirirken, sen eşini ve çocuklarını zar zor görebil. Haftada 2 maç zorunda kal, belki de seslerini duymayı bile unutuyorsundur.
Neyse hocam, biraz toparlamak gerekirse, bu sene bir şekilde bitecek. Türkiye Kupası gelirse ne ala, gelmezse de canın sağ olsun, amaa şunu bil o kupa gelirse de yine herkesin sesi kesilir hocam. Taraftar her koşulda senin arkanda, çünkü biz bu takımı seri galibiyetlerle sevmedik ki bu zamanda bırakıp gidelim. Biz alışığız son gülen olmaya. Yeter ki sen kafanı topla hocam…
Geçmişte dediğin gibi; ‘Transfere para harcamayacağız, transfere vereceğimiz parayı futbolculara dağıtıp, onlara güvendiğimizi belirteceğiz’ bu cümleden sonra gelen tek adam Iglesias. Fenerbahçe kupa maçından sonra; ‘3-0 herşeyin bittiği anlamına gelmiyor, bunun Bursa’sı da var:’ , ‘Bizi buralara bu arkadaşlar getirdi,daha ileriye de onlar taşıyacaktır’. Her koşulda inancımız sonsuz sana hocam. Şu sene bir bitsin, seneye daha güzel günler bizleri bekler.
Son olarak Bursa bir Ertuğrul Sağlam, Ertuğrul Sağlam’da bir Bursa’yı çok zor bulur. Yazık etme Bursaspor’un gerçek sahiplerine. Unutma ki taraftarın tek sözü ‘SONSUZA KADAR’
O’nsuz değil, SONSUZ!